Pazar, Mayıs 20, 2012
KAPAK KONUSU | Oltadaki Büyük Balık
Share to Facebook Share to Linkedin 

Oltadaki Büyük Balık

Srdjan Susic

Yerel ölçekli bir avlanma rehberi 

alt
BESLENEN DOĞA: Bosna–Hersek’in Neretva Nehri deltasındaki bir REC projesi,
bölge halkının yerel doğa koruma çalışmasından ekonomik kazanç elde
etmesini sağladı.
(Fotoğraf: TOMISLAV ROGOSIC)

Bu öykünün sahnesini birlikte kurgulayalım. Öncelikle, Walt Whitman’ın deyişiyle ‘uçsuz bucaksız bir mavilik’ var. Bu maviliğin içinde de özgürce dolaşan canlılar. Sonra da, Yeryüzü’nü bir üstün organizma olarak betimleyen Gaia kuramının babası James Lovelock var. fiimdi öykü başlayabilir. Tıpkı balıkçılar gibi, Orta ve Doğu Avrupa toplumları da kalkınmanın bir yolunu bulma arayışında. Kimileri herkesi doyurabilecek koca, besili bir balığın, kimileri ise, daha iyi bir yaşam hayallerini gerçeğe dönüştürecek küçük altın bir balığın peşinde koşuyor. Öykümüz, bölgedeki insanların böyle bir balık yakaladığında çoğu zaman onu ne yapacaklarını bilememeleri üstüne. Balığı derhal yiyebilir, ya da koruyup saklayabilirler. Ya da balıktan, üç dilek gerçekleştirmesini isteyebilirler. Ancak balık, –ya da bir toplumun bağlı olduğu doğal kaynaklar-, büyüklüğü veya dilek gerçekleştirme gücü ne olursa olsun sonsuza dek var olamaz. Yerel toplumların, bireylerini tek bir balıkla beslemeye çalışmaları sürdürülebilir değildir.

Balığa çıktıklarında üçten fazla dilek gerçekleştirebilecek altın bir balık aramalı belki. Belki de daha sık balığa çıkmalı ya da daha büyük bir balık tutmaya çalışmalılar. Yerel çevre eylem planları (YEÇEP), Orta ve Doğu Avrupa toplumlarını bu açmazdan kurtaracak araçlardan biri. Peki ama, Yerel Gündem 21, yerel kalkınma stratejileri, belediyelerin sürdürülebilir kalkınma stratejileri ve daha nice seçenek düşünüldüğünde, yerel topluluklar ağlarını neden bir YEÇEP için atsın?

YEÇEP’ler, yerel ekonomilerin, toplumların ve ekosistemlerin sürdürülebilirlik taleplerini dengelemeyi hedefledikleri için ön plana çıkıyor; yöre insanının eşit yararlanması için yerel etkileri de hesaba katıyor ve kalkınma seçeneklerini dengeliyor. Oxford’tan Stefan Buzarovski, yerel çevre eylem planlaması nın önde gelen uzmanlarından biri. Buzarovski’ye göre, YEÇEP’leri geliştirmek; çevre korumayla toplumsal yönden âdil bir ekonomik kalkınmanın uzlaştırılmasını da sağlıyor.

alt
SAĞLAM ZEMİN: Makedonya’nın Vinica şehrindeki yerel bir çevre projesi kapsamında altyapının elden geçirilip sağlamlaştırılması da bulunuyor.
(Fotoğraf: REC Arnavutluk Ofisi)

Bu nedenle, yerel toplulukların yapması gereken; çevre, toplumsal hedefler ve ekonomik kalkınma arasında uzlaşma sağlamak. İyimser olanlar bunu benimsiyor ve kolları sıvayıp işe girişiyor. Bunlardan biri de, yerel yönetimlerin, çevresel yönetim ve sürdürülebilir kalkınma kapasitelerini geliştirmelerini destekleyen Bölgesel Çevre Merkezi (REC). İnsanlara balık vermek yerine balık tutmayı öğreten REC, bunun yanı sıra, yerel yönetişimin topluma en yakın yöntem olduğu; sürdürülebilir kalkınmayı özendirmek için toplumu eğitme, harekete geçirme ve onun taleplerini karşılamada hayatî bir rol oynadığı görüşünü benimsiyor. REC bütün bunları, yerel kalkınma konusunda çalışarak, daha somut biçimde söylersek, yerel toplulukların YEÇEP’ler geliştirmesine destek olarak gerçekleştiriyor. YEÇEP’ler, sürdürülebilirliği desteklemenin yanı sıra, yerel yetkileri de güçlendiriyor. Yerel yönetimlerin bunu başarabilmesi için de sağlam bir yapıya, gerekli kaynaklara ve özerkliğe sahip olması gerek. YEÇEP’ler, yerel yöneticilerin daha güvenilir ve şeffaf çalışmasını, ve üst mercilerle eşit ilişkiler geliştirmesini desteklemeyi amaçlıyor.

Buraya dek anlatılanlara bakılırsa YEÇEP’ler, iyi bir balık gibi görünüyor; çevresel karar sürecine toplumun katılımını sağlıyor, yerel koşulları dikkate alıyor ve potansiyel yatırımlar için bir planlama çerçevesi sunuyor. Peki, bütün bunları yapsa da YEÇEP’ler, asıl hedef olan sürdürülebilir kalkınmayı teşvik ediyor mu gerçekten? Diğer bir deyişle, YEÇEP’ler bir göz boyamadan mı ibaret?

‘Geleneksel’ çevresel planlama yöntemleri, toplumun bunlara katılımı için tasarlananlar da dahil, paydaşların karar vermesi için bir bilgi zemini sunar. Ancak bu yöntemler, uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma planlaması için çoğu zaman yetersiz kalır. Bu bağlamda YEÇEP’ler, toplumların, dolayısıyla da yerel toplulukların kalkınma beklentilerini planlama sürecine katarak bir adım öne çıkıyor.

Çevresel planlamanın geleneksel kavramlarına dayanan diğer yöntem ve gereçler de yeniden tanımlanıyor ve YEÇEP’lere uyarlanıyor. Bu durum özellikle, mevcut kalkınma koşullarının genel bir tablosunu çizme, sistemdeki sorun ve ihtiyaçları saptama konusunda geçerli. YEÇEP’lerin, bütün planlama sürecini nasıl iyileştirebileceğinin en iyi örneklerinden biri, ülkedeki belediyelerin neredeyse %30’unun YEÇEP’ler geliştirdiği Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya. Makedonya Hükümeti resmi YEÇEP metodolojisini 2005’te benimsedi ve yerel planlamada yeni uygulamaların yerleşmesi için çalışmaya başladı. İşte bu yüzden, bu planları göz boyama olarak nitelemek o kadar kolay değil. Yine de, YEÇEP’ler kapsamında yerel kalkınma planlamasını daha sürdürülebilir kılmak ve göz boyayıcı imgesinden kurtarmak için başka şeyler de yapılabilir mi?

YEÇEP’lerin metodolojisini gözden geçirmek listedeki ilk işlerden biri, bunun da üç yolu var: Birincisi sürdürülebilir kalkınmanın net bir tanımının YEÇEP’lere dahil edilmesi. Uygulamada bu tanım, yerel halk için sürdürülebilirlik vizyonu anlamına gelecek. Dolayısıyla planlama süreci de bu vizyondan türetilen toplumsal ve ekonomik hedefleri dikkate alacak. İkinci yol, YEÇEP’lerdeki değerlendirmelerle ilgili. Bu değerlendirmelerin, sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uyulduğunu garantilemesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik için kıstas temelli bir değerlendirme yapılması uygun bir gereç olabilir. Bu tür bir gereç hem karmaşık olmaz hem de sürdürülebilir kalkınmayı geleneksel kalkınma biçimlerinden kolayca ayırır. Önümüzdeki üçüncü yol da, bir dizi kıstas belirleyerek, YEÇEP’lerin önerdiği etkinliklerin sürdürülebilirliğini denetlemektir. Bu, eksik ya da tatmin edici sonuç vermeyen kıstasların yerine yenilerini koymak veya bunları değiştirmek, sürdürülebilirliği sağlamak anlamına gelmeyecektir elbet; çünkü koşulların karşılanması, planlama sistemlerinin sürdürülebilir çıktılar sunmasını tek başına garantilemiyor.

Orta ve Doğu Avrupa’daki 150’den fazla yerel toplumun son on yıl içinde –REC’in de biraz desteğiyle- tutmayı başardığı balıklar yararlı olmuşa benziyor. Bu toplumların çoğu, bireylerinin refahı için çalışmayı sürdürüyor. Bu toplumlar kendi kalkınma yollarını saptadı, YEÇEP’ler de onların, bir toplumun sahip olduklarını ve ihtiyaçlarını; çevresel planlama süreçlerinde yönelinen kısa vadeli seçeneklerin uzun vadedeki sonuçlarının ne olacağını anlamalarını sağladı.

Öykü mutlu sonla bitse de James Lovelock’a ne oldu diye sorabilirsiniz. Gaya’nın İntikamı’ndan (Revenge of Gaia) bir alıntı yaparsak, ‘sürdürülebilir kalkınma için artık çok geç kalındığını düşünüp, sürdürülebilir bir inziva için’ dağlara çıkmaktansa elinizi çabuk tutup bir YEÇEP hazırlamanız önerilebilir. Seçim size kalmış.

Srdjan Susic, REC Çevre Politikaları Bölümü'nde proje müdürü

Ocak-Mart 2007

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama