Çarşamba, Nisan 23, 2014
MERCEK | Yan makale | Yeni Ev Ödevi: Karbon Yönetimi
Share to Facebook Share to Linkedin 

Yeni Ev Ödevi: Karbon Yönetimi

ayak

Dr. Oğuz Can

Çevre maliyetlerinin içselleştiği günümüzde, iklim değişikliği ile mücadele, şirketler için yeni bir yönetim boyutunu: 'Karbon Yönetimi'ni ortaya çıkarıyor. Şirketler mali bütçelerinin yanı sıra artık 'Karbon Bütçeleri'ni de hazırlamak ve yönetmek durumunda.
İnsan kaynaklı, antropojenik iklim değişikliğini önlemede sera etkisi olan gazların azaltılmasına dair çabalarda, bir tarafta Birleşmiş Milletler Taraflar toplantılarında yeni dönem ulusal boyutta azaltım potansiyelleri müzakere edilirken; diğer yanda proje temelli sera gazı azaltımlarının sertifikalandırılmasına ve yeni ticaret mekanizmalarının geliştirilmesine çalışılmaktadır. Ulusal azaltım hedefi ile birlikte sektörel hedefler ve kurumsal sınırlamalar sırasıyla birbirini destekleyecek –müteselsil- şekilde oluşturulmaktadır. Ayrıca ürün bazında ömür döngüsü göz önüne alınarak, havaya salınan sera gazları hesaplanarak ürün etiketine işlenmektedir ve ulusal hedefler; Emisyon Ticaret Sistemleri'nin (ETS) temelini oluştururken, sektörel hedefler; emisyon tahsisat (AAU- assigned amount unit) ticareti, sınırla-pazarla (cap & trade), Ulusal uygun azaltım faaliyetlerinin (NAMA) temelini oluşturmaktadır. Ürün karbon etiketlemesi ise bir başka azaltım mekanizması olarak gündemde olan 'Karbon Vergisi'nin altlığını teşkil etmektedir.
Biraz geriden de gelse, Türkiye'nin özellikle son yıllarda iklim değişikliği ile mücadele faaliyetleri istikamet kazanmıştır. Avrupa Birliği uygulamalarına paralel olarak, yukarıda çok özet olarak vermeye çalıştığım mekanizmaları 'ülke özel koşulları' çerçevesinde uygulamaya alma hazırlıklarını hızla sürdürmektedir. Bu noktada karşımıza çıkan en büyük gereksinim; veriye dayalı bir altyapı hazırlayarak, bilimsel metotlar ile etki analizlerinin yapılması ve adımların belirlenmesidir. Bu husus Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı'nda da açıkça belirtilmektedir. Ulusal bazda sera gazları envanterinin kayıt altına alınması, raporlanması ve izlenmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, pazar koşullarına uyum hızı ile rekabet gücünü koruyarak hayatını sürdürebilen Özel Sektörün olası 'Bekle- Gör/ İzle- Taklit et' politikası seçeneği geçerli bir opsiyon değildir. Dinamik olarak gelişen sürecin çıktılarına hazırlıksız yakalanmamak için şirketler 'Karbon Yönetimi' konusunda kendi alt yapısını oluşturmak durumundadır. Türkiye'de petro-kimya, demir-çelik, çimento, ulaşım, enerji vb. karbon yoğun sektörleri hali hazırda hazırlıklarına başlamıştır.

Diğer yandan karbon azaltım hedeflerinin belirlendiği ve sıkı uygulandığı ülkelerde karbon maliyetine katlanarak üretim yapan karbon yoğun sektörlerin, karbon maliyetinin henüz üretim maliyetlerine dahil edilmediği gelişmekte olan ülkelere transferi "Karbon Kaçağı" söz konusudur. Bu durumda küresel anlamda toplam sera gazlarının azaltımı sağlanamamaktadır. Bu nedenle AB ETS'de yer alan sektörlerin, 2012 yılı için havacılık sektöründe olduğu gibi, diğer gelişmekte olan ülke sektörleri ile karbon yönetimi açısından entegrasyonu gündemdedir. Diğer bir deyişle; her ne kadar Türkiye'nin ulusal emisyon hedefi olmasa da ve kendi içinde Emisyon Ticaret sistemi kurmamış olsa da, Türk havacılık sektörü Avrupa'ya uçuşlarından dolayı karbon yönetimine geçmek durumunda kalmıştır.

Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda 2007/87/EC Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) direktifi doğrultusunda AB ETS ile entegre olması seçenekler dahilindedir.
Sera gazı azaltımları Birleşmiş Milletler Çevre programı (UNEP) ve Dünya Meteoroloji Oganizasyonunun (WMO) 1988 yılında kurduğu Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) iklim değişikliğinin nedenlerini, iklim değişikliğinin çevresel, sosyo-ekonomik sonuçlarını, uyum-adaptasyon ve azaltım/savaşım-mitigasyon seçeneklerini araştırarak değerlendirme raporları halinde yayımlamaktadır. Proje bazlı faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı azaltımları IPCC'nin geliştirmiş olduğu metodolojilere göre hesaplanmaktadır. Hesaplanan proje bazlı azaltımlar VCS, Gold Standard vb. standardlara uygun olarak doğrulanarak, geçerli kılınmaktadır.
Karbon ayak izinin kurumsal seviyede ölçümü ve raporlanmasına dair 5 Haziran 2007'de Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından Türkçe olarak da üç bölüm halinde yayımlanmış olan, TS ISO14064 "Sera Gazı Emisyonlarının ve Uzaklaştırmalarının Kuruluş Seviyesinde Hesaplanmasına ve Rapor Edilmesine Dair Kılavuz ve Özellikler"standardı ve yaygın olarak kullanılan GHG protokol yer alırken; karbon ayak izinin ürün seviyesinde ölçülmesine dair Ekim 2008 de yayınlanan PAS2050 standardı en yaygın kullanılan standardlardır.

Çıktı/Rapor

Metod/ Standart

Sera gazı Azaltım Hesaplamaları

IPCC Metodolojileri

Ömür Döngü Analizleri

ISO 14048, PAS 2050, PAS 2060

Kurum ve Kuruluşlar için envanter hazırlama

ISO 14064,

GHG protokol

Karbon Ticareti

(Temiz Kalkınma Mekanizması, Ortak Uygulama, Gönüllü Karbon Piyasaları) VCS, Gold Standard, VER+, Social Carbon, vb.

jpeg

Özetle; karbon varlıklarının geliştirilmesi ve ticaretini içeren karbon piyasaları, dayandığı bilimsel metodolojiler, gelişmiş ürün standartları ve mekanizmaları ile herhangi bir emtia ticaretinden farklı değildir.
Ulusal ve uluslararası uygulamalara hazırlanmanın en kestirme yolu yaparak öğrenmektir. Karbon yönetiminde atılacak ilk adımlar; seçilecek metot ve standarda uygun olarak 'karbon ayak izi'nin hesaplanması, raporlanması ve karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik eylem planının oluşturulmasıdır.
 

Kurumsal Karbon ayak izinin belirlenmesi; Envanter yılının belirlenmesi, envanter sınırlarının belirlenmesi (organizasyonel veya operasyonel), veri toplama, metodoloji seçimi, doğrudan ve dolaylı (kapsam1, kapsam2) sera gazı kaynaklarının belirlenmesi, gerekiyor ise ölçümlerle desteklenmesi, raporlanması ve üçüncü taraf kuruluşlarca doğrulanması olarak özetlenebilir.

Raporlama süreci başlıca;
Kuruluş sınırlarının ve faaliyet sınırlarının tespiti,
Sera gazı emisyonlarının ve uzaklaştırmalarının hesaplanması,
Sera gazı envanter bileşenleri tespiti,
Sera gazı emisyonlarını azaltmak için güdümlü faaliyetlerin belirlenmesi,
Temel yıl sera gazı envanterinin hazırlanması,
Belirsizliğin değerlendirilmesi ve azaltılması,
Sera gazı envanteri kalite yönetimi,
Sera gazı bilgi yönetimi
faaliyetlerinden oluşur.
İki ila dört ay süren süreç sonunda elde edilen karbon envanteri ve azaltım eylem planı kurumun kalite ve çevre yönetim sistemleri ile entegre olarak geliştirilmelidir. Yapılan çalışma tüm çalışanlarla, paylaşılarak farkındalık oluşturulmalıdır. İzleme komitesi ile tanımlanan güdümlü faaliyetler takip edilmelidir.
Kurumsal Karbon Yönetimi ile elde edilecek kazanımlar:
- Kurum Kültüründe değişim,
- Yaparak öğrenme,
- Tehditi fırsata dönüştürme şansı ,
- Verimlilik ve maliyet yönetimine farklı bir bakış geliştirme ve izleme,
- Ürün çeşitlendirme şansı,
- Çevre ve sosya sorumluluk projelerinde geride kalmama,
- Kurum, proje ve ürün karbon ayak izi ölçümü,
- Rekabet gücünde artış
olarak sıralanabilir.

Sonuç olarak, önümüzdeki süreçte; ülkemizde kurumsal karbon yönetimini iyi yapan firmaların gelişimine devam edeceği, hazırlıksız bazı firma ve sektörlerin zaruri değişim ve dönüşüme uğrayacağı bir döneme girilmiştir. Karbon yoğun sektörler için yukarıdaki avantajlar da göz önüne alındığında 'karbon yönetimi' tehdidin fırsata dönüştürülmesini sağlamaktadır.

Dr.Oğuz CAN

Recydia AŞ. Genel Müdürü


Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama