İyi niyetli bankalar
Pavel P. Antonov
Avrupa Yeryüzü Dostları ile Orta ve Doğu Avrupa Banka İzleme Ağı, Haziran'da, Avrupa Yatırım Bankası’nı (EIB), 1999-2003 döneminde gerçekleştirdiği 1.6 milyar avroluk yenilenebilir kaynak yatırımlarını belgeleyemediği için eleştirdi. EIB adına yanıt veren Orlando Arango, politikalarının, "mevcut bilgileri açıklarken, ticarî gizliliği olan bilgilere de saygı göstermek olduğunu" söyledi.
Bu olay, uluslararası finans kurumlarının (UFK), hizmet ettiği müşterilere mi, yoksa halka mı hesap vermesi gerektiği konusundaki kritik soruyu da bir kez daha gündeme getirdi.
EIB ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) gibi UFK’lar, yalnızca ekonomik kalkınmayı amaçlıyormuş gibi görünse de, çevrenin iyileştirilmesi gibi hedefleri de var. Örneğin EIB, misyon tanımında, 'projelerin destek alabilmesi için ekonomik, teknik, çevresel ve mâlî açıdan uygulanabilir olması koşulunu arıyor. EBRD ise yatırımları aracılığıyla, 'çevresel duyarlılığa sahip güçlü bir kurumsal yönetişimi' destekliyor.
Dünya Bankası da, neredeyse eylemci bir söylemle kendini, 'kararlılıkla ve profesyonelce, yoksullukla mücadelede kalıcı sonuçlar sağlanmasına; kaynak temini, bilgi paylaşımı, kapasite geliştirme konusunda kamu kurumları ve özel sektörle işbirliği yaparak toplumların hem kendilerini hem de çevreyi geliştirmesine' adadığını belirtiyor.
Bu beyanlar, Dünya Bankası’nı, EBRD’yi ve EIB’yi kamu kurumu olarak niteleyen ve topluma hesap vermeleri gerektiğini savunanların yaklaşımını doğruluyor aslında.
EIB’den Dusan Ondrejicka, EIB’nin kamu kaynaklarını kredi olarak kullanmadığını söylüyor ve "halkın parası dendiğinde (AB destekleri gibi), vergi mükelleflerinin ödedikleri anlaşılır," diyor. EIB şube başkanı Adam McDonaugh ve bankanın Sivil Toplum Birimi'nden Sterlin Balenciaga konuyu, “EIB’nin düzenli bağışlarla oluşan sermayesinin yasal sahip ve hissedarları AB üye ülkeleri, ancak bankadan bu sermayeyi geri ödemesi beklenmiyor,” şeklinde açıklıyor.
EIB kredilerinin devlet bütçelerine katılmadığını, banka desteğinin çoğunlukla Avrupa’daki projelerde kullanıldığını, bu ülkelerde kredilerine kamu kaynağı olarak bakılmadığını ekliyorlar. McDonaugh ve Balenciaga, EIB’nin ancak AB dışındaki bazı mali destekler için devlet bütçelerinden para kullandığını söylüyor ve AB üyelerinin finanse ettiği Avrupa Kalkınma Fonu’nun bir ürünü olan Cotonou Anlaşması Yatırım Fonu'nu örnek gösteriyor.
Washington Amerikan Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünden Tamar Gutner’e göre bu açıklama teknik açıdan doğru, ancak banka aynı zamanda Avrupa Topluluğu politikasını uygulamakla sorumlu olduğu için üye ülkelerden gelen talepleri yerine getiriyor. “Bence EIB, bir özel şirketten ziyade bir ‘kamu’ kurumu.”
Gutner’in yorumu diğer belli başlı UFK’lar için de doğru gibi. Statüleri tartışıladursun, hem EIB hem de EBRD, sivil örgütleri ve toplumun bütün temsilcilerini, ve grupların eleştirilerini ciddiye aldıklarını vurguluyor.
McDonaugh ve Balenciaga, “STK'lar, EIB gibi kurumların yerel sorunları iyi kavramasını ve daha duyarlı davranmasını sağlarken, projeler için yararlı ek bilgiler de sunabilir,” diyor. EBRD çevre müdürü Alistair Clark da kurumunun, REC gibi uluslararası kolaylaştırıcı kurumları ve STK'ları, çevre standartlarına uygunluğun izlenmesi ve yatırımların değerlendirilmesi süreçlerine daha fazla katmak düşüncesinde olduğunu söylüyor.
STK'ların tavsiyesine uyan Dünya Bankası özel kredi birimi Uluslararası Finans Kurumu (IFC), yatırım teminat politikalarını 2004'te sıkılaştırdı. IFC’nin çevre ve sosyal kalkınma müdürü Rachel Kyte’a göre IFC teminat politikaları, kirliliğin önlenmesini, toplum sağlığı ve güvenliği artık çok daha kapsamlı ele alıyor. Kyte, bu yeni politika anlayışında, iklim değişikliği ile biyoçeşitlilik kaybı arasındaki ilişkiye ve özel sektörün sağlayabileceği olumlu katkılara bakılacağını da sözlerine ekliyor.
Ekim-Aralık 2005
EDİTÖRDEN
- Yeşil Ufuklar yeni bir iletişim mecrasında
- Farklı bir dünya
- Çevrenin Yereldeki İzdüşümü
- İnsana yapılan yatırım
- Kyoto treninin son vagonu
- Orta ve Doğu Avrupa örneği
- Değişimdeki rolümüz
- Küresel düşün, bireysel davran





