Pazar, Mayıs 20, 2012
Share to Facebook Share to Linkedin 

Yok oluşa karşı direniş: 2010 Uluslararası Biyoçeşitlilik Yılı

Evren Toparlak, Aslı Kurtuluş

6135

 

 

 

 

 

 

 

 

Küresel iklim değişikliği, ülkelerin karbon salımı tartışmaları ve Kopenhag Zirvesi ile geçen 2009 boyunca, ekosistemin korunması ve dünyanın hızla yok olan biyoçeşitliliği gündemin gölgesinde kaldı. Fakat biyoçeşitlilik konusu, 2010 yılında 'Biyolojik çeşitlilik hayattır, biyolojik çeşitlilik hayatımızdır' sloganıyla tekrar dünyanın gündemindeki ana maddelerden birisi olacağa benziyor. Birleşmiş Milletler 2010 yılını 'Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı' ilan ederek uluslararası topluluğun ve kamuoyunun dikkatlerini bu hassas konuya çekmeyi amaçlıyor.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, '2010 Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı' ile ilgili olarak Ocak ayında yaptığı basın açıklamasında hem tehlikeye dikkat çekti hem de 2010 yılının neden biyoçeşitlilik yılı seçildiğine dair ipuçlarını verdi. Bu yılın seçimi tesadüfî değil, arkasında iyi niyetle yapılmış uluslararası anlaşmalar ve yerine getirilememiş vaadler yatıyor. Ban Ki Moon açıklamasında, "İnsan faaliyetleri son 50 yılı aşan bir süre içinde biyoçeşitlilik üzerinde geri dönülemez bir yok oluşa sebep oldu. Türler, doğal oranlarından binlerce kat daha hızı yok oluyor, bu yok oluş iklim değişikliğiyle de birleşiyor. Dünya liderleri 2002 yılında, biyolojik çeşitlilik kaybını 2010 yılına kadar azaltmak için anlaşmaya vardı. 2010 biyoçeşitlilik hedefi, Binyıl Kalkınma Hedefleri ile birleşti, ancak hedefe ulaşılamadı. Biyolojik Çeşitlilik Projesi'nin başarısızlığı bir uyarı olmalı. Yeni bir vizyona ihtiyacımız var," dedi.

Sekiz yıl önce konulan hedef

Biyolojik çeşitliliğin yok oluşunun dünya üstündeki etkilerinin farkına varılması, BM Biyoçeşitlilik Sözleşme müzakerelerinin başlamasını sağladı. BM Biyolojik Çeşitlilik Çerçeve Sözleşmesi, 1992 yılında Brezilya'nın Rio De Janerio kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'da imzaya açılmıştı. Fakat, 2010 hedeflerinin belirlenmesini sağlayan süreç 2001 yılında Avrupa Birliği'nin girişimleriyle başladı.

İsveç başkanlığında, 2001 yılında Göteborg şehrinde düzenlenen toplantıda, AB devlet başkanları, AB sürdürülebilir kalkınma stratejisinde uzlaşmaya vardı. 2010 biyoçeşitlilik hedefi, doğal kaynakların korunması ve yönetimi kavramları ilk kez bu tarihte ana amaçlar haline geldi. 2010 yılına kadar biyolojik çeşitliliğin yok oluşunu durdurma doğrultusunda bir amaç da bu toplantıda belirlendi.

Bir yıl sonra 2002 yılında, Johannesburg Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi'nde, Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Sözleşmesi'nin (The Convention on Biological Diversity, CBD) 188 üyesi, mevcut biyolojik çeşitlilik kaybının hızını 2010 yılına kadar önemli oranda azaltmak üzere bir 2010 küresel hedefi kabul etti. Bunu, sonraki yıllarda atılan diğer adımlar takip etti. 2003 yılında BM Avrupa Ekonomik Komisyonu'nun (UNECE) 51 üye ülkesinden çevre bakanları, delegasyon başkanları Avrupa için Çevre Biyoçeşitlilik 5. Bakanlar Konferansı'nda Kiev kararlarını kabul edip tüm seviyelerde biyolojik çeşitlilik kaybını durdurma hedefini destekleme kararı aldı.

2006 yılında Brüksel'de toplanan Avrupa Komisyonu'nda, 'Biyolojik çeşitliliğin kaybının 2010'da durdurulması ve sonrası' başlıklı bildiri ve 2010 Biyoçeşitlilik hedefi, 10 ana amaç ve detaylı bir eylem planıyla birlikte kabul edildi. Planda üye devletler ve Avrupa Topluluğu'nun sorumluluğunda 150'den fazla somut eylem bulunuyordu.

Almanya'da 2007 yılında toplanan G8 Çevre Bakanları ise, 2010 hedefine ulaşmak için gelecek yıllarda çabalarını artırmaya karar verdi. G8 ülkelerinden biyoçeşitliliğin küresel ekonomik faydalarının analizi ve biyoçeşitlilik kaybının maddi zararları analizi için çağrı yapılarak, korumada maliyet etkinliği analizinin yapılması istendi. Aynı yıl New York'ta, 2010 biyolojik hedefi Binyıl Kalkınma Planı'yla bütünleştirildi ve uluslararası topluluk 2010 yılının 'Uluslararası Biyoçeşitlilik Yılı' ilan edilmesi konusunda anlaştı.

6077

2010 için planlananlar

2001 yılında başlayan süreç sonunda, 2010 biyoçeşitlilik hedeflerine, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un ifade ettiği gibi, "erişilemedi". Bu yıl biyoçeşitlilik bir kez daha hedefler, amaçlar ve yapılması gerekenlerle dünyanın gündemine gelecek. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Sekreterliği (CBD), faaliyetleri hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yürütecek.

Örneğin, Eylül 2010'da açılışı devlet başkanları tarafından yapılacak BM Genel Kurulu'nda biyoçeşitlilik ve kalkınma konularına bir bölüm ayrılması kararlaştırıldı. Nogoya Biyoçeşitlilik Zirvesi öncesi toplanacak kurulda, BM Biyoçeşitlilik Sözleşmesi'nin uygulanması için yeni bir stratejik plan oluşturulmasında dünya liderlerine düşen sorumluluk ve gereklilikler vurgulanacak. Konuyla ilgili asıl büyük organizasyon, Japonya'nın Nagoya kentinde Ekim 2010'da gerçekleşecek Biyolojik Çeşitlilik Toplantısı olacak. Toplantıda, 2010 yılı sonrası için biyoçeşitlilik hedefleri belirlenecek. Ayrıca BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'ne (IPCC) benzeyen, biyoçeşitlilik ve ekosistemler konusunda Hükümetlerarası Bilimsel Politika Platformu oluşturulması planı da gündem dahilinde yer alıyor.

Hükümetler, sivil toplum örgütleri, özel sektör, biyoçeşitliliğin korunması için bir takım ortaklıklar kuruyor, uluslararası anlaşmalar yapıyor, çaba harcıyor. Peki biyolojik çeşitlilik nedir ve neden bu kadar önemli? Sayılar bu konuda ne diyor?

Biyoçeşitlilik Hayattır! Biyoçeşitlilik Hayatımızdır!

Bugün dünyadaki milyonlarca farklı biyolojik türün çeşitliliği milyarlarca yıllık evrimin ürünüdür.

Tüm organzimaları, türleri, popülasyonları ve bunların karmaşık ekosistem ve komünitelerini ve bunlar arasındaki genetik çeşitliliği kapsayan biyoçeşitlilik yeryüzündeki yaşamın çeşitliliğidir. Ayrıca biyoçeşitlilik genlerin, türlerin ve ekosistemlerin birbirleriyle ve çevreyle olan etkileşimini de kapsar.

Biyolojik çeşitlilik genelde üç düzeyde ele alınır. Genetik, tür ve ekosistem çeşitliliği.

Genetik çeşitlilik yaşayan tüm canlı türlerinin içerdiği farklı genlerdir.

Tür çeşitliliği birbirinden farklı tüm türleri ifade eder.

Ekosistem çeşitliliği ise bir ekolojik birim olarak karşılıklı etkileşim içinde olan organizmalar topluluğu ile fiziksel çevrelerinin oluşturduğu bütünle ilgilidir. Tüm farklı habitatları, biyolojik komüniteleri ve ekolojik süreçlerin yanısıra bireysel ekosistemlerin içindeki varyasyonları içerir.

6090

Sayılarla Günümüzde Biyolojik Çeşitlilik

Çoğu insan müdahalesiyle olmak üzere türlerin soylarının tükenme hızı, bilinen jeolojik tarihe göre en yüksek durumda.

1987 yılında Amerika'da kurulan sürdürülebilir kalkınma ve biyolojik çeşitlilik alanlarının korunması ve belirlenmesi alanlarında çalışmalar yapan Uluslararası Koruma'nın (Conservation International, CI) tahmini her 20 dakikada bir bir türün yok olduğu yönünde.

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) bugünkü türlerin yok oluş oranının doğal yok oluş oranından 1,000 kat daha fazla olduğunu belirtiyor.

Uzmanların hesaplarına göre tüm türlerin % 0.01 ila 0.1 i her yıl yok olamaya devam ediyor. Oranlar küçük gibi görünse de bu gidiş durdurulmazsa yeryüzündeki yaklaşık 100 milyon türden her yıl 10,000 ila 100,000 tür tükenmeye devam edecek.

Biyolojik Çeşitlilik Kaybının Ana Nedenleri

Habitat kaybı, ekosistem kompozisyonunda değişiklikler, istilacı yabancı türler, kaynakların sömürü düzeyinde kullanımı, kirlilik ve küresel iklim değişikliği biyolojik çeşitliliğin hızla yok olmasının başlıca nedenleridir.

6186

Neden Önemli?

Biyolojik çeşitliliğin korunması temiz, sürekli su akışı, selden ve kasırgalaradan korunma ve istikrarlı bir iklim gibi insanlığın temel gereksinimlerini karşılamayı sağlar. Biyolojik Çeşitlilik insanlığın refahı için gerekli olan yaşam destek sürecini sürdürebilme yeteneğinin göstergesidir.

Kültürel çeşitlilik ve biyolojik çeşitilik birbirleriyle yakından ilişkililer. Birini kaybettiğimizde diğerini de kaybetme riskiyle karşı karşıyayız demektir.

Biyolojik Çeşitlilik kaybı tehlikelidir ve sonuçları insanlık için ağırdır.

Ocak-Mart 2010

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama