Pazar, Mayıs 20, 2012
KAPAK KONUSU | Yeşeren Yapılar
Share to Facebook Share to Linkedin 

Kazanca dönüşen maliyet

Duygu Erten Maliyetin yüksek olduğu inanışı, çevre dostu binaların önündeki en önemli engel

Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2006 verilerine göre, dünyadaki toplam enerji tüketiminin %40’ı, CO2 salımlarının ise %24’ü binalarda gerçekleşiyor. Oysa binalar çevre dostu bir anlayışla inşa edildiği takdirde, binayı daha enerji etkin hale getirerek hem tasarruf sağlamak hem de karbon salımını azaltmak mümkün. Türkiye’de binaları çevre dostu tasarlama ve inşa etme anlayışı yeni yeni gelişiyor ve bir çok firma, özellikle gönüllü başvurulan sertifikaların kriterlerini yerine getirerek, binalarını çevreci ilân etmek istiyor.

LEED, Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik’in kısaltması olup, ABD'deki Çevre Dostu Binalar Konseyi tarafından geliştirilen bir dizi kriterler listesidir. LEED, binanın tasarımında çevre dostu olmayı desteklemek, bina endüstrisinde çevre dostu olma konusuna liderlik etmek, çevre dostu olma rekabetini artırmak, çevre dostu tüketimde tüketiciyi bilinçlendirmek, bina endüstrisini dönüştürmek gibi amaçları destekleyen bir sertifika. Bu sistem altı alanda puanlama yapmaktadır. Her bir alanda mümkün olan en yüksek puanlar alındığı takdirde, bir binanın alabileceği tavan puan 69’dur. Bu alanlar şunlardır: sürdürülebilir araziler (14 puan), su kullanımında etkinlik (5), enerji ve atmofer (17), malzeme ve kaynaklar (13), iç hava kalitesi (15), inovasyon ve tasarım (4 artı 1 de tasarımda LEED sertifikalı profesyonel kullanmak). Nisan ayı başında yeni çıkacak LEED versiyonunda bu puanlar yükselecektir.

Binalar dört ayrı alanda sertifika alabilir:Sertifika, 26-32 puan; Gümüş, 33-38 puan Altın, 39-51 puan; ve en çevreci bina anlamına gelen Platin, 52-69 puan. LEED sertifikası, ABD Yeşil Bina Konseyi’ne (USGBC) proje ekibi tarafindan yapılan başvuru üzerine, sadece USGBC tarafından verilir. LEED’in yanı sıra, İngiltere’de oluşturulan ve sıklıkla kullanılan bir başka sertifikalama sistemi de BREEAM sertifikasıdır.

676-YU-4-4-kapak_kazancadonusenmaliyet_sy18
Maliyetlerin yüksek olduğu inanışı, çevre dostu binaların önündeki en büyük engel
(Fotoğraf: Flickr)

Yaygın ve yanlış inanış

Ancak özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu hareketin önündeki en önemli engel çevre dostu binaların maliyetli olduğu yönündeki yaygın inanış. Özellikle yenilenebilir enerji teknolojilerinin yüksek maliyeti, mesela çevre dostu malzemelerden KDV alınmaması gibi teşvikler olmadığı için yatırımın geri dönüş zamanının uzunluğu, eko karneye sahip malzemelerin eksikliği ve bazı malzemelerin ithâl edilmesinden dolayı maliyetlerin daha yüksek olduğu doğru. Ancak sürdürülebilir mimarinin ilkelerini içselleştirmiş bir tasarım ekibi bu engelleri aşabilir ve çok temel kriterleri yerine getirerek %1-3 gibi bir maliyet artışı ile çevre dostu bina yapabilir. Siemens’in 2008’de Gebze’de yaptığı ve LEED-Gold sertifikasına başvuran proje ekibi, maliyetin standart bir binaya göre %1 yüksek olduğunu açıkladı. Maliyetin büyük kısmı tasarım ve mühendislik için daha fazla zaman harcanmasından kaynaklandığından, yeşil bina uygulaması yaygınlaştıkça, tasarım ve mühendislik çalışmaları standart hale gelecek ve maliyet düşecektir. Bunun en iyi örneği bugün Kaliforniya’da sıfır ön yatırım maliyetiyle inşa edilmekte olan ‘Yeşil Okullar’dır. Ayrıca Kaliforniya eyalet yasaları tüm kamu binalarının ve okulların yeşil olmasını ve minumum LEED sertifikası standartlarını sağlamasını şart koşmuştur.

Enerji modellemenin maliyeti (bunun özel danışmanlık hizmeti gerektirmesi), ‘commissioning’ dediğimiz, binanın LEED aldıktan sonra enerji harcamalarının göz altında tutulması, tasarlandığı şekilde yüksek performanslı bir bina olarak yaşadığının teyit edilmesi, commissioning raporunun hazırlanması ve sertifika sistemlerinden herhangi birine başvurulacaksa buna ödenen danışmanlık hizmetleri, ayrıca bunları veren kurumlara ödenen ücretler, yeşil binalarda ön yatırım maliyetini biraz yükseltse de, maliyetteki gerçek artış hesaplanırken kullanma aşamasında ödenecek düşük enerji ve su faturalarının sağlayacağı kazanç, yani binanın işletme maliyetlerinin %7-8 düşeceği de göz önüne alınmalıdır.

Binanın yeşil yapılması kararı ne kadar erken alınırsa; örneğin yatırımcı, mimarla ve proje yöneticisi ekiple el sıkışırken buna karar verilirse, maliyet de o kadar düşüyor. Bunun nedeni, yeşil tasarımın entegre bir tasarım olması. Ayrıca, sayıları git gide artan yeşil binaların tasarım ve inşaat deneyimlerinin paylaşılması ve alınan derslerden yola çıkarak aynı hataların yapılmaması da maliyetleri düşüren bir başka nokta.

Ayrıca ön maliyet artışının geri dönüş analizini de yapmak gerekir. Çünkü yeşil binalardaki enerji ve su tasarrufu, inşaat sırasında daha az atık üretme, atık su ve katı atıkların yönetimi, dönüştürülmüş malzeme kullanılması, malzemenin taşınması ve korunmasında kullanılan özel metotlar, ve yaşanırken atıkları ayrıştırarak atma kriterleri, iç hava kalitesinin iyileşmesi, yeşil yapılan ofis binalarında çalışanların yaşam kalitesinin yükselmesi ve üretkenliğin artışı, bunun yanı sıra, hem çalışanların sağlık masraflarının hem de binanın işletme masraflarının düşmesi de artı değer yaratmaktadır. Sürdürülebilir binaların masraflı değil tam tersi, tasarruf sağladığının anlaşılması için bu alanda herkese eğitim vermek gerekiyor.

Nisan 2008’de CoStart grubunun yayımladığı rapor, 1,300 tane LEED sertifikalı ve ENERGY Star etiketli binayı inceliyor. Rapora göre, toplam 32.6 milyon tutan bu binalarda kiralar metrekare başına 112 dolar artarken, kiralama oranı %3.8 yükselmiş ve metrekaresi ortalama 1,710 dolara satılmış.

Mimarlar öncü konumda

Çevre dostu binalar konusunda en önemli görev mimarlara düşüyor. Mimarların bundan böyle estetik ve maliyet azaltma gibi konuların dışında, enerji verimliliğine de odaklanmaları gerekiyor. Bu da mimarlık alanındaki ücretlendirmelerde bir takım değişikliklere gidilmesi gerektiğini gösteriyor. Mimarların, tasarladıkları binalardaki çevre dostu parametrelere göre ücret almalarını sağlamak gerekiyor. Bu ücret kademeleri bugüne kadar yapılmış projelerden çıkan istatistiklerle oluşturulmalı. Binanın LEED sertifikası alması için standart bina tasarım ekibinin maliyetine, daha evvel yapılmış projelere dayanarak, gümüş için %1-2, altın için %3-4, platin için ise %8-9 eklemek gerektiğini söyleyebiliriz.

Türkiye’de çevre dostu bina yapımında bir an evvel standart bir sisteme geçilmesi gerekiyor. Bu sistem en ideal şekilde ancak, devlet,sivil toplum örgütleri ve akademi işbirliğiyle gerçekleşebilir. Türkiye’de ısıtma soğutma ve havalandırma, peyzaj mimarlığı, aydınlatma alanlarında çalışan sivil toplum örgütleri, Isı,Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZO-DER), İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği(İMSAD),makina, inşaat ve mimar odaları,yapı malzemesi üreticileri, Türk Standartları Enstitüsü, Çevre Dostu Binalar Derneği liderliğinde ve bu konuda çalışan üniversitelerle ortaklık yaparak çevre dostu bina inşa etmek için minimum bir standart oluşturmalıdır. Bu standardın, inşaat sektörünün kullandığı ortalama pratiklere uygunluğu ve enerjinin kullanımı, sera gazı salımları, sürdürülebilir arazi seçimi, su ve kaynakların kullanımı ve iç hava kalitesi gibi alanları kapsaması gerekiyor. Bu minimum standardın üstüne çıkmak isteyenler de gönüllü olarak daha çevreci binalar tasarlatıp inşa edebilir ve sertifika sistemlerini kullanarak bu binaları çevreci ilân edebilir. Böylelikle bina sahipleri arasında yeşilmiş gibi gösterenle, gerçekten yeşil olanlar ayırd edilebileceği gibi; eminim ileride bu konuda çıkacak yerel ve ulusal teşviklerden faydalanma imkânı da doğacaktır.

En büyük eksik uzman

Bugün Türkiye’nin en büyük eksiği, bu konularda yetişmiş, deneyim sahibi yeşil bina uzmanıdır. Bu uzmanların görevi, yeşil bina parametrelerinin tasarıma zamanında entegrasyonunu sağlamak ve müşteriye finansal olarak yük getirmeyecek çözüm alternatifleri sunmaktır.

İkinci eksiğimiz, yenilenebilir enerji teknolojileri için ön yatırım maliyetini düşürecek teşvikler ve vergi indirimleridir. Ayrıca tüketicinin, yâni binaların içinde yaşayan kişilerin bilgilendirilmesi ve yeşil bina talep etmesi de çok önemli. Üniversitelerde bu alanda derslerin açılması ve hatta multidisipliner bölümler kurulması gerekiyor.

Kamu kuruluşları henüz bu konuya giremedi. Son dönemde ODTÜ Mimarlık Fakültesi Araştırma, Tasarım, Planlama ve Uygulama Merkezi (MATPUM) Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) çevre dostu tasarım konusunda danışmanlık veriyor.

Bina mevzuatında ABD’deki 189P örneği bir yeşil yönetmelik de hazırlanması gerekiyor. ABD Aydınlatma Ulusal Komitesi Amerikan Isıtma, Soğutma ve Hava Koşullandırma Mühendisleri Derneği (ASHRAE) ve Amerikan Çevre Dostu Binalar Derneği tarafından hazırlanan bu yönetmelik sertifika kriterlerini kullanmadan da yeşil bina yapılmasını sağlıyor. Son olarak, her türlü kurumun sosyal sorumluluk stratejilerine yeşil bina yapımını mutlaka alması gerekiyor.

Dr. Duygu Erten, Çevre Dostu Binalar Derneği Başkan Yardımcısı

Ekim-Aralık 2008

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama