Farklı bir dünya
Nathan JohnsonEksikliklerine rağmen Kopenhag çok önemli bazı dersler verebilir
Geçen Aralık ayındaki Kopenhag küresel iklim değişikliği zirvesinden açıkça ortaya çıkan şey, 1997 de Kyoto Protokolü'nün benimsenmesinden beri ne kadar çok şeyin değişmiş olduğudur. İklim bilimi daha gelişmiş seviyelere ulaştıkça ve iklim değişikliğinin üstesinden gelmek için oluşturulan siyasi stratejiler daha incelikli nitelikler kazandıkça, Kyoto'dan beri çok devletli iklim değişimi müzakereleri gitgide daha da karmaşık hale gelmiştir. Kopenhag da elde edilen sonuçlar gösteriyor ki, mevcut sürecin yeterli sonuçlar üretebilmesi bakımından çok karmaşık hale gelmiştir.
O zaman, belki de menfaatler yararına olsun diye 'Danimarka metni' adıyla anılan metin taslağı, çok beklenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı 2009 (COP-15) öncesinde hazırlanmıştı. Bu gizli taslak anlaşmanın sızdırıldığı İngiltere'nin Guardian gazetesi, 8 Aralık günkü neşredilen sayısında, metnin 'mutabakat grubu' olarak bilinen bir grup birey tarafından üzerinde çalışıldığını, ama anlaşıldığı kadarıyla, bu gruba Ingiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Danimarka'nın da katıldığını ve de tamamlandıktan sonra sadece çok az sayıda ülkenin temsilcileri ile paylaşıldığını yazdı.
Ardındaki niyet ne olursa olsun, bu metnin tam bir diplomatik hata olduğu anlaşıldı. Görüşmeler öncesinde, sadece daha yoksul olan ülkeleri savunma hattının arkasına çekmekle kalmadı, bu gizli anlaşma BM'nin genel mutabakata dayalı anlaşma sürecinin ruhunu da ihlal etmiş oldu ve de en azından 2005' den beri yürürlükte olup müzakere edilmekte olan metni- diğer bir deyişle, Kyoto Protokolü'ne (AWG-KP)bağlı İlave Taahhütler Geçici Çalışma Grubu EK-1 tarafları ve Sözleşme'ye (AWG-LCA) bağlı Uzun dönem Müşterek Eylem Geçici Çalışma Grubu kapsamındaki metni de baltalamış oldu.
Hem zirvenin yapıldığı mekanlarda hem de Kopenhag sokaklarında hissedilen , gerginlik dolu iki haftanın sonunda, gecenin geç saatlerinde, kapalı kapılar ardında ve iddia edildiğine göre yarım düzine devlet başkanı ve hükümet temsilcileri arasında sert tartışmaların geçtiği oturumun sonunda, Genel Kurul'a sunulmak üzere 'Kopenhag Anlaşması' denilen metin hazırlandı. Avrupa Topluluğu belgeyi onaylarken, daha henüz oybirliği ile onaylanması gerekecek.
Kopenhag metni sonuçta zayıf ve kesin olmayan bir anlaşma ve bazı ülkelerin bunu red etmesinin ana sebebi de bu zaten. Yemek pişirme sanatı benzeşimi yaparsak, anlaşma , kullanılacak miktarların ve malzeme listesinin kısmen verildiği bir yemek tarifine benziyor, ve ne kadar pişirme zamanı gerektiği de belirsiz. Ama gene de, deneyim, sabır, beceri ve bol miktarda siyasi irade ile hayli etkin şekilde kullanılabilir bir tarif.
UNFCCC Yönetici Sekreter Yvo de Boer, "Şimdi bizim üzerinde çalışabileceğimiz ve acil olarak eylemlere başlayabileceğimiz bir paket var" dedi. "Ama şunu açıkça anlamalıyız ki, bu anlaşma bir niyet mektubudur ve kanunen ne yapılması gerektiği kesin değildir." Böylece önümüzdeki zor mesele, Kopenhag da üzerinde siyasi açıdan anlaştığımız konulara dönerek bunları gerçek, ölçülebilir ve doğrulanabilir hale dönüştürmektir.
Şimdi ne?
Çoğunluğun medet umduğu çığır açacak anlaşmanın üretilmesinde Kopenhag'ın başarısızlığına rağmen, iyimser olmak için gerçekten sebep var. Bu sebep de , başarısız olmuş olsun veya olmasın, Kopenhag'ın kendini binlerce aktörle birlikte koskoca bir sahnede ortaya koymuş olmasıdır.
" Beş yıl önce, hatta 3 yıl öncesinde, iklim değişikliğinin küresel lidelerin gündeminin en üst sıralarında yer alacağı kimin aklına gelirdi? " diye haykırdı, REC İcra Direktörü Marta Szigeti Bonifert. "COP-15 ' e gidip katkıda bulunan 100'den fazla Küresel liderlere ve devlet başkanlarına bakın."
"Orta ve Doğu Avrupa Bölgesel Çevre Merkezi'nden(REC) İklim Değişikliği Konu Alanı Proje Yöneticisi Maria Khovanskaya iki ümit verici notu daha dile getirdi: "Birincisi, AWG-LCA direktifinin / yetkilendirme genelgesinin süresi Kopenhag'da sona ermiş olması gerekirdi, ama bu direktifin / yetkilendirme genelgesinin süresi uzatıldı. İkincisi, söylenmesi gereken şey şu ki, ilerde yapılacak anlaşma için hala bir fırsat var."
Peki gelecekteki anlaşmaların koşulları ne olacak? Öncelikle, 'yukardan-aşağıya' güdümlü bir anlaşmanın uygulanabilmesi için epeyce siyasi irade gerekecek. Bu irade, COP-15 süresince yeterli derecede hissedilmedi/mevcut değildi. Aslında sormak gerek, acaba dünyadaki çeşitli siyasi seçim dönemleri, gerçekte iklim değişikliği gibi konularda evrensel ve bağlayıcı görüş birliğine varma yolunda aleyhte mi çalışıyor, lehte mi? Belki de, geri dönüp, mevcut yaklaşımları derinlemesine tekrardan değerlendirme ve bazı önemli kavramsal ve stratejik ayarlamalar yapma zamanı gelmiştir.
Sera gazı emisyonlarının azaltılması için gereken mevcut küresel işbirliği eksikliği sonucu, kendi azaltma çabalarını güçlendirme işi ulusal devletler ve onların taraflarına düşmektedir. Bu nedenle yapılacak en iyi şey, konsolide edilmiş/ birleştirilmiş 'aşağıdan-yukarıya' yaklaşım yoluyla çabaların yeniden yönlendirilmesidir. Yani, yerel, bölgesel ve ulusal stratejilerin geliştirilmesine olabildiğince çok sayıda paydaşların katılımını sağlamaktır. Vatandaş olarak bireyler, topluluklar, ve çeşitli coğrafi ve siyasi kurumlar, ulusal politikaları kalıcı ve etkin bir şekilde etkilemeyi başarabilirler, her ne kadar bu gerçekten kolay bir iş olmasa da. Tüketiciler olarak insanların davranışlarını değiştirmeleri için ikna etme yolunda gösterilen eğitim çabalarına ilaveten doğru türde ve miktarda teknik yatırım gereklidir.
Bu arada, sivil toplum kuruluşları vatandaşlarla devlet organları arasında arabuluculuk yapmada çok sayıda önemli rol oynamaktadır. Bu açıdan, BÇM böyle bir arayüz görevi görmeye uygun şekilde hazırdır. BÇM, yıllardır Yeşil Kutu projesi kapsamında, gençler için çevre eğitimi konusunda çeşitli faaliyetlerde bulunmaktadir. Aynı zamanda, sivil toplum, devlet organları ve bilim camiası arasında çok sayıda bağlantı noktası kurma görevini yürütmektedir. BÇM ayrıca, UNFCCC'nin, farkındalık arttırımı, bilgi paylaşımı ve uluslararası işbirliğini ilgilendiren 6. Maddesi doğrultusunda Bölgesel Odak Noktası olma işlevi gereği paydaşlara destek sağlar.
BÇM adına 18 Aralık'ta COP-15 de bir açıklama yapan Szigeti Bonifert' e göre, Orta ve Doğu Avrupa çapında, "ortak mücadelelerle" karşı karşıya olan çeşitli ülkelerin oluşturduğu bir ağ yoluyla, böyle gayretlere, gerçekten ihtiyaç vardır. Szigeti Bonifert , Kopenhagdaki topluluğa hitap ederek "Orta ve Doğu Avrupa'da ve ötesinde, çeşitli enerji kaynakları grubu içinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını arttırmak ve enerji verimliliği çözümlerini, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını ve sürdürülebilir üretim metodlarını desteklemek ,kritik öneme sahiptir" diye açıklama yaptı. "İklim değişikliği ve Sürdürülebilir Kalkınma ile ilgili eğitim ve farkındalık arttırma faaliyetleri, hükümetler, belediyeler, Sivil Toplum Kuruluşları (STK), iş sektörü ve toplumumuzun genç üyeleri gibi kilit noktalardaki paydaşlar için kapasite geliştirme çalışmaları yanında, iklim değişikliğini bertaraf etme ve yaşamın tüm alanlarında sürdürülebilir kalkınma kavramını teşvik etme çalışmaları da Bölgesel Çevre Merkezi'nin görev alanı içindedir.
"Gerçekten de , BÇM, diğer paydaşlarla ortaklık içerisinde, Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde düşük-karbon toplumlarını destekleme ve teşvik amacıyla önemli bir platform oluşturma yolunda gerekli ağ oluşturma kapasitesine ve uzmanlığa sahiptir. Küresel çapta, bizi bekleyen iklim değişikliği mücadelesi gerçekten ürkütücü ama Kopenhag'dan çıkartacağımız derslerden biri de bu mücadeleye karşılık vermek için her olasılığı araştırmak olmalıdır.
Ocak-Mart 2010
EDİTÖRDEN
- Yeşil Ufuklar yeni bir iletişim mecrasında
- Farklı bir dünya
- Çevrenin Yereldeki İzdüşümü
- İnsana yapılan yatırım
- Kyoto treninin son vagonu
- Orta ve Doğu Avrupa örneği
- Değişimdeki rolümüz
- Küresel düşün, bireysel davran





