Pazar, Mayıs 20, 2012
EDİTÖRDEN | Çevrenin Yereldeki İzdüşümü
Share to Facebook Share to Linkedin 

Çevrenin Yereldeki İzdüşümü

Nafiz Güder

"...siyaset , gerçekten tüm bileşenleri, alanları ve boyutlarıyla yaşamı düzenleme uğraşısı ise bu uğraşının herhangi bir nedenle yalnızca adaylara ve siyasal partilere bırakılması anlamlı bir tutum olmaz. Hiçbir oyun yalnızca bir tarafla oynanmaz; oynanabilir mi ? Kaldı ki, yerel yönetim seçimleri, bireysel ve toplumsal yaşamı doğrudan ilgilendiren karar süreçlerini biçimlendirebilecek ilk adımlardan birisidir" Bu saptamayı yapan, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği'nden Yücel Çağlar "politika oluşturma, yalnızca politikacılardan beklenecek bir süreç değil" diyen bu sayımızın söyleşi konuğu Korhan Gümüş ile benzer düşüncede.

Yeşil Ufuklar'ın okuyucuları anımsar; 2007 genel seçiminden önce, hem siyasî partilerin çevreye yaklaşımlarını, hem de çevre örgütlerinin partilerden taleplerini irdeleyen REC Türkiye araştırmalarına dergimizde yer vermiştik. Yerel seçimler nedeniyle bu sayımızın bir bölümünü yine çevre, sürdürülebilirlik ve STK'ların seçime odaklı girişimlerine ayırdık.

Çevre ve yerel yönetimler konusu neden mi önemli? Yerel yönetimlerin çevre alanında daha fazla yetki ve sorumluluk üstlenmesini, yeni kaynaklarla desteklenmesini sağlamak için Büyükşehir Belediyeleri, Belediye ve İl Özel İdareleri kanunlarında 2000'lerin ilk yarısında değişiklikler yapıldı. Çevre ile ilgili yasal düzenlemelerin gerçek hayattaki izdüşümü olan yerel yönetimler, çevresel süreçlerde daha ağırlıklı bir rol üstlendi. 2009 yerel seçimlerinin çevre açısından böyle bir anlamı da var.

Peki çevre STK'ları, artan çevre-yerel yönetim ilişkileri bağlamında 2009 seçimlerine nasıl bakıyor ve ne tür etkinlikler planlıyor? REC Türkiye'nin sorduğu sorulardan biri buydu. Okuyucularımızın anımsayacağı gibi, 2007 seçimi öncesi yaptığımız araştırmada bir çevre vakfının yöneticisi, "çevreci STK'lar arasında asgâri müştereklerin çok olduğunu ancak bu seçimlerde geç kalındığını," ifade etmiş, "gelecek seçimler için şimdiden bütün çevre STK'larının bir komisyon oluşturup öneriler paketi hazırlamasını," teklif etmişti. Yerel seçimler öncesindeki tabloya baktığımızda, bu teklifin hayata geçirilmiş olduğunu ve çevre sahasında çalışan sivil örgütlerin ortak bir hareket oluşturduğunu görmeyi isterdik. Ancak, REC Türkiye ekibinin doğrudan bağlantı kurduğu veya İnternet sitelerini taradığı ulusal veya yerel ölçekte çalışan 100'ü aşkın STK'nın, tekil girişimler dışında ortak bir program oluşturamadıklarını gördük. Seçim yaklaştıkça tekil girişimlerin çoğalacağını varsaysak bile, ortak ve etkili bir hareket başlatılması yönünde bir belirti yok.

Temas kurduğumuz yerel örgütlerden Karaburun Yarımadası Yerel Gündem 21, somut bir program uyguluyor. Örgüt, bölgedeki belediye başkan adaylarının çevreye bakışını sorgulamanın yanı sıra, kendi çevresel taleplerini somut örneklerle ifade ediyor ve bazı yerel çevre sorunlarının çözümü için yerel yönetimlerle işbirliği yapıyor. Karadeniz doğa örgütlerinin oluşturduğu KarDoğa Federasyonu bölgedeki her ilin çevre sorunlarının çözümü konusunda adaylara yönelik, ‘Söz ver başkan' başlıklı bir kampanya hazırlığında.

Yine yerel ölçekte faaliyet gösteren Diyarbakır Çevre Gönüllüleri Derneği, bölgedeki diğer öncelikler çevreyi arka planda bırakmasına karşın, adayların kesinleşmesiyle birlikte, adaylar ve siyasî partilerin çevresel projelerinin neler olduğunu medya aracılığıyla topluma açıklamalarını talep etme hazırlığında.

Ulusal ölçekte Greenpeace Akdeniz Ofisi, somut bir girişim hazırlığında. Örgüt, taleplerini duyurmanın ötesinde, küresel iklim değişimine karşı yerel yönetimlerin önemini vurgulamak için, adayların kullanımına sunacağı ‘iklim dostu enerjiye geçme' konulu bir kılavuz hazırlayacak. Kılavuz, ‘Güneş için Belediye Başkanları' girişimine katılmak isteyen başkan adaylarının talebiyle hazırlanıyor. Girişim, yerel yönetimlerin iklim değişimi ile mücadeledeki işlevini dünyadaki başarılı örnekleri de vererek vurgulayacak.

Bilinçli hazırlanan örgütlerden biri de Doğa ile Barış Derneği. Dernek, hem çevre kirliliğine hem de kaynak israfına yol açan tanıtım malzemelerine karşı bir kampanya başlatacak. Kampanya; "bayrak ve benzeri tanıtım malzemelerinden etkilenerek olumlu oy veriyor musunuz?" sorusuna yanıt arayan bir anket, başkan adaylarına yönelik standart bir uyarı yazısı, ve halkın adaylara soru sorabileceği, ‘Nasıl bir belediye başkanı istiyorsunuz?' konulu toplantı ve paneller olmak üzere üç aşamadan oluşacak.

En eski çevre kuruluşlarından Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, başkanların belediye sınırları dışında da hizmet vermesine olanak sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmasından yana. Derneğin seçime yönelik çalışmaları, imkân ölçüsünde adaylarla temas kurmak ile sınırlı.

Buğday Derneği seçim öncesinde, son yıllarda uzmanlaştığı ekolojik pazar konusunu ön plana çıkaracak. Buğday, sürdürülebilir bir çevrenin önemli unsurlarından olan yerli tohumların ve ekolojik tarımın yaygınlaşmasını sağlayacak ekolojik pazarların gelişmesinde belediyelere büyük sorumluluk düştüğü inancıyla adaylara yönelik bir öneriler listesi hazırlıyor. Öneriler arasında, kırsal kalkınma ve kırsalda yerinde istihdam sağlamak; Buğday'ın ekolojik pazar girişiminin ulusal bir standart haline gelmesini desteklemek; üreticiye ve tüketiciye yatırım yapmak; yerel yönetim bölgelerinde bu standartta pazarları teşvik etmek için ücretsiz pazar yeri sağlamak ve lojistik destek vermek gibi talepler olacak.

Yerel seçim öncesinde en somut programlardan birini, seçim öncesi kampanya konusunda hayli uzun bir geçmişe sahip Doğal Hayatı Koruma Derneği oluşturuyor. Program, adayların çevre koruma politikasına ve ilkelerine sahip olmasının, seçim bölgelerindeki koruma alanlarının artırılmasına destek vermesinin, STK'lar ile işbirliği yapmasının önemini vurgulayacak. DHKD'nin; başta üyeleri olmak üzere toplumla birlikte gerçekleştirmeyi hedeflediği eylem planı, bir basın bildirisi hazırlamak, bunu hem ulusal hem de derneğin gönüllü koordinatörleri aracılığıyla yerel medyaya iletmek; başkan adaylarına hitaben yazılmış ve web sitesine de konacak örnek bir talep mektubunu DHKD üyelerine göndererek bu mektupların imzalanması ve başkan adaylarına iletilmesini teşvik etmek; ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylarına da DHKD olarak bir mektup göndermek gibi adımlardan oluşuyor.

Doğa Derneği, seçimler öncesinde ‘Çocuklarım için en iyi belediye başkanı hangisi?' başlıklı bir soru listesi hazırlayacak. Dernek, seçmenleri, oy vermeyi düşündükleri başkan adaylarına, doğa ve sürdürülebilirlik konusunda neler yapacaklarını sormaya davet edecek. Listede, doğal alanların korunması, atık yönetimi, enerji ve su tasarrufu, ekoturizm, sokak hayvanlarının korunması gibi konularda sorular bulunacak.

Yeşil Adımlar Çevre Eğitim Derneği, yaygın bir kampanya yürütmemekle birlikte, başkan adaylarından beklentilerini dile getiren bir liste sunacak. Listede, su havzalarının korunması, çocuklar ve gençler için doğa eğitim parklarının oluşturulması, toplu taşımanın geliştirilmesi, katı atıkların ayrıştırılıp geri kazanılmaı, yeşil binaların desteklenmesi talep edilecek.

Yeşil Ufuklar yayıma hazırlandığı sırada WWF Türkiye henüz resmi bir girişimde bulunmamıştı; ancak verdikleri bilgiye göre, tüm partilerden öncelikle katı atık ve gürültü kirliliği yapmayan, ayrıca günün ekonomik koşullarını göz önüne alan seçim kampanyaları talep etme hazırlığı içindeydi; ayrıca, adaylardan, seçildikleri takdirde kentleri ve yerleşimleri iklim değişimine hazırlama görevini üstlenmelerini istemeyi planlıyordu.

Türkiye Çevre Platformu, hazırladığı 13 maddelik ‘Yerel Yönetimler Bildirgesi'nde, enerjiden yeşil alanlara, su kaynaklarından atık yönetimine dek bir dizi konudaki talebini dile getirecek.

"Çevre konusunda seçmenden yeterince talep var mı?" sorusunu sorduğumuzda ise, 2007 seçimindekinden daha farklı bir durum görmüyoruz. Yücel Çağlar'ın saptamasıyla, "Anayasa'da yer alan çevre ile ilgili yaptırımların nasıl uygulanacağı yaşamsal önemde bir karar alanı olduğu halde, ne siyasal partiler ve dolayısıyla da adaylar, ne de seçicilerin çoğunluğu bu yalın gerçekliğin ayırdında. Çünkü, görünüşe bakılırsa, ne siyasal partiler ne de adayları bu soruyu nasıl yanıtladıklarını açıklama gereğini duymuyor. Peki, seçiciler duyuyor mu? Yine görünüşe bakılırsa, hayır, çoğunlukla duymuyor!"

Çevresel taleplerin siyaset dünyasına taşınması görünüşe göre iki yönlü bir döngüye bağlı: çevre örgütlerinin daha bilinçli ve etkin bir seçmen kitlesi oluşturma yönünde daha fazla çaba göstermesi; somut çevresel talepleri olan seçmenlerin de çevre örgütleri kanalıyla siyasî aktörler üstündeki etkilerini artırmaları.

Ekim-Aralık 2008

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama