Pazar, Mayıs 20, 2012
KAPAK KONUSU | Suya Dair Bir Zirve
Share to Facebook Share to Linkedin 

Sürdürülebilir kalkınmanın vazgeçilmez unsurları

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) İcra Sekreteri Joke Waller-Hunter, REC Türkiye İklim Değişikliği Danışmanı Yunus Arıkan ile söyleşisinde, ‘iklim politikaları’nın önemini vurguladı

529-yu-1-2-34_kapakkonusu_sdkalkinma_sf16
Fotoğraf: BMİDÇS
Sürdürülebilir kalkınma hedeflerini yakalamada BMİDÇS’nin rolü ve önemi nedir?

Kalkınma, yeryüzündeki kaynaklar, sular, topraklar, canlı çeşitliliği, enerji kaynakları, atmosfer ve iklim sistemi, gelecek kuşakların da yaşama ve gelişmesine olanak verecek şekilde kullanılırsa sürdürülebilir olur. İklim alanında bu, iklim değişikliğine yol açan sera gazları salımlarının iklim sisteminin düzgün işlemesine olanak verecek düzeyde tutulması demektir.

Asıl soru şudur: kalkınma faaliyetleri için bu denli önemli olup, salımların büyük bölümünün de kaynağı olan enerjiyi nasıl kullanalım ki iklim sistemi olumsuz etkilenmesin? İklim değişikliği zaten gerçekleştiğine ve gelecek yıllarda da süreceğine göre, aldığımız bütün önlemlere karşın, iklim değişikliğinin olası etkilerine uyum sağlamaya da hazır olmalıyız. BMİDÇS de, ancak gelişmiş ve gelişen ülkelerin işbirliği ile ulaşılabilecek bu hedefler için çalışıyor. Bugüne dek sera gazları salımlarının ana kaynağı olan gelişmiş ülkeler salım azaltımında da öncü, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğiyle başa çıkmasına da destek olmalıdır.

BMİDÇS’ye taraf olan bütün devletler ‘ulusal bildirimler’ ile faaliyetlerini bildiriyor. Raporlardan, ülkelerin iklim politikalarını, sürdürülebilir kalkınma stratejilerine ve enerji, ulaşım ve tarım gibi iktisadi sektörlerdeki politikalarına nasıl dahil etmeye başladıklarını görüyorsunuz. Bu da bize enerjiyi daha verimli kullanmanın mümkün olduğunu, daha az enerji ve daha az salımla da kalkınmanın aynı düzeyde gerçekleşebileceğini gösteriyor. Ayrıca bu, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerjilerin kullanımının gitgide arttığının da bir göstergesi. 

İlgililer bütün tarafları, Kyoto sonrası yükümlülük dönemi için daha yüksek hedefler belirlemeye çağırıyor. Müzakereler sırasında uzlaşmayı engelleyebilecek en önemli etkenler nelerdir? Sekretarya bunlara karşı nasıl politikalar geliştiriliyor?

Kyoto Protokolü çok önemli bir adım, ama Sözleşme’nin nihaî hedefine, yani atmosferdeki sera gazları birikimlerini iklim sistemi için tehlike yaratmayacak seviyelerde sabitlemeye doğru ilerleme kaydedebilmek için daha fazlasının yapılması gerekiyor. Bu birikim geçtiğimiz yüzyıldan bu yana sürekli artıyor. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini gösteren sayısız kanıt var.

Çabalar, sorunun bütün yönlerini ele almalı, bazı riskli ülkelerin iklim değişikliğinin yaratacağı etkilere uyum sağlama konusundaki acil ihtiyaçları da buna dahil. Başa çıkılması gereken başka sorunlar da var, örneğin, iklim konusundaki müzakerelere iktisat alanındaki aktörleri nasıl dahil edebiliriz? Temiz hava ve ucuz yakıt yönündeki talepler, iklim dostu politikaları nasıl destekleyebilir? Sözleşme’de yer alan ilkelerin oluşturduğu temelden yola çıkarak hem sanayileşmiş hem de gelişmekte olan ülkeler dahil olmak üzere bütün tarafların deneyimlerinden dersler çıkarmak çok önemli. Sekretarya’nı n buradaki rolü, şimdiye kadar gerçekleştirilmiş uygulama ile ilgili uygun bilgi ve analizi sağlayarak, tarafları desteklemektir. 

Türkiye’nin BMİDÇS’ye taraf olan en yeni ülke sıfatıyla yükümlülüklere ulusal düzeyde aşina olması ve uluslararası düzeyde Kyoto Protokolü’nün uygulanışını izlemesi bekleniyor. Bu süreçte Türk Hükümeti’ne ve paydaşlara ne tür politika ve stratejiler izlemelerini tavsiye edersiniz?

Her ne kadar Sözleşme ve Kyoto Protokolü, tarafların izleyeceği politikalar yönünde reçeteler sunmasa da, politikaların uygulanması gereken sektörlerin açıklayıcı bir listesini içeriyor. Bu sektörler arasında, enerji, ulaşım, ormanlar, tarım ve atıklar yer alıyor. Bu sektörlerde uygulanması gereken politikalar ise şöyle:

• Enerji verimliliğinin artırılması, yeni ve yenilenebilir enerji türlerinin özendirilmesi;

• Yeni ve yenilenebilir enerji türlerinin ve karbondioksit bağlama teknolojilerinin de aralarında bulunduğu konularda araştırmaların desteklenmesi;

• Pazardaki aksaklıkların zamanla düzeltilmesi ve piyasa araçlarının uygulanması;

• İlgili sektörlerdeki sera gazları salımlarını sınırlandıran veya azaltan politika ve önlemleri güçlendirecek reformların özendirilmesi.

Birçok gelişmiş ülkenin iklim değişikliği politikaları ve önlemlerinin uygulanmasında bugüne dek elde edilen deneyim; etkin, çevreye zarar vermeyen, ve en düşük maliyetle en fazla yararı sağlayan politikaların, enerji verimliliğini artırmayı ve yenilenebilir enerjiyi özendirmeyi amaçlayan politikalar olduğunu ortaya koyuyor. Etkin tedbirler arasında, salım ticareti gibi ekonomik araçlar da yer alıyor.

Türkiye’nin hızla büyüyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu düşünülürse, enerji verimliliğini artırmak ve yenilenebilir enerjiyi özendirmek, yalnızca salımlardaki artışın yavaşlatılmasını sağlamakla kalmaz, çevre ve sağlık gibi diğer konularda da yararlar sağlayarak enerji güvenliğini de artırır. Bu da Türkiye’nin daha geniş çaplı sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında yardımcı olabilir.

Belirli bir önlemler portföyü seçmek büyük ölçüde ulusal koşullara, toplumun kabul düzeyine ve genel ekonomi politikalarına bağlıdır. Türkiye’nin ilk ulusal bildirimini dört gözle bekliyoruz. Bu bildirim, Sözleşme’de şart koşulan ve bir ülkenin insan kaynaklı iklim değişikliğini azaltmak amacıyla neler yaptığını gösteren, ülkenin seçtiği yolu ayrıntılı olarak anlatan bir rapordur.

Nisan-Haziran 2005

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama