Pazar, Mayıs 20, 2012
KAPAK KONUSU | Vurgunun Eşiğinde Karadeniz
Share to Facebook Share to Linkedin 

Sınır tanımayan çevre koruma

Yüksel Üstün

Karadeniz havzasında, sürdürülebilir bir koruma-kullanma dengesi sağlamanın koşulları neler?

Çok uluslu havzalarda sürdürülebilir koruma-kullanma dengesini sağlamak mümkün olsa bile Karadeniz'i bu havzaların dışında değerlendirmek gerekir. Karadeniz havzası barındırdığı Türk Boğazları sisteminin de benzersiz konumu itibarı ile tüm bölge ülkelerinin sonunu getirebilecek tehlikeleri bünyesinde taşıyor: a) Kıyısında altı ülke olmasına rağmen, Avrupa ve Asya'daki akarsular; havzalarındaki 17 ülkenin (toplam 2.3 milyon km2) tüm atıklarını Karadeniz'e taşıyor; b)Karadeniz havzası ve Türk Boğazları sistemi, özellikle Tuna-Rhein-Main kanalının açılıp Baltık-Kuzey Denizi ile birleştikten sonra trafiği giderek artan bir su yolu oldu; c) Karadeniz dip sularında 3 milyon ton kadar hidrojen sülfür (H2S) bulunuyor. Ölçümler bu kütlenin yüzeye kimi zaman 100 m kadar yaklaştığını gösteriyor; d) Kıyısındaki ülkeler organize olamadıkları için, tüm dünyanın radyoaktif atıkları, kimyasal ve zehirli çöpleri sahibi yokmuşçasına Karadeniz'e dökülüyor.

Bütüncül havza koruma planları ve uzun vadeli bir koruma programı ile kullanma sözleşmesi, tüm havza ülkeleri tarafından kabul edilmeli ve uygulanmalıdır. Karadeniz ve Tuna havzaları için bir an önce bütüncül iyileştirilme ve koruma tedbirleri alınmalı, orta vadede uluslararası havza koruma ve kullanma planları hazırlanmalı; uzun vadede ise entegre havza yönetimi oluşturulmalıdır.

Böyle bir süreçte hangi aktörlere neler düşüyor, bunlar gerektiği gibi yapılıyor mu?

Bu süreçte yapılması gereken tabandan tavana organize olmaktır. İş çevreleri, akademisyenler, yerel yönetimler, meslek odaları, sendika ve STK'lar gibi aktörlerin havza ölçeğinde sınırlar ötesi organize olması gereklidir. Bugün merkezî ve yerel yönetimler, meslek odaları ve iş çevreleri bu konuda üzerine düşenleri gereğince yapamıyor. Bu durumda, siyasî veya ticarî çıkar gözetmeden halkı bilinçlendirmek ve örgütlemek, ve çevresel değerleri sınır tanımadan korumak amacıyla çalışan STK'lar en önemli aktörler haline gelmektedir.

Karadeniz'in sürdürülebilirliği için üç öneride bulunmanız gerekirse bunlar neler olurdu?

Havzada bulunan tüm ülkelerin karar verici mercileri dâhil, tüm sektörlerine ve yaşayanlarına üç aşamalı önerimiz var:

1) Bölgede yaşanabilecek olumsuzluklardan halkın ve tüm sektörlerin ciddi bir şekilde etkileneceklerinin farkına varmaları, farkındalığı artırmak için de bilinçlendirme çalışmalarının yapılması;

2) Tehlikenin farkına varanların, uzun vadede yaşamsal çıkarlarını ön planda tutan tüm havza ülkelerini içerecek şekilde koruma-kullanma dengesini gözeten bir yapıyı oluşturmaya öncülük etmesi;

3) Giderek Karadeniz havzası ülkelerinin tüm sektörlerine yayılacak, hatta yerel, bölgesel ve küresel karar mercilerini etkileyebilecek lobi mekanizmalarını geliştirerek ortak bir örgütlenme sürecine girilmesi ile havza ölçeğinde bilgili, bilinçli ve örgütlü halkları oluşturmak gereklidir.
1993'ten beri Karadeniz havzası ve Türkiye Boğazları sistemi ile ilgili çalışmalar gerçekleştiren Doğa ile Barış Derneği'nin Karadeniz havzası için temel hedefi, yaşanabilecek olumsuzlukların ve felaketlerin önlenmesi ile bu bölgenin sürdürülebilir kalkınması için hükümetlerin, STK'ların, iş organizasyonlarının ve havza halklarının katılımını sağlayacak, maddî ve yönetimsel açıdan bağımsız ve özerk Uluslararası Karadeniz Ortakları (UKOR/ IBSP) gibi bir yapılanmanın gerçekleştirilmesidir.

Yüksel Üstün, Doğa ile Barış Derneği, Uluslararası Karadeniz Ortakları Genel Sekreteri

Temmuz-Eylül 2008

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama