Pazar, Mayıs 20, 2012
KAPAK KONUSU | Raya dönüş
Share to Facebook Share to Linkedin 

Raya dönüş

Greg Spencer

Trafik sorununun Batı düzeyine ulaşması, hatta daha da kötüleşmesiyle birlikte Orta ve Doğu Avrupa’daki büyük şerhlerin sakinleri, otomobili övünülecek bir kültür olmadığını anlıyor. Kentler şimdi sürdürülebilir ulaşım arayışında.

alt
HIZLI ULAŞIM: Budapeşte'nin Bela Bartok caddesinde uygulanan yenileme
projesi, yeni tramvay duraklarını, tabelaları ve peronları kapsıyor.
(Fotoğraf: www.sxc.hu)

Komünizm sonrası Avrupası’nda sürdürülebilir ulaşımın önündeki en tehlikeli engellerden biri hâlâ rağbet gören şu görüş: ‘otomobiller refah ve özgürlük simgesidir, toplu taşımaysa, yeni küresel ekonomiye ayak uyduramayanların can simididir’. Greenways (Yeşil yollar) adlı şehirlerarası turistik güzergâhları geliştirmeye çalışanlardan biri olan Çek eylemci Daniel Mourek’e göre, “toplu taşıma bir ‘sosyal yardım’, yani yoksullara, engellilere ve dışlanmışlara devletin desteği gibi görülüyor.”

673-yu-2-4-15_sf10_kapak_bilet1Bu anlayış, kişisel refahın artışıyla birlikte otomobil kullanımında büyük bir patlamaya neden olurken, özellikle büyük şehirlerin ‘soluğu kesiliyor’. REC’in yeni bir raporuna göre otomobil satışlarında son on yıldaki artış, ‘eski’ AB’de %20 iken, Orta ve Doğu Avrupa’da yaklaşık %65’e ulaştı. Belediyeden alınan bilgiye göre, her 1,000 kişiye 510 otomobil düşen Prag, yeni Avrupa bir yana, tüm Avrupa’da kişi başına en çok otomobil düşen kent ünvanına sahip.

Ancak bu zihniyetin değiştiğine dair işaretler de var. Farklı kentlerde yürütülen kamuoyu araştırmaları, insanların, müzmin hale gelen trafik sıkışıklığının bireysel ulaşımı ciddi olarak engellediğini farketmeye başladığını gösteriyor. Büyük kentlerden bazıları, toplu taşımaya kapsamlı yatırımlar yaparak bu soruna çözüm getirme yolunda.

Tramvayın geri dönüşü

Bu yıl hem Budapeşte’de hem de Varşova’da işletmeye konan ve dünyada tramvay tasarımının yeni standardı haline gelen, daha kolay binilebilen yere yakın tramvaylar buna iyi bir örnek. Şubat’ta imzalanan anlaşmayla Varşova, üretici PESA Bydgoszcz SA’dan 18.8 milyon avroya, her biri 211 yolcu kapasiteli 15 yeni tramvay alıyor. Budapeşte’deki yeni tramvaylar, kentin raylı sistemine çok önemli bir katkı sağlıyor. Belediye 2003’te, Siemens Ulaştırma Sistemleri ve Kiepe Elektrik ile, değeri 13 milyon avroyu aşan 40 adet tramvay için anlaşma imzalamıştı. Siemens’ten alınan bilgiye göre, toplam uzunluğu 54 metreye ulaşan bu altı vagonluk taşıt, dünyanın en yoğun tramvay güzergâhı olan Budapeşte Büyük Ring Hattı’nda, dünyanın en uzun tramvayı olacak. 350 yolcu kapasiteli bu mucize taşıtın deneme sürüşünde, mevcut elektrik kablolarıyla uyuşmazlık gibi teknik sorunlar ortaya çıktı. Bu pürüzler, Green Horizon baskıya girerken hâlâ çözülmeye çalışılıyordu.

Tramvaylardaki bu gelişmeler sürdürülebilirlik yanlılarını yüreklendiriyor; çünkü bunlar AB yolundaki ülkelerin Batılı komşularına nazaran bilinçli davrandıklarının çarpıcı bir göstergesi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Los Angeles’tan Londra ve Paris’e, sanayileşmiş dünyanın bütün şehirleri, otomobillere yer açmak için o zamanın bir hayli gelişkin tramvay ağlarını ortadan kaldırdı. Bugün müzminleşmiş kirlilik, çarpık kentleşme ve trafik keşmekeşiyle karşı karşıya kalınca, –yaklaşan petrol krizinden söz etmiyoruz bile- yöneticilere, pişmanlıktan başka seçenek kalmıyor. Fransız başkenti, büyük bir çaba ve yatırımla tramvayları geri getirme uğraşında.

Toplumdan artan destek

Aralarında Prag ile Polonya’nın Krakow, Katowice, Poznan ve Wroclaw şehirlerinin de bulunduğu Orta ve Doğu Avrupa şehirleri ise, tramvay sistemlerini korumakla kalmayıp son dönemde önemli iyileştirmeler de yaptı. Varşova Teknoloji Üniversitesi’nden Andrzej Brzezinski ve Wojciech Suchorzewski’nin yaptığı bir çalışmaya göre, Polonya’da tramvaylara ilginin artması, otomobil sevdasının azalmasıyla koşut. 1990-2003 döneminde Varşova’da otomobil sahipliğinin bin kişide 282’den 430’a çıkmasına karşın, tam aksi bir eğilimle, tramvaylara otomobillerden daha fazla öncelik verilmesi görüşünün güçlendiği görüldü. Arka arkaya yapılan anketlerde Varşova sakinlerine, trafikte otomobillerden çok tramvaylara öncelik verip vermeyecekleri soruldu. 1993’te yanıt verenlerin %64’ü “evet,” derken, 1998’de bu oran %66’ya çıktı. Şaşırtıcı olan, otomobil sahiplerinin bile tramvayları daha çok destekler hale gelmesi idi; (1993’te %59, 2003’te %61).673-yu-2-4-15_sf10_kapak_bilet

Benzer biçimde, Studio Metropolitana’nın 2004’te Budapeşte’de yaptığı bir kamuoyu araştırması, kent sakinlerini canından bezdiren en önemli sorunun trafik ve keşmekeş olduğunu ortaya koydu; (kaldırımlardaki köpek pislikleri ikinci sıradaydı). Odak grup tartışmaları ise, Budapeşteliler’in çoğunun ‘otomobile göre çevre dostu, rahat ve daha modern bir seçeneğe’ özlem duyduğunu gösterdi. Transman’ın 2001’de yaptığı ankette de, trafik sıkışıklığına çare olarak en çok sunulan öneri, toplu taşımaya yatırım yapmak olmuştu.

Bu düşünceler yalnızca lâfta kalmıyor, iş de yapılıyor; en azından bazı şehirlerde.

Varşova’da otomobil çılgınlığı doruk noktasına ulaştı ama birkaç yıldı r yavaş bir düşüş yaşıyor. Şehrin Karayolları ve Toplu Taşıma Dairesi’nden alınan verilere göre, yaya yapılmayan yolculuklarda otomobilin oranı 1993’te 29.2 iken, 1998’de 32.9’a yükseldi; ancak 2005’e gelindiğinde, 28.9’a geriledi. Aynı dönemde toplu taşıma payı %69.6’dan %66’ya düşerken, kararlı bir biçimde yeniden %69.6’ya çıktı. Motorlu taşıt bolluğuna rağmen, Prag da toplu taşımada artış yaşayan kentlerden. Sayılara göre, toplu taşıma kullanımı on yıllık bir düşüşten sonra 1998’den beri yükselişte. Bu arada toplu taşımanın görünürdeki payı, –yani kişisel ulaşımı kullananlara kıyasla otobüs, tramvay ya da metro kullananların oranı– 2001’den beri hiç değişmedi. Prag Şehir Plancısı Zajicek Jakub’a göre, Prag şehir merkezinde tek kelimeyle otomobil koyacak yer kalmadı.

“Kimilerinin toplu taşımayı seçme sebebi, otomobillerine park yeri bulamamaları,” diyor Jakub; öte yandan biletlerin ucuz olmasının da büyük avantaj olduğunu belirtiyor.

 

673-yu-2-4-23_sf12_kapak_1
Fotoğraf: Daniel Mourek
673-yu-2-4-23_sf12_kapak_2
İKİ SEÇENEK: Praglı sürücüler, güvenle bisiklete binerken (üstte), Budapeşte'nin gece yolcuları da, iyileştirilen otobüs seferleri sayesinde daha hızlı ve daha konforlu yolculuk ediyor.
(Fotoğraf: Atilla Boltresz)

Somut adımlar

Orta ve Doğu Avrupa Bankwatch’a göre Budapeşte’de toplu taşımanın payı 1991-1995 arasında %6 azaldı; ancak pazar payı, şehir içindeki motorlu yolculukların yaklaşık %60’ında sabitlenmeye başladı. 2006’nın seçim yılı olması nedeniyle, belediye başkanlığı toplu taşımayı daha cazip hale getirmek için birkaç girişimde bulundu. Yere yakın yeni tramvayların yanı sıra, şehrin doğu-batı eksenindeki ana metro hattının istasyonları yenilenmeye başladı ve gece otobüs seferleri kayda değer biçimde artırıldı. Şehrin toplu taşıma şirketi BKV’de çalışan Mate Bakcsi’ye göre, gecelik yolcu sayısını neredeyse iki katına çıkaran bu son girişim, (hafta sonları gecelik yolcu sayısı 56,000’e ulaştı) ‘toplu taşımayı tercih edenlerden, gece otobüslerinin sıklaştırılıp iyileştirilmesi yönünde gelen talepler’ üstüne uygulandı. Kentsel ve Banliyö Toplu Taşıma Derneği (VEKE), lobinin önde gelen destekçisiydi. Bu yurttaş girişimi, taleplerini doğrudan doğruya BKV’ye ileterek ve gece otobüslerinin güzergâhların yıllar öncesinin nüfus yapısına dayandığına dikkat çekerek işe başladı. BKV’nın kayıtsızlığı üzerine VEKE de şirket yönetimi yerine Belediye Meclisi’nin kapısını çaldı ve öneriyi kabul ettirdi. Ek güzergâhlar ve daha yeni araçlar sunan yeni hizmetler, balık istifi giden, çoklukla içkili yolcuların, pek de albenili olmayan “İstifra Yıldızı” adını taktığı eski 6E otobüslerindekinden çok daha konforlu bir yolculuk imkânı da sağladı.

Bakcsi, “amacımız toplu taşımanın payını korumak, hatta bunu artırmak,” diyor. “Ulaşım ağının karmaşıklığı ve malî zorluklar yüzünden gündüz seferlerinde büyük bir değişiklik yapmamız şu anda mümkün değil, ancak küçük de olsa atılan her adım bu gelişmeye hizmet ediyor.”

Artan beklentiler

673-yu-2-4-21_kapak_bilet2Aslında ulaştırma yöneticileri de, bu tür iyileştirmelerin serbest piyasa çağında müşteri çekmek için çok önem taşıdığının farkında. Bundan yıllar önce, evsizlerin metro istasyonlarında yatıp kalkmalarını önlemek için BKV’nin güvenlik görevlileri tutması büyük bir ilerleme olarak görülmüştü. Bu yıl ise, Londra’da otomobil kaynaklı sıkışıklığı önlemeyi amaçlayan ve devrimsel nitelikteki ‘ücretli yol’a benzer bir uygulamayı açık açık tartışmış olması, Budapeşte’nin geldiği noktanın bir ölçütü. Aslında günümüz piyasası daha iddialı –ve kaçınılmaz olarak pahalı- önlemler almaya zorluyor bizi.

“Ancak Komünizm’in çökmesinden sonra insanlar toplu taşımanın eksikliklerini ayrımsamaya başladı, daha önce böyle bir şey akla bile gelmezdi,” diyor Prag Şehir Plancısı Jakub. Bugün şehir sakinlerinin seçme şansının ve daha büyük beklentilerinin olduğunu söylüyor. “Sıkışık olmayan yollarda, hız, esneklik ve konfor açısından, toplu taşıma otomobillerin eline su dökemez.”

Prag ulaşım konusunda cesur adımlar atıyor. Belediye Başkanlığı, 1996’da benimsenen ve bütün kentsel ulaşım biçimlerini ilişkilendirecek Prag Entegre Transit planını uygulamaya başladı. İlk önemler arasında şunlar var:

● hem yeni ticarî merkezlerin hem de merkezden uzak metro istasyonlarının yakınlarına oto parklar inşa ederek, “park et ve bin git” sistemlerinin oluşturulması.

● 88 milyon avroluk Barrandov hattı da dahil, ana ulaşım hatlarına yeni tramvay ve metro seferleri konması.

● yeniden yapılandırılmış bir aktarma noktasıyla, şehrin kitle ulaşım ağına bağlanacak bir kentsel demiryolu şebekesinin kurulması.

● engelli yolcuların tam anlamıyla erişebilecekleri yeni bir toplu taşıma altyapı sına yönelik bir politika benimsenmesi.

● Rus yapımı ilk metro trenlerinin Siemens trenlerle değiştirilmesinin sürdürülmesi.

AB yolundaki ülkeler

Bu tür iyileştirmeler, bölgede ekonomik açıdan en iyi başkentlerle sınırlı değil yalnızca. Örneğin Bükreş’te otobüsleri işleten RATB şirketi, daha iyi bir hizmet ve dakik seferler sunabilmek için gelişkin küresel konumlandırma sistemi (GPS) teknolojisini kullanıyor. Ayrıca, RATB ile Bükreş’in metrosunu işleten bir başka şirket arasında uyumlu bir bilet sistemi de planlanıyor.

Neredeyse her iki kişiden birinin otomobil sahibi olduğu Sofya, Komünist dönemden beri yenilenmeyen birkaç tramvay ve otobüsle idare ediyor. Yolcular, bilet fiyatları nın her yıl artmasına rağmen otobüslerin sızdıran tavanları yüzünden koltukları çamur içinde olmasından şikâyetçi. Bununla birlikte Belediye Başkanlığı, 5 Temmuz’da Ekoloji Komisyonu’nda yapı lan oylamada, bir bisiklet yolu oluşturmaya karar vererek herkesi şaşırttı. Yeşil grup Za Zemiata’nın önerdiği bu plana göre, şehir, üç yıl içinde 10 bisiklet yolunu kapsayan bir ağ oluşturacak.

Umut vaadeden bu gelişmelere rağmen sürdürülebilir ulaşım yanlıları bölgedeki kentlerin önünde kat etmeleri gereken daha uzun bir yol olduğu görüşünde. Mourek’in Prag için birkaç reçetesi var; bunlar arasında Berlin’in SBahn hatlarına ek olarak merkezde bir raylı sistemin geliştirilmesi, şehir merkezini havaalanına bağlayan bir demiryolu hattının yapılması, (otobüslere özel şerit ayırarak) toplu taşımaya trafikte öncelik tanınması, ücretli otoparkların artırılması yer alıyor.

“Dünyada otomobil kullanımının en fazla olduğu ABD’den yeni döndüm, orada yerleşim yerleri dışındaki her yer ücretli otopark,” diyor Mourek. “Prag’da ise, şehrin çok küçük bir bölümü böyle.” Ancak Mourek’in kızdığı konu bisiklet kullanımıyla ilgili. Prag’da bisikletlerin payını %10’a çıkarmayı hedefleyen 1996 planı kâğıt üstünde kaldı. Bu oran, Budapeşte ve Varşova’daki gibi hâlâ %2; bisiklet kullanımının neredeyse %30’lara vardığı Kopenhag gibi örnek bisiklet şehirlerindekinden çok ama çok uzak.

Budapeşte’de Temiz Hava Eylem Grubu (CAAG) adlı STK, hem yayalar hem de bisiklet kullanıcıları açısından, otomobil trafiği yüzünden kötüleşen emniyet ve sağlık koşullarını sürekli eleştiriyor. Grup, toplu taşımanın hem taşıma kapasitesinin hem de ortalama hızının 1980’lerin sonundan itibaren önemli ölçüde azaldığını gösteren çalışmaları gözler önüne serdi.

CAAG, şehrin yeni altyapıya yatırım yaparken (planlanan dördüncü metro hattı gibi) mevcut ağların bakımını ertelediğine inanıyor. Belediye Başkanı Gabor Demszky de kısa süre önce, “yolları çukurlu başkentin belediye başkanı olarak anılmak istemiyorum,” başlığıyla bir dergiye kapak olarak bunu doğruladı.

fiehrin var olana sadık kalmasını gerektiğini söyleyen CAAG Direktörü Andras Lukacs, Budapeşte’deki ulaşıma ilişkin bir yazısında, “mevcut ulaşım ağının işletilmesi, güvenliği, bakım-onarımı, iyileştirilmesi ve çağcıllaştırılmasına, yeni ve büyük yatırımlara kıyasla öncelik verilmesi gerekir,” diyor.

Bir anlamda, Orta ve Doğu Avrupa’nın tamamı için doğru reçete, var olanı korumak. Bölgede toplu ulaşımın genel standardı hâlâ çok yüksek. En büyük zorluk, trafik krizine yol açan o Batı özentiliğini önlemek.

alt

Ulaşım portalı iyi örnekleri tanıtıyor 

Avrupa’da sürdürülebilir kentsel ulaşıma ilişkin haber, etkinlik, başarılı örnekler ve daha birçok konuyu bulabileceğiniz Avrupa Yerel Taşıma Bilgi Hizmeti (ELTIS) adlı İnternet sitesinin kapsamı, yeni üye ülkeler ile AB yolundaki ülkeleri de içine alacak biçimde genişletildi.

Kapsadığı coğrafya büyüyen site daha şık bir tasarıma ve daha kolay bir kullanıma da kavuştu. İçeriğin büyük bölümü yakında birkaç Orta ve Doğu Avrupa dilinde de sunulacak.

ELTIS portalının (www.eltis.org) yaklaşımı çok yalın: ‘elimizde denenmiş ve doğrulanmış çözümler varken, toplu taşıma yetkililerinin tekerleği yeniden icad etmesine hiç gerek yok’. ELTIS, Avrupa’daki şehir içi ulaşıma ilişkin başarılı örneklerin ve kazanılan deneyimlerin İnternet ortamındaki en geniş derlemesini, kolayca erişilebilir biçimde sunuyor. Bu derleme, yenilikçi ulaşım yönetimi konusunda elde edilen deneyimlerin anlatıldığı kısa belgelerden oluşuyor. Ele alınan konular arasında bisiklet kullanımı, toplu taşıma, trafik yönetimi, emniyet, erişilebilirlik ve daha birçok konu var.

Kullanıcılar, çevrimiçi formları kullanarak kendi örnek vakalarını ve ulaşı mla ilgili etkinlik duyurularını paylaşmaya davet ediliyor. En iyi öneriyi gönderenler, çeşitli şekerlemelerden oluşan ELTIS paketleri için yapılan çekilişe katılma hakkı kazanıyor. Daha fazla bilgi almak için Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adresinden Gabor Heves ile bağlantı kurabilirsiniz.

 

alt
Fotoğraf: EMOTIONS PHOTO COMPETITION

 

Ekim-Aralık 2006

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama