Pazar, Mayıs 20, 2012
KAPAK KONUSU | Vurgunun Eşiğinde Karadeniz
Share to Facebook Share to Linkedin 

Su Savaşları

"Yeryüzü Politikaları Enstitüsü" (Earth Policy Institute) kurucusu ve 2001’den bu yana başkanı olan Lester R. Brown, çevre, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma konularındaki küresel bakış açısını, kasım ayında Toskana’da düzenlenen "Yeşil Uyum" basın konferansında Green Horizon’a açıkladı.

susavaslari
Fotoğraf: Greenaccord

Çevre ile güvenlik nerede kesişiyor? 

Tuhaf bir rastlantıyla, "Sizin Ekonominiz" (Your Economy) başlıklı kitabın tanıtımı için New York Times’a demeç vermek üzere 11 Eylül 2001 günü New York’ta idim. Daha öğle olmadan, demeç tarihe gömülmüştü bile. Aslında Usame Bin Ladin ve adamları, toplumun dikkatini, geleceğimizin altını oyan çevre tahribatından farklı bir yöne çekmeyi başarabildikleri taktirde, pek çok açıdan hayal bile edemedikleri sonuçlara ulaşabilir. 

Hemen akla gelen alanlardan biri su. Su kaynakları yüzünden ülkeler arasında ciddi çatışma potansiyeli var. Bugün dünyanın bir çok yerinde, Güneydoğu Asya’da Çin ile Vietnam, Laos ve Tayland gibi Mekong ülkeleri arasında gerginlik tırmanıyor. Benzer bir durum da Türkiye ile Suriye ve Irak arasında, Dicle ve Fırat nehir havzaları konusunda yaşanıyor. 

Toprak konusunda da çatışmalara tanık oluyoruz. Bunu özellikle, Afrika’da hayvancılıkla geçinen göçebe toplulukların tarım sahalarına doğru yönelmesi ve nüfus artışı sonucunda çatışmaların yaşandığı Sahra ülkelerindegörüyoruz.Aynıdurum,göçebelerle çiftçiler arasında ciddi çarpışmaların yaşandığı Nijerya’da da söz konusu. 

Küresel ölçekte bakarsak, iklim sorunu da çatışma yaratan konulardan biri; çünkü bu soruna, Amerika ve diğer gelişmiş ükeler neden olurken, bunun sonuçlarından, örneğin deniz düzeyinin yükselmesinden en çok etkilenenler ise Bengaldeş gibi ülkeler.

Gerilimlerin tırmandığı daha bir çok bölge var. İran’da yüzlerce, hatta binlerce mültecinin kaderlerine terk edildiğini, çünkü su kaynaklarının kuruduğunu ve hiç su kalmadığını görüyoruz. Çin’de bilim adamlarının verdiği sayılara göre, çölleşme yüzünden kısmen ya da tamamen terk edilen 24 bin köy bulunuyor. Avrupa’daki Afrikalılar’ın çoğu, ekolojik baskı altında olan, toprak erozyonu ve benzeri sorunların pençesindeki ülkelerden geliyor. 

Okyanuslardaki balıkçılık sahalarının paylaşılması da bir gerilim konusu.

Peki, bu sorunlar, Orta ve Doğu Avrupa’yı ne derece ilgilendiriyor? 

Bazen, Amerika’da ya da Avrupa’da bulunduğum sırada, her şeyin yolunda gibi göründüğü duygusuna kapılıyorum. Ancak, dünyada ekolojik baskıların yoğunlaştığı bölgeler olduğunu da unutmamalıyız. Bunların çoğu da kıtlığa yol açan sorunlar. Su kıtlığı ve iklim değişikliği yüzünden gıda fiyatlarının artma tahlikesi var. Bu, baş edemeyecek birçok düşük gelirli ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyebilir. Siyasi istikrarsızlık ise, zamanla hepimizi etkileyecek biçimde uluslararası düzeyde ekonomik gelişmeyi sekteye uğratabilir.

Sizce dünya liderleri, küresel bir çevre krizini önlemeyi başarabilir mi? 

Ciddi çevre sorunlarının ilk temel ekonomik kanıtı olan gıda fiyatlarındaki artışa bakarak işe başlayabiliriz. Bu artış, “uyanın” çağrısı yapan bir ekonomik göstergedir. Siyasi anlamda, gıda fiyatlarından daha hassas bir ekonomik gösterge olduğunu sanmıyorum. İşte bu nokta, eğer irade gösterilirse, devrimin başlangıcı olabilir. Bu ise Berlin Duvarı’nın yıkılmasına eşdeğer bir dönüşümdür. 

---------------------------------------------------------------------------

Lester R. Brown'un çevre alanındaki bazı etkinlikleri:

  • 1974 Worldwatch Enstitüsü'nün kurucusu
  • 1984'ten bu yana "Dünyanın Durumu" raporlarının yayımcısı
  • 22 onursal ünvanın ve aralarında 1987 Birleşmiş Milletler Çevre Ödülü ve 1989 WWF Doğa Altın Madalyasının da yer aldığı bir çok ödülün sahibi

Ocak-Mart 2005

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama