Pazar, Mayıs 20, 2012
EDİTÖRDEN | Değişimdeki rolümüz
Share to Facebook Share to Linkedin 

Değişimdeki rolümüz

Nafiz Güder

Küresel iklim değişimi, az ya da çok hepimizin neden olduğu bir süreç. Görünüşe göre sonuçları da hem insan olarak hepimizi, hem de gezegenimizdeki canlı-cansız bütün varlıkları etkileyecek bir süreç. Bununla birlikte, bu etkilenme eşit düzeyde olmayacak gibi görünüyor. Bir diğer deyişle, iklim değişimindeki payı fazla olan toplumlardan çok, bu değişimde daha az rol oynayan, yani nispeten doğa dostu bir yaşam biçimi süren, ekolojik açıdan hassas bölgelerde yaşayan ya da yoksul bireylerin daha mağdur olması ihtimali çok yüksek. Bu da doğal olarak, Yeşil Ufuklar’da zaman zaman değindiğimiz gibi ciddi bir çevresel adaletsizlik sorunu doğuruyor. Bu sayımızın kapak konusunda da, yeryüzündeki yaşamın sürdürülebilmesi sorununu ve bunu mümkün kılmada bireylerin gücünü ele alıyoruz.

Bu çerçevede biraz kendimize bakmakta fayda var. Gelişme sürecinde bir ülke olan Türkiye’nin, iklim değişimindeki payının düşük olduğu inancı çoğumuzda hakim. Hem sanayi sektöründe hem de bireysel tüketim boyutunda, küresel iklim değişiminin temel nedeni olan CO2 salımlarımızın düşük oldu¤una inanıyoruz. Kyoto Protokolü’nü imzalamayışımızın nedenlerinden birinin de bu oldu¤u kanısındayız. Oysa durum böyle değil. Türkiye, CO2 salım yoğunluğu yüksek bir ülke. Toplam salımlarda AB içinde yedinci sırada; nihaî enerji tüketimi başına salımlarda ise 2.32 Mton CO2/ Mtep değeri ile AB ikincisi.

Elbette birey olarak yapabileceklerimizi anlamak için öncelikle, hangimizin, ne kadar CO2 saldığını; yaşam ve tüketim alışkanlıklarımızla iklim değişimindeki payımızın ne oldu¤unu bilmemiz gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde basılı ya da elektronik ortamda yaygın olarak bulunabilen ‘karbon metre’ hesaplayıcıları Türkiye’de sadece iki portalda var. Bunların zor yanı, tüketim de¤erlerimizi çoğu zaman tahmini olarak girmemizi gerektirmesi.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ile Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yıldız Arıkan’ın öncülüğünde yapılan ‘Karbondioksit Salımları Araştırması’ ise, tahminlere gerek bırakmadan bireysel CO2 yükümüzü hesaplamamızı sağlıyor. Çalışma, gelirlerine ve tüketim alışkanlıklarına göre bireyleri üç kümeye ayırıyor ve her bir kümedeki bireyin, hangi tüketiminden dolayı ne kadar CO2 saldığını, Türkiye’deki gerçek verilerden yola çıkarak bizim adımıza hesaplıyor.

Bireysel önlemler önemsiz gibi görünse de, rahatımızdan fazla ödün vermeden, 12 milyonluk İstanbul’da, bir yıl içindeki CO2 salımını 4.7 milyon ton düşürebileceğimiz gerçeği, birey olarak de¤işimdeki rolümüzün ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi.

Ocak-Mart 2008

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama