Kyoto treninin son vagonu
Nafiz GüderKüresel iklim değişimi ve Kyoto Protokolü sürecini izleyen kişi ve kurumların, “artık treni kaçırıyoruz,” dediği bir noktada, Türkiye sürpriz bir hamle ile Kyoto Protokolü’ne taraf olacağını duyurdu. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 189. taraf olarak Şubat 2004’te katılan Türkiye, o günden beri ‘özel koşulları’nı öne sürerek Kyoto Protokolü’ne taraf olmayı ertelemişti. Protokol’e ‘bilinçli’ olarak taraf olmayan ABD’yi hariç tutarsak, Türkiye bugüne dek, iklim değişimi konusunda bir fikri ya da eylemi bulunmayan bir avuç ülkeyle aynı sınıfta oturuyordu.
Kişi başına CO2 salımı düşük ancak, Avrupa’nın, nihaî enerji tüketimi başına CO2 salımı en yüksek iki ülkesinden biri olan Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne katılması yönündeki tasarının TBMM’ye sevk edilmesiyle, 3 Haziran 2008’den itibaren yeni bir süreç başladı.
Bu vesileyle, geçen sayımızda Türkiye’nin Kyoto yolculuğunda bir dönüm noktası olan Bali zirvesi sonrası süreci irdeleyen makalemizin ardından, bu sayımızdaki kapak konusu kapsamında, Kyoto Protokolü’ne taraf olmanın Türkiye açısından ne anlama geleceğini yetkili ve uzmanların gözünden ve geniş bir perspektiften sunmaya çalıştık.
REC İklim Değişikliği Proje Yöneticisi Maria Khovanskaya, Bali’nin başarısını anlatırken; Türkiye’nin Kyoto yolculuğunun önemli aktörlerinden, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga, Kyoto Protokolü ile birlikte Türkiye’nin yükümlülükleri, kazanımları ve 2012 sonrasıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Cumhurbaşkanlığı Enerji Danışmanı Volkan Ediger, Kyoto Protokolü’nü enerji güvenliğini tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirip yeni bir ufuk açarken; İSTAÇ Sistem Geliştirme Müdürü Dr. Oğuz Can, Türkiye’nin kalkınma hamlesini nasıl daha çevreci ve verimli yatırımlarla sürdürebileceğini anlattı. REC Türkiye İklim Değişikliği Proje Yöneticisi Yunus Arıkan ise, 2012 sonrası senaryolarını ele alarak Türkiye’nin seçeneklerini irdeledi.
Kyoto sürecinin yanı sıra, bugünlerde sıkça gündemimize gelen diğer konuları da bu sayımızda ele aldık. Gazi Üniversitesi Çevre Hukuku Bölümü’nden Süheyla Suzan Alıca, madencilik için her şeyi feda etme anlayışı ile hazırlanan yasal düzenlemelerin doğal çevre üstündeki sonuçlarını Yeşil Ufuklar için inceledi. Kırsal Çevre üyesi Doç. Dr. Yücel Çağlar da, hukukî düzenlemelerin ormanlar üstündeki olumsuz etkilerini, ve bu düzenlemelerin arkasında yatan etkenlerin değiştirilmesi için neler yapılması gerektiğini irdeledi.
Yeşil Ufuklar’ı beğenerek okuyacağınızı ve yararlanacağınızı umuyoruz.
Nisan-Haziran 2008
EDİTÖRDEN
- Yeşil Ufuklar yeni bir iletişim mecrasında
- Farklı bir dünya
- Çevrenin Yereldeki İzdüşümü
- İnsana yapılan yatırım
- Kyoto treninin son vagonu
- Orta ve Doğu Avrupa örneği
- Değişimdeki rolümüz
- Küresel düşün, bireysel davran





