Karadeniz’in tekrar üretken bir deniz olması mümkün
Doç. Dr. Ali Cemal GücüKirlilik hangi aşamada, önlemek ve geriye döndürmek için neler yapılabilir?
Deniz kirliliğinin oldukça farklı çeşitleri var; ancak Karadeniz'i ölümün eşiğine getiren ötrofikasyon ya da basin ağı yüklemesi; yani denizdeki birincil üretim için gübre görevi gören besin tuzlarındaki (nütrientlerdeki) artış. Evsel, tarımsal ve bazı endüstriyel atıklar yüksek oranlarda besin tuzu içeriyor. Bu tuzların denize ulaşması denizdeki üretimin artmasına neden oluyor. Önce bitkisel planktonlar artıyor. Bunlarla beslenen hayvansal planktonun besini artıyor ve çoğalıyorlar. Bunları balıklar ve Karadeniz'de de hamsi tüketiyor. "Bu durumda üretimin artmasının ne zararı var" diyeceksiniz? Aslında belli bir noktaya kadar yok zaten. Ancak üretilen organik madde besin zinciri boyunca yukarı doğru taşınamaz seviyede ise işte o zaman kirlilik ortaya çıkmaya başlıyor. Örneğin, bitkisel plankton hayvansal plankton tarafından kontrol edilemez seviyede ürerse, tüketilemeden ölüyor, zemine çöküyor, burada biyolojik parçalanma sonucunda sudaki oksijeni tüketiyor. 1980'lerde kıta sahanlığının çok geniş olduğu ve bu nedenle de Karadeniz'in biyolojik olarak can damarı sayılan kuzey batı sahanlığında ötrofikasyon nedeni ile çok ciddi oksijen yetersizliği yaşandı.
Oksijensiz sular, bazı noktalarda yüzeye sadece 1 metreye kadar yaklaştı. Bunun sonucunda Karadeniz'in ormanı sayılan Philophora çayırları hızla yok olmaya başladı. Bu çayırlarda can bulan midye yatakları bunu izledi. Tabii bu alanları üreme ve gelişme için kullanan başta balıklar olmak üzere diğer deniz canlılarının durumunu anlatmaya gerek yoktur sanırım. Ancak belirtmekte yarar var: Karadeniz'in en önemli balık türlerinden olan hamsi ve kalkan da, oksijensiz kalan bu sahanlık alanını üreme için kullanan türler arasında.
Kirletici kaynaklar neler? Orta vadede bunlar kesilebilir mi?
Besin tuzlarını Karadeniz'e taşıyan kaynaklar başta Tuna olmak üzere nehirler. Başta evsel ve tarımsal faaliyetler olmak üzere insan tarafından üretilen bu maddeler önce nehirlere sonra da Karadeniz'e boşalıyor. Bu yolla Karadeniz'de meydana çıkan ötrofikasyonun boyutları 1980'lerde katastrofik boyutlara ulaştı.
Örnek verecek olursak, Türkiye'nin Karadeniz'den elde ettiği hamsi miktarı 300,000 tondan 60,000 tona kadar düştü. Ötrofikasyon sonucu Karadeniz ekosistemindeki dinamikler alt üst oldu ve meydana gelen bu ekolojik karmaşa fırsatçı türler için Karadeniz'i cennete çevirdi. Taraklı medüz olarak bilinen jelimsi canlı Karadeniz'e bu dönemde musallat oldu.
Aslında Karadeniz için hiçbir şey yapılmıyor değil. Örneğin ekosistemin çökme noktasına geldiği yıllarda Karadeniz için başlıca kirletici kaynaklarından biri olan Tuna nehrinin korunması ve kullanımının yönetilmesi amacıyla Tuna havzasındaki ülkeler arasında Tuna Nehri Koruma Sözleşmesi kuruldu. 1994 yılında imzalanan antlaşma 1998'de yürürlüğe girdi. Bu antlaşmanın Karadeniz ekosistemi üzerine en olumlu etkisi Tuna havzasındaki ülkelerin Karadeniz'deki ötrofikasyonun baş aktörü olan nitratın salınımını azaltmaları olmuştur. Karadeniz'de Tuna yolu ile boşaltılan nitratın azaltılması Kuzeybatı sahanlığında olumlu etkiler göstermiştir. Bunların başında Philophora çayırlarının tekrar genişlemeye başlaması gelmektedir. Kıta sahanlığı ekosisteminin anahtar türlerinden olan bu bitkinin kendini yenileyebilmesi umut verici bir gelişmedir. Olumlu gelişmeler bununla da kalmadı, 1980'lerin sonunda kaybolduğu sanılan bazı balıkların bugün ticarî olarak tekrar avlanmaya başladığı rapor edilmekte. Tuna nehri Karadeniz ekosistemindeki hastalığın nedenlerinden sadece biri. Bu nehir yolu ile Karadeniz'e boşaltılan kirleticilerin kontrol altına alınması her şeyin yoluna girdiği anlamına gelmiyor; ancak diğer taraftan Karadeniz'in kurtarılması için çok geç kalınmadığını ve orta vadede Karadeniz'in tekrar üretken bir deniz olmasının mümkün olduğunu da artık biliyoruz.
Karadeniz'in sürdürülebilirliği için öncelikli önerileriniz nelerdir?
Karadeniz'in sürüdürülebilirliğine inanmıyorum; sebebi de Karadeniz ekosistemi olgun bir ekosistem değil zaten. Karadeniz çok genç bir deniz. Var olduğu günden bu yana şekilden şekile girmiş. Kâh balinalara ev sahipliği yapan uçsuz bucaksız bir okyanus olmuş, kâh bölünmüş tatlı su gölüne dönmüş. Bildiğimiz formunu ise ancak 6,000-7,000 yıl önce almış; yani Akdeniz ile bağlantısı en son tekrar bu dönemde kurulmuş. O günden bu yana da Akdenizleşme sürecinde. Küresel ısınma da bu süreci hızlandırıyor. Her geçen gün Karadeniz'e yeni türler giriyor. Her yeni gelen türle de ekosistem yeniden şekilleniyor. Ancak yine de Karadeniz için öneride bulunacak olursam: 1) Tuna havzasında uygulanan ve nehre bırakılan kirleticilerin azaltılması için alınan önlemlerin başta Türkiye olmak üzere tüm Karadeniz ülkelerinde yaygınlaştırılması; ve 2) Ötrofikasyonun sebep olduğu dengesizleşmenin Karadeniz ekosistemine verdiği hasarın katlanarak artmasına neden olan aşırı avcılığın kontrol altına alınabilmesi için balıkçılık baskısının azaltılması gerektiğini söyleyebilirim.
Doç. Dr. Ali Cemal Gücü ODTÜ-Erdemli, Deniz Bilimleri Enstitüsü
Temmuz-Eylül 2008
MERCEK
- Belediyeler için adım adım sera gazı salım envanterleri
- İklim Değişikliğinin Farkında Ol!
- Çevre Adalet(sizliğ)i
- Yeni kurallar: yeni oyun
- Gelecek için Hareket Etmeli
- İklim Müzakereleri Rayına Oturdu Mu?
- Cancun'da ilk hafta müzakerelerinin sonuna gelirken...
- Aralık İklimi
KAPAK KONUSU
- Dünyadan iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- Türkiye'den iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- İklimler değişiyor, kentler değişiyor mu?
- Türk özel sektöründe karbon salım yönetimi
- Yeni Ev Ödevi: Karbon Yönetimi
- İklim değişikliğinde son düzlüğe girmeden Dünya ve Türkiye
- Hidroelektrik santrallerinin olası etkileri
- HES’lere karşı hukukun gücü





