Pazar, Mayıs 20, 2012
EDİTÖRDEN | İyi yönetişim için yeşil muhalefet
Share to Facebook Share to Linkedin 

İyi yönetişim için yeşil muhalefet

Pavel P. Antonov
533-yu-2-2-12_sf4_forum_editoden
ÖLÜM ÖPÜCÜĞÜ: Bulgar protestocular, aralarında siyanürle altın çıkarılacak yatırımında da olduğu madencilik projelerini engellemeyi başardı.
(Fotoğraf: CYANIDEFREERHODOPI.ORG)
Orta ve Doğu Avrupa’lı yeşil eylemcilerin son dönemdeki protestolarına bakan biri, bu sonuca demokratik reformlarla mı; yoksa hem adayların hem de yeni üyelerin çabaları sayesinde mi ulaşıldığını merak ediyor.

Polonyalı çevreciler, halkın tek geçim kaynağının ağaç kesimi olduğu iddiasına karşı çıkıp ülkenin en yaşlı ormanındaki ağaç kesimini durdurmak için mücadele ediyor.

Bulgaristan’da yurttaşlar ve STK’lar, siyanürle altın çıkarmak isteyen Kanada şirketi Dundee Precious Metals’e rahat vermiyor. Projeye ilişkin karara katılamayınca, dondurucu soğuğa ve göz altına alınma riskine karşın protestolarını sürdürüyor.

Slovak STK’ları, AB’nin yapısal ve birleşme fonlarını programlama ve denetleme sürecine katılımı Aralık ayında askıya aldı. Onlar da Bulgar STK'ları gibi, AB’nin sivil toplumla ortaklık ilkesini hükümetin kötüye kullandığı iddiasında. 2007-2013 için ayrı lan yaklaşık 10 milyar avroluk AB fonunun amaca uygun kullanılmayacağını öne sürüyorlar.

Hükümet ve şirket sözcüleri, sivil protestocuları ve STK’ları, kalkınma yanlıları ve yatırımcılarla uzlaşmaya yanaşmayan 'radikal' taraflar olarak nitelendiriyor; insandan çok doğaya değer vermekle suçluyor. STK’ları en çok da, yabancı devletlerden ya da rakip şirketlerden destek almakla suçluyorlar.

Güçlü bir demokrasi ve iyi bir yönetişim için yurttaşların seslerini duyurması önemli. Hükümetler kararlarda şeffaflığı, yargıya erişimi ve karar alma süreçlerine halkın etkin katılımını sağladıkları sürece zaten eylemcilere gerek kalmaz. Güçlü ve katılımcı yurttaşlık örnekleri, köklü Batı demokrasilerinde görülüyor. Seçimle iş başına gelmiş yetkililer tartışmalı kararlar almak istemiyor; çünkü protestoları körüklemek istemiyorlar. Aynı yetkililer, güçlü çıkar gruplarına karşı koymak için, çevreyi ve şeffaf yönetimi savunan güçlü bir sivil desteğe de muhtaç.

Donörler bu nedenle sivil toplumu destekliyor. İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı’nın (SIDA), Balkanlar’daki STK’lara kısa süre önce verdiği 4 milyon avroluk destek buna iyi bir örnek. Dundee’nin Bulgaristan’a yapacağı yatırımları durdurma tehdidine ve siyanür teknolojisini savunan medya kampanyasına rağmen desteklenen protestolar sonunda, Çevre Bakanı Cevdet Çakarov maden projesini onaylamadı. Gösteriler, bir AB delegasyonunun, ülkenin üyeliğe hazır olup olmadığını değerlendirmek için Sofya’ya yaptığı ziyarete denk getirilmişti.

AB üyesi Polonya’da hükümetin, bütçede AB'nin de desteklediği bir çevre kalemini iptal etme planı, Ocak ayında STK’ların tepkisiyle karşılaştı. Çevre İktisadı Enstitüsü/ Orta ve Doğu Avrupa Banka İzleme Ağı'ndan (CEE Bankwatch) Andrzej Gula, “çevreye gerekli malî kaynakları sağlamadığı takdirde, AB yönergelerinin koşullarını yerine getirme konusunda Polonya'nın sorun yaşayacağını,” söylüyor. Polonya’daki AB Fonları Çevre STK’ları Koalisyonu, ülkeye 2007-2013 dönemi için ayrılan 60 milyar avroluk AB fonundan, hükümetin doğa koruma konusuna yeterli payı ayırmasını sağlaması için Avrupa Komisyonu’na başvurdu.

STK’ların, hükümetlerin ve iş dünyasının her zaman kavga etmesi gerekmiyor. Örneğin, Skadar Gölü’nün Arnavutluk içindeki kısmı koruma altına alındı. Arnavutluk'ta son seçimlerde koltuğunu koruyan tek bakan, Çevre Bakanı Lufter Şuveli oldu. Bunun sebebi belki de Şuveli’nin, doğanın korunmasını, sadece çevre için değil ülkenin insanları ve ekonomisi için de sağlam bir yatırım olarak görmesiydi.

Nisan-Haziran 2006


Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama