Pazar, Mayıs 20, 2012
EDİTÖRDEN | İnsana yapılan yatırım
Share to Facebook Share to Linkedin 

İnsana yapılan yatırım

Pavel P. Antonov

İster bir yer, ister bir iş, ister hayatın bir evresi olsun, bir şeyleri geride bırakmak, insanın önemsediği konular hakkında daha açık konuşabilmesi için bir özgürlük hissi verir. Bu bağlamda, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) görevini tamamlayan başkanının veda sözlerine değinmeye değer. Bankanın en üst makamına2000 yılında gelen Jean Lemierre, bu süre zarfında bankayı en katı eleştirenlerin bile saygısını kazandı; bu başarısında, yetkiyle çalışan bir bankanın ne yapıp ne yapmaması gerektiğine dair farklı görüşleri dengeleme becerisinin özellikle payı vardı.

675-YU-4-3
Sıcak Karşılama: Ukrayna başbakanı Yulia Tymoshenko, EBRD'nin veda eden başkanı Jean Lemierre'i bankanın Mayıs'ta düzenlenen yıllık toplantısında karşılıyor.EBRD'nin istikrarlı bir ekonomi ve işleyen bir demokrasi olarak tanımladığı Ukrayna'nın, çözmesi gereken önemli siyasi, toplumsal ve çevresel sorunları var.(Fotoğraf: EBRD)

EBRD’nin yıllık toplantılarının Kiev’de düzenlenen sonuncusu, bankanın 1991’den beri yatırım yaptığı bölgenin çelişkilerle dolu fotoğrafını gözler önüne serdi. Birkaç istisna dışında, eski Sovyet bloğundaki ülkelerden çoğunun ekonomisi yükselişte. Bankanın piyasa ekonomisi alanındaki en iyi öğrencisi olan Çek Cumhuriyeti, 2007’de resmen ‘mezun’ olarak Orta Avrupa’nın ‘2010 Sınıfı’ndaki diğer ülkelerine de öncülük etti. Ancak, asıl çarpıcı değerler daha da doğudan geliyor; 2008 için %20’lik büyüme öngören Azerbaycan gibi.

Lemierre, veda için düzenlediği basın toplantısında bir bankacıdan beklenmedik şekilde, yalnızca sayılardan değil insanlardan da söz etti. Bunun nedenlerinden biri belki de, bankanın kısa süre önce yürüttüğü ‘Geçiş Sürecinde Yaşam’ başlıklı araştırmanın, geçiş süreci sonunda bölgedeki çoğunluğun yaşamının iyileşip iyileşmediğinin net olmadığını ortaya koyan sonucuydu.Bu sonuç, EBRD’nin bölgede ekonomi alanında çizdiği parlak tabloya önemli gölge düşürüyor.

Memnuniyet seviyeleri ülkeden ülkeye değişiyor, ancak genel bir hayal kırıklığı hissi ortada. Araştırmaya göre, hayal kırıklığı sadece yeni yollar, daha yüksek ücretler ya da alım gücü konusunda değil; daha çok, ekonomik geçişe rağmen yaşam koşullarının hemen hiç değişmemesi –hatta daha da zorlaşmasından kaynaklanıyor. En önemli etkenlerden biri, bölgeye has ve birçok ülkede 1989’dakinden daha fazla olduğu düşünülen yolsuzluklar. Siyasetçilere, kamu görevlilerine ve hem şehirlere duyulan güven azalmış durumda; öte yandan genel talep, sağlığa, eğitime ve sosyal yardımlara daha fazla yatırım yapılması yönünde.

 

Hükümetler olumlu makroekonomik göstergeler sunsa da, geçiş süreci olarak adlandırılan dönem, bölgede yaşayan birçok insan için sancılı ve sürekli bir günlük gerçeğe dönüştü. Tezat belki de en çok, ekonomik büyüme ve piyasa ilkelerinin; insan hakları, iyi yönetişim ve işleyen bir demokrasiye hemen hiç yansımadığı eski Sovyet toplumlarında görülüyor. Fakat benzer sorunlar, yolsuzlukla mücadelede hâlâ somut ilerleme kaydetmeye ve Avrupa’nın hukukî normlarına uyum sağlamaya çalışan Bulgaristan ve de sürüyor. Transparency International’ın kısa süre önce yürüttüğü araştırmaya göre yolsuzluk, son beş ilâ on yıl içinde Macaristan’da da arttı. Yabancı yatırımın akın ettiği bölgede akıllara şu soru geliyor: Kârlılık, bütün bu sosyal ve çevresel bedellere değer mi?

EBRD’nin misyonu başından beri demokrasi ile serbest piyasa arasında bağlantı kurmak olmuşsa da; banka bugüne dek otoriter olarak nitelenen ülkelere, çevreci ve toplumsal eylemcilerin eleştirdiği projelere de yatırım yaptı. Ancak Lemierre, eski kuruluşunun, “EBRD için değil bölgenin insanları için standartlar koyduğu,”konusunda ısrarlı.

Standartlar oluşturmak, özellikle yerel yöneticilerin bunu başaramadığı veya buna isteksiz olduğu toplumlarda çok önemli. Doğa koruma da dâhil, birçok sektörün AB üyelik sürecinde öğrendiklerinden biri de tamı tamına buydu. Kamu bankaları ile uluslararası finans kurumlarının buradaki rolü çok önemli, özellikle de AB üyeliğini hedeflemeyen ülkelerde. Yatırımcıları, toplumsal, çevresel ve güvenlikle ilgili ilkelere uymaya zorlamak, hem yaşam kalitesinde hem de kurumların hesap verebilirliğinde kayda değer değişimler gerçekleştirebilecek az sayıdaki etkenden biri.

EBRD, çevresel ve toplumsal politikalarında kısa süre önce yaptığı yenileme kapsamında, bölgedeki müşterilerine uygulamayı planladığı kurallara dair geri bildirim alabilmek için takdire şayan bir çaba sarf ediyor. Macaristan Çevre Bakanlığı’ndan Tibor Farago, EBRD’nin bu açıdan iyi bir örnek oluşturduğunu ve yatırım kurumlarının daha sıkı kurallar ve daha çok sorumluluk taşıyan uygulamalar benimseyeceği bir sürece katkıda bulunmayı sürdürmesi gerektiğini belirtiyor. Bununla birlikte, CEE Bankwatch yaptırım grubundan Klara Sikorova’ya göre, yenilenen bu politika tatmin edici değil, hatta bazı alanlarda bankaya, sorumluluğunu yerel yatırımcılara ve ulusal düzenleme kurumlarına devretme kolaycılığı sağlıyor.

Lemierre’in son sözleri, “finansal türbülans, enflasyon, siyasî tartışmalar ve bunlara bağlı belirsizlikler,”olarak tanımladığı oynaklıkla ilgiliydi. EBRD’ye veda eden başkan, kendini bölgenin istikrarına adamış ve bunu pekiştirecek güçlü bir kuruluş olma sözü verdi ki istikrarın gerçekten hayatî önem taşıdığı düşünülürse, halefi adına iyi bir söz verdiği söylenebilir. Ancak bu istikrar, sadece kazanç ve yatırımların değil; güçlü bir demokrasi, toplumsal haklar, insan hakları, hukukun üstünlüğü -ve tabii ki çevreyi korumanın- yararına bir istikrar olmalı.

Temmuz-Eylül 2008

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama