Pazar, Mayıs 20, 2012
EDİTÖRDEN | Orta ve Doğu Avrupa örneği
Share to Facebook Share to Linkedin 

Orta ve Doğu Avrupa örneği

Pavel P. Antonov

alt
Fotoğraf: Mois Moshev
Bir zamanlar Orta ve Doğu Avrupa’daki birçok kişi Batı’ya hayranlıkla bakar, örnek alınacak yer olarak görürdü. Batı Avrupa’nın demokrasileri-isteyerek ya da değil- her ne kadar mükemmellikten uzak ve kendi içinde çözmesi gereken sorunlara sahip olsa da, Doğu’daki komşuları için ulaşılması gereken birer örnekti. Batı; ekonomik refah, insan hakları, hukukun üstünlüğü, iyi yönetim ve daha birçok şey gibi doğanın korunmasında da iyi bir tablo çiziyor, Doğu’daki birçok kişi bunları yakalamayı hedefliyordu. 1980’lerin sonu ile 1990’lı yılların başında yaşanan geçiş süreci boyunca, Batı ile birleşme isteği bölgedeki değişimin en büyük itici gücü oldu. Bugün, AB’ye üye olan bölge ülkeleri, hayallerini gerçekleştirmeli, ve daha doğudaki ve güneydeki ülkeler için kendileri birer örnek haline gelmeli. Peki buna hazırlar mı?

Bu soru, örneğin Belarus’un, ortalama bir Orta ve Doğu Avrupa şehrinden çok da farklı görünmeyen küçük bir kasabasını ziyaret ettiğinizde daha bir yüksek sesle yankılanıyor kafanızda. Hareketli çocuklarla dolu düzenli okullar, temiz ve düzenli sokaklar, düzgün işleyen bir toplu ulaşım, aksamayan bir sağlık sistemi, herkes için gelir getiren bir iş ve kalabalık süpermarketler; Belarus’ta hayat pek de fena görünmüyor. Ancak burada tek bir şey eksik, o da genellikle Avrupa’nın geriye kalan tek diktatörlüğü olarak adlandırılan şey: seçme özgürlüğü. İşte Orta ve Doğu Avrupa’nın ilham kaynağı ve örnek olacağı nokta da tam olarak bu.

Ancak söz konusu seçme, farklı marka deterjanlar, çocuk bezleri, MP3 çalarlar veya otomobiller arasında seçme yapmak değil. Tüketim sadece madalyonun bir yüzü ve bölge Batı modelini benimsediğinden beri de sahnede. Ancak tüketim, seçme paketinin sadece bir bölümü, paketin içinde nerede yaşayacağını veya çalışacağını, nasıl seyahat edeceğini ya da kime oy vereceğini seçmek de var. İşte bu, bölge ülkelerinin on yıllar süren geçiş dönemi boyunca benimsemeyi başardığı ve eski SSCB toplumlarının ya da gelişmekte olan dünyanın örnek alabileceği özgür seçimler paketi.

Birçok insan, bölge ülkelerinin kendi geçişlerini tamamlamak için önlerinde daha uzun bir yol olduğunu söyleyecektir ki bu, çevre ve sağlığın korunması söz konusu olduğunda geçerli bir eleştiridir de. Kimi yerel yetkililer, yapılanma ve altyapı uğruna Natura 2000 gibi doğanın korunmasını öngören projeleri dikkate almazken, kimisi de karbon salımları hedeflerini, kirliliği yaratan sektörlerin lehine gevşetmeye çalıştı veya yaratıcı bir yol bularak yeni nükleer santraller lehine enerji etkinliği planlamasından kaçındı.

Belki de böylesi bir basiretsizlik geçmişte kalacak. Çevresel bozulmanın sonucunda acil çözüm bekleyen sorunlar arasında biri son zamanlarda ön plana çıktı: iklim değişikliği. Dünyadaki bütün diğer toplumlar gibi, Orta ve Doğu Avrupalılar da bu konuda her geçen gün çok daha fazla mesaj alıyor; bu mesajlar yalnızca kitaplardan, gazetelerden ve TV ekranlarından değil, sinemadan, romanlardan, tiyatro oyunlarından ve güzel sanatlardan da geliyor. Al Gore, Leonardo DiCaprio, Madonna ve daha birçok ünlünün çağrısı, yerel yöneticilerin çevreyi ve sağlığı koruma konularını daha yüksek sesle dile getirmesini sağlarken bu, bölgedeki bireylerin ilgi ve farkındalığında büyük bir artış sağlıyor. İster Bulgaristan’daki nükleer santral projeleri, ister Macaristan’daki askerî radar ya da Polonya’daki otoban olsun, genellikle genç ve aktif yurttaşlar, daha iyi bir çevre için harekete geçmeyi isteyen ve talep eden dinamik güç birlikleri oluşturuyor.

Olumlu yönde bir değişim sağlamak için, Polonya’da bedava naylon poşet verilmesini yasaklama örneğindeki gibi her küçük adım büyük önem taşır. Gece kulüplerinde sigara içilmesini tamamen yasaklamasından sonra Letonya’nın başkenti Riga, şimdi de caddelerini trafik sıkışıklığından kurtarmak için ücretli yol uygulamasına hazırlanıyor;Vilnius ve Prag da aynı yolda.

Bölgenin bir diğer öncü ülkesi olan Slovenya, Avrupa Birliği’nin Bali’deki başarılı duruşunun ve Kyoto sonrası iklim değişikliği rejimi konusunda anlaşmaya varılmasının ardından AB’nin altı aylık dönem başkanlığını yürüttü. Bali ‘yol haritası’ Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini de ziyaret edecek; iklim değişikliği toplantısı tarafları bu yılın sonlarına doğru Polonya’nın Poznan kentinde bir araya gelecek. Biraz iyimserlik ve tamamlanması gereken bir sürü çetin işle birlikte 2008 yılı, bölgenin çevresel sürdürülebilirlik alanında örnek olması için nihayet bir yön verebilecek.

Nisan-Haziran 2008

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama