Salı, Şubat 07, 2012
KAPAK KONUSU | Suya Dair Bir Zirve
Share to Facebook Share to Linkedin 

Suya dair bir zirve

Hande Özüt

Dünyanın su ile ilgili en büyük toplantısı, 5. Dünya Su Forumu, 16-22 Mart tarihleri arasında "Farklılıkların Birleştirilmesi" sloganıyla 192 ülkeden 33 bin 58 kişiyi İstanbul'da bir araya getirdi.

waterartForum için seçilen sahne oldukça anlamlıydı. Tarihi yarımada ile Pera'yı ayıran, çağlar boyunca doğal bir liman, tersane, drenaj havzası, sanayi bölgesi, cazibe merkezi olarak farklı işlevler üstlenmiş Haliç'in güney kıyısında tarihî Feshane Binası, kuzey kıyısında forum için yeni inşa edilmiş (hatta inşaatı forum boyunca kısmen süren) Sütlüce Kongre Merkezi ve bu iki yapı yı birbirine bağlayan emekli Galata Köprüsü, forumun temasını mekân olarak da tamamlıyordu. Forum boyunca bol bol yağan yağmur, alanın hemen dışında seyyar satıcılardan alının pet şişe içindeki sular ve forumu protesto etmek isteyen göstericilere polisin sıktığı tazyikli su ise, suyun yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu bize sürekli hatırlatıyordu.

Dünya Su Forumu, her üç yılda bir Dünya Su Konseyi (DSK) ve ev sahipliğini üstlenen bir ülke tarafından düzenleniyor. İlk bakışta resmi bir kuruluş gibi algılansa da, DSK, 300'den fazla üyesi olan uluslararası bir dernek. Üyeleri arasında uluslararası kuruluşlar, resmi kurumlar, sivil toplum örgütleri, araştırma ve eğitim kurumları ve özel şirketler bulunuyor. Forum amacını, politik ajandada suyun önemini vurgulamak ve uluslararası su sorunlarına çözüm getirecek tartışmaları desteklemek, başka bir deyişle forum, uluslararası politik kararların üretilmesi ve tartışılması için bir platform niteliğinde; ancak uluslararası politik kararların alınmasına yönelik bir süreç değil. Dünya Su Forumu karşıtlarının düzenlediği Alternatif Su Forumu'daki eleştirilerin merkezinde de bu konu yer alıyor.

Yedi günlük forumu, iki yıllık bir hazırlığın sonucunda sahneye konulan bir gösteriye benzetmek yanlış olmaz. Görüştüğümüz birçok katılımcıya göre, forumun hazırlık sürecinde yapılan toplantılar ve analizler, forumun kendisi kadar önemliydi ve verimli sonuçlar doğurdu. Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen hazırlık çalışmaları yeni işbirliklerinin oluşmasına ve projeler üretilmesine vesile oldu. Bunun yanı sıra katılımcılar, erişilmesi zor olan kimi uzmanlarla toplantı salonlarının dışında tanışma ve konuşma fırsatı buldu. Fuar ve sergi alanları da yeni teknolojiler, ürünler, projeler ve kurumlar hakkında bilgilerimizi güncelleme fırsatı sundu.

Herkesin çok meşgul olduğu bu haftanın çıktılarını değerlendirebilmek için forumun yapısına göz atmak gerekiyor. Forum, tematik, yerel / bölgesel ve politik tartışmaların yürütüldüğü üç paralel süreç olarak tasarlanmış.

resuforumu2Tematik Süreç ve İstanbul Su Kılavuzu

‘Su herkesin işidir' ve ‘su herşeyle ilgilidir' sözlerini su konusunda çalışanlar sıkça dile getirir. Gerçekten de su yönetimi, çok parçalı karmaşık bir yap-boz gibidir. Tematik süreçte, gıda güvenliği, enerji üretimi, toplum sağlığı, insanî haklar, eğitim, ekosistemler, biyoçeşitlilik, sürdürülebilir kalkınma, altyapı yatırımları, finansman gibi birçok konuda her uzman kendi bilgi ve deneyiminden oluşan ufak parçayı yap-boz tahtasına yerleştirdi. Bu süreçte ön plana çıkan bazı konuları şöyle özetleyebiliriz:

İklim Değişikliğine Uyum

Su ile ilgili çevrelerde iklim değişikliği terimi ağırlıklı olarak ‘uyum' anlamına geliyor. Bu bağlamda, su yönetimini iklim değişikliğine uyum çerçevesinde ele alarak, hassas bölgeleri belirlemek, gerekli yatırımlara finansman mekanizmaları geliştirmek, kamu bilincini artırmak, bilim ve teknolojiyi geliştirme sahasına yatırım yapmak öne çıkan konulardı. Su yönetiminde uyum planlarının oluşturması ve su konusunun 2009 Aralık ayında Kopenhag'da yapılacak COP 15'de de kapsamlı olarak tartışılması gerektiği, öneriler arasındaydı.

Su için Enerji ve Enerji için Su

İstanbul'daki forumda enerji ile su arasındaki ilişki önceki forumlara göre daha kapsamlı bir şekilde ele alındı. Meksika'da 2006 yılında gerçekleşen Su Forumu, enerji-su ilişkisini daha çok hidroelektrik santraller bağlamında değerlendirirken, İstanbul'daki forumda enerji üretmek için kullanılan suyun yanı sıra, temiz ve güvenilir su sağlamak için gerek duyulan enerji konusu üzerinde de duruldu. Biyoenerji üretimini artırmanın su kaynakları üstündeki etkisi ile birlikte, benzer şekilde deniz suyu tuzunun arıtılmasının gerektirdiği enerji miktarı ile birlikte ele alınması gerektiği örnekleri vurgulandı. Enerji ve su politikalarının bütüncül bir yaklaşımla üretilmesi, bunun için ise Dünya Su Forumu ile Dünya Enerji Forumu arasındaki bağların güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.

Suyun Ücretlendirilmesi ve Su Hizmetlerinin Finansmanı

En ilgi çeken oturumlar, 'parayı kim ödeyecek?' sorusunun tartışıldığı toplantılar oldu.

Su yatırım ve hizmetleri kısmen vergiler, kısmen tüketicilerden alınan bedeller ve kısmen uluslararası finansman kuruluşları tarafından karşılanıyor. Forumdaki tartışmaların başında, 3T (tariffs, taxes, transfers) olarak kısaltılan bu ilişkide hangi T'nin suyu ne kadar finanse edeceği konusu vardı. Paylaşımın yerel/ ülkesel şartlar dikkate alınarak yapılması ve özellikle tarifelerin halk tarafından ödenebilir sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi gerektiği vurgulandı.

Suyun tüketiciye ücretsiz ulaştırılması önerisi ise, suyun insan hakkı olduğunu savunanlar arasında bile destek görmedi. Birleşmiş Milletler su ile ilgili danışmanı Maude Barlow, suyun insan hakkı oluşu ve ücretlendirilmesinin birbiri ile çelişmediğini vurguladı. Fiyatlandırma için örnek bir yöntem olarak, temel ihtiyaçları karşılamaya yetecek miktarın tüketiciye ücretsiz veya düşük fiyattan sağlanması, bu miktarın üstündeki harcamaların yüksek ücretten fiyatlandırılmasını önerdi. Barlow'a göre, "yüzme havuzunu doldurmak isteyen bunun bedelini ödemek zorunda".

Tematik sürecin çıktıları su yönetimini geliştirmek üzere uygulanacak somut eylemler hakkında 140 tavsiyeden oluşan, ‘İstanbul Su Kılavuzu'nda özetlendi. Su Klavuzu'nun temel amacı Politik Süreç'te çıkan kararların tematik süreç sonuçlarına dayanmasını sağlamak.

Yerel ve bölgesel yönetimler seviyesindeki çalışmaların ve önerilerin tartışıldığı bu sürecin temel çıktısı İstanbul Su Mutabakatı oldu. Mutabakata İstanbul,Viyana, Lozan, Paris ve Buenos Aires'in de arasında bulunduğu 58 yerel yönetim imza koydu. Böylece katılımcılar, mutabakatı imzalayarak suyla ilgili sorunları analiz etmek, bu sorunların üstesinden gelmek için stratejiler geliştirip uygulama ve bir sonraki Dünya Su Forumu'na bu çalışmalarını taşımayı taahhüt etmiş oldu.

Yerel yönetimler, mutabakat metninde, sağlıklı su ve sanitasyon hizmetinin, tüm insanların en temel hakkı ve suyun kamu malı olduğunun, özel sektöre ihale edilmiş olsa bile su hizmetlerinin kamu kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi. Mutabakat metni ayrıca, su ve sanitasyon hizmetlerinin temininde, su altyapısının finansmanından, iklim değişkiliğine uyumda ve benzeri konularda yerel yönetimlere, karar alma süreçlerinde daha etkin rol almaları çağrısında bulundu.

Yerel süreçteki tartışma "havzalar arası su transferi" konusu oldu. Türkiye'de son yıllarda özellikle büyükşehir belediyelerinin dört elle sarıldığı yöntemin sürdürülebilir gelişmenin önünde engel olduğunu savunan kentler ve transferi çoktan gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmek isteyen kentler arasındaki tartışma sonunda havzalararası su transferi yapılması önerisi diğer öneriler arasından çıkarıldı.

Politik Süreç ve Bakanlar Deklarasyonu:

Devlet başkanları ve bakanların katılımıyla düzenlenen politik süreçte su konusunun karar vericilerin gündemine girmesi amaçlandı. DSK İcra Direktörü Daniel Zimmer'e göre, forumun başlıca amaçlarından biri, "teknik süreç ve politik süreç arasında bir köprü kurmak, politik süreçte alınacak kararların teknik süreç çıktılarına dayanmasını sağlamak". Bu bağlamda, tematik ve yerel sürecin çıktıları olan İstanbul Su Kılavuzu ve Su Mutabakatı politik süreçteki karar vericilerin önüne konuldu. Ancak yine Zimmer'in ifadesine göre, "5. Dünya Su Forumu politikacıların kararlarını teknik çıktıları dayandırmak konusunda yeterince başarılı değil,". Zimmer'e göre, "politikacılar önlerine konan özet belgelerin varlığını kabul etti ancak kararlarının tamamını bu belgelere dayandırma konusunda görüş birliğine varamadı."

Siyasetçilerin uzlaşamadığı konuların başında suyun insan hakkı olması vardı. Bazı ülkelerin katılımcıları, su ve sanitasyonun temel insan hakkı olduğunu ve yerel halkın su yönetimine dahil edilmesi gerektiği çağrısında bulundu. Ancak, aralarında ABD, Brezilya ve Mısır'ın da yer aldığı bir grup, suyun bir insan hakkı olmasının doğurduğu yükümlülüklerin henüz net olarak tanımlanmadığı gerekçesiyle, su hakkı konusunu ulusal hukuka dahil etmek için erken olduğunu belirtti. Son noktada, politik sürecin sonucu olan ve yasal bağlayıcılığı bulunmasa da politik bir ağırlığı olan Bakanlar Deklerasyonu'nda,"Su insanî bir ihtiyaçtır," ifadesi kullanıldı.

Aslında BM İnsan Hakları Komisyonu suyu temel bir insan hakkı olarak tanımlıyor, ancak su hakkının hayata geçirilebilmesi için ulusal olarak da tanınması ve yükümlülüklerin tanımlanması gerekiyor.

Dünyanın pek çok ülkesi de ‘suya erişim'i temel insanî bir ‘hak' olarak kabul ediyor. Bu yüzden, forumda temsil edilen 25 ülke, suyu ‘ihtiyaç' olarak niteleyen Bakanlar Deklerasyonu'nu imzalamayı reddederek, bunun yerine, suya erişimin temel insan hakkı olduğunu kabul eden karşı deklarasyonu imzaladı.

localauthoritiesgroup

Suyun öteki yanı

Su konusunda çalışan birçok kişi için Dünya Su Forumu suyun gündemini tartışmak ve suyun gündemindekilerle tanışmak demek. Ancak su forumunun muhalifleri de var. Bilgi Üniversitesi'nin Santral İstanbul kampüsünde gerçekleştirilen Alternatif Su Forumu'nda bir araya gelen 600 kadar muhalif, Dünya Su Forumu'na karşı eleştirilerini dile getirdi.

Eleştiriler iki temel konuda odaklanıyordu. İlk eleştiri, düzenleyici kuruluşun, BM gibi bağımsız ve politik yaptırımı olan bir kuruluş yerine DSK, başka bir deyişle üyelerinin çoğunu özel şirketlerin oluşturduğu bir uluslararası dernek oluşunun forumun tarafsızlığına ve şeffaflığına gölge düşürdüğü. Bu nedenle, Alternatif Su Forumu, sonuç bildirgesinde BM Genel Kurulu'ndan, bir sonraki Dünya Su Forumu'nu düzenlemesini talep etti.

Şeffaflık ve meşruluk ile ilgili suçlamaları bir kenara bırakırsak, çevre ile ilgili uluslararası toplantıların çoğunun BM tarafından düzenlendiği bir gerçek. Stockholm Konferansı ile başlayan bu geleneğe, Rio Toplantıları ve her sene düzenlenen İklim Değişikliği Toplantıları sadece birkaç örnek. DSK İcra Direktörü Zimmer de, gelecek su forumlarında BM'nin daha etkin rol oynamasının karar alma mekanizmalarına destek olacağı kanısında.

İkinci eleştiri, Bakanlar Deklerasyonu'nda suyun ‘insan hakkı' değil ‘insan ihtiyacı' olarak nitelenmesi oldu. Forum karşıtları suyun insan hakkı olarak tanımlanmamasının altında yatan nedenin, suyun üstünde bir mülkiyet kurulması ve ticarî metaya dönüştürülmesi amacı olduğunu iddia ediyor ve suyun ticarî bir meta haline gelmesiyle temel insan hakkı olan suya ancak parası olanların erişebilecek olması tehlikesinin altını çiziyor. Özelleştirmenin verimi artırdığı yönündeki OECD örneklerine karşılık olarak, Latin Amerika'da su hizmetleri özelleştirildikten sonra pek çok kentte şebeke suyunun içilemez hale geldiği ve içme suyunun pet şişelerde satın alınarak tüketilmeye başlandığı örnekler hatırlatıldı.

Eleştirilere rağmen Dünya Su Forumu beklenenin çok üstünde bir katılım ile tamamlandı ve su konusunun hem uzmanlar hem politikacılar tarafından tartışılmasını sağladı.. Bir sonraki foruma ev sahipliği yapacak olan Fransa, 2012 Forumu'nun çözümler forumu olması için tüm ülkeleri işbirliğine davet etti. Umarız önümüzdeki üç senelik süreçte, su konusunu enerji, tarım, iklim değişikliği vb. bir çok konuyla entegre bir biçimde ele alan çözümler üreten ve bu çözümlerin hayata geçmesi için politik yaptırımları da olan bir forum şekillenir.

SAYILARLA FORUM

192 ülkeden toplam 33,058 kişi Forum'a katıldı.

Devlet Başkanları Zirvesi'ne dokuz prens, cumhurbaşkanı ve Başbakan ile üç Uluslararası Kuruluş'un Genel Sekreteri/ Direktörü katıldı

* 90 Bakan ve 19 Müsteşar katıldı
* Hükümetlerarası Kuruluşlardan 14 üst düzey temsilci katıldı
* 250 parlamenter
* 59'u belediye başkanı olmak üzere 200 yerel idareci
* 3. Dünya Çocuk Su Forumu için 21 ülkeden 135 çocuk bir araya geldi
* 200'den fazla genç Dünya Gençlik Su Forumu'na katıldı
* Forum 1027 akredite gazeteci Forum'u takip etti ve 2000 makale/haber yayınlandı
* 2671 kişi Su Fuarı'nı, 6269 kişi Su Sergisi'ni ziyaret etti
* 400'den fazla kuruluş tarafından 106 yan etkinlik organize edildi
* 112 tematik, 7 yerel/bölgesel, 5 üst düzey panel gerçekleştirildi


BAKANLAR DEKLERASYONU

Bakanların kararlarını özetleyen ve forum sırasında imzaya açılan Bakanlar Deklerasyonu ise politik sürecin bir çıktısı olarak hazırlandı. Bazı ülkelerin tekrar görüşmeye açılma talebine ve teknik süreç çıktılarına her konuda paralel olmamasına rağmen kabul edilen dökümanın bulunduğu başlıca taahütler şu şekilde sıralanabilir:

* Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşım için daha yoğun destek
* Entegre Havza Yönetim Modelinin uygulanması
* Su-talebi yönetiminin geliştirilmesi
* Ekosistemlerin korunması, esnekliği artırma ve çevre akışını korumak
* Su nedeni ile olan doğal afetlerin engellenmesi ve cevaplandırılması
* Birleşmiş Milletler sistemi kapsamında suyun temel bir ihtiyaç olduğunu ve insan hakları üstünde konu ile ilgili gerekli çalışmanın yapılmasını sağlamak
* Gelişim planlamalarında su ve sanitasyona gerekli önceliğin verilmesi
* Sınır aşan su kaynaklarının korunmasında ve sürdürülebilir kullanımda gerekli önceliğin verilmesi
* Sınır aşan su kaynaklarının korunmasında ve sürdürülebilir kullanımda gerekli olan iş birliğini sağlamak
* Uyuşmazlık durumlarında su kaynaklarının uluslararası yasalar tarafından korunmasına gerekli saygının gösterilmesi

Kaynak: Dünya Su Forumu Bülteni, Cilt 82, Numara 22

Temmuz-Eylül 2009

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       M+