Pazar, Mayıs 20, 2012
KAPAK KONUSU | Vurgunun Eşiğinde Karadeniz
Share to Facebook Share to Linkedin 

Önce yasal zemin

Dr.Nilüfer Oral

Karadeniz havzasında sürdürülebilir bir koruma-kullanma dengesi sağlamanın koşulları neler?

Karadeniz'in, deniz ve kıyısal yaşam alanlarının sürdürülebilirliği güçlü bir yasal çerçeve oluşturulmasına bağlı. Karadeniz'de koruma ve kullanmayla ilgili mevcut yasal çerçeve 1992'de oluşturuldu. Ancak bu yasal çerçeve, bence yetersizdir. Akdeniz'in korunmasına yönelik yasal çerçeveyle kıyaslandığında, Karadeniz'inki daha yetersizdir. Karadeniz'de, özellikle kıyıdaş ülkelerin işbirliğini gerektiren yerlerde deniz koruma alanları oluşturmak için bölgesel hukukî bir çerçeve yok. Oysa Akdeniz'de, deniz koruma alanlarını, sınır aşan ya da açık deniz kapsamına sokan SPAMI Protokolü var.

Akdeniz ülkeleri, bölgesel düzeydeki yasal yükümlülüklere uyulması için de yasal bir mekanizma geliştiriyor. Bu, özellikle denizlerin sürdürülebilir korunması söz konusu olduğunda, ülkeleri yasal yükümlülüklere uymaya zorlamak açısından çok önemli. Önemli olan, sistemin mutlaka cezalandırıcı değil, ülkelerin yasal yükümlülüklerine uyması anlayışı üstüne kurulması. Karadeniz'de böyle bir mekanizma yok. Bu öncelikle ele alınmalı.

Bu süreçte hangi aktörlere ne tür işler düşüyor? Türkiye'nin Karadeniz havzasında önemi ve yükümlülükleri neler?

Karadeniz'in koruma-kullanımında anahtar aktörler, bütün kıyıdaş ülkeler, Karadeniz Komisyonu, BSEC ve Avrupa Birliği'dir. Açıkçası, AB'nin daha ciddi bir rol üstlenmesi gerektiği kanısındayım. AB'nin öncelikle Bükreş Sözleşmesi'ne taraf olması gerek. Kıyı ülkeleri, AB'nin benzersiz bir deneyime sahip olduğu balıkçılık ve ulaşım konuları başta olmak üzere, AB ile etkin ve uygulanabilir işbirliğinin yollarını aramalı. Deniz taşımacılığı, AB'ye üye ülkelerin de uyması gereken uluslar arası anlaşmalara bağlı olduğundan, ulaşım konusu daha az sorunlu. Balıkçılık ise, üye olmayan kıyı ülkelerinin, AB politikalarına uyum sağlamasını gerektirecek. Bu bağlamda, Karadeniz balıkçılığında etkin bir aktör olan Türkiye'nin önemi artacak. AB ile işbirliği konusunda, aday ülke konumundaki Türkiye'nin yükümlülüğü, diğer Karadeniz ülkelerine kıyasla daha fazla olacak.

Karadeniz'in sürdürülebilirliği için üç öneride bulunmanız gerekse bunlar neler olurdu?

1) Öncelikle, toplumun katılımını artırmak ve STK'ların rolünü güçlendirmek gerek. Karar mercii olan kamu kurumları tam anlamıyla hesap verebilir olmadığı sürece, çevresel sürdürülebilirliği sağlayacak önlemler eksiksiz ve doğru biçimde uygulanamayacak.

2) İkincisi, bir hukukçu olarak, çevre hukuku konusunda uzmanlaşmış avukatlar ve yargıçlardan oluşan güçlü bir kadro olması gerektiğine inanıyorum. Avukatlar kanunun bekçisi, yargıçlar da garantörüdür. Bu nedenle, çevre hukuku konusunda Karadeniz ülkelerinin yasal kapasitesini güçlendirmeliyiz.

3) Son olarak, Karadeniz ülkelerinin, Karadeniz Komisyonu Sekreterliği'ne desteğini artırması gerek. Kıyı ülkeler, sekreterliğe daha fazla siyasî ve maddî destek verdiği takdirde, Komisyon çok daha etkin olabilir. Karadeniz'de sürdürülebilir çevresel koruma ve kullanmayı sağlamak için bölgesel işbirliği kilit unsurdur, bölgesel yönetişimdeki kilit kurum da Karadeniz Komisyonu Sekreterliği'dir.

Dr.Nilüfer Oral, İstanbul Bilgi Ünv. Hukuk Fakültesi, IUCN Çevre Hukuku Komisyonu, Okyanuslar Eşbaşkanı

Temmuz-Eylül 2008

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama