Pazar, Mayıs 20, 2012
MERCEK | Mercek | Aralık İklimi
Share to Facebook Share to Linkedin 

Aralık İklimi

Gülçin Özsoy

İklim değişikliğinin geri döndürelemeyecek bir noktaya gelmemesi için, küresel sıcaklık artışının kritik değer olan 2°C altında tutulabilmesi gerekiyor. Sera gazı salımlarının ancak 450 milyonda parçacık karbondioksit (ppm) seviyesinde sınırlandırılması ile erişilebilecek bu hedefte neredeyiz? Kaynaklara göre geldiğimiz seviye 388 ppm düzeyinde ve şimdiden ortalama sıcaklıklar 1°C artmış durumda. Bir diğer yandan, güncel bilimsel çalışmalar ise, iklim için geri dönüşü olmayan tehlikeli nokta olan iklimin devrilme noktası olarak 450 ppm'in güvenli olmadığı, 350 ppm seviyesinin güvenli olduğunu da ortaya koydu.

cop16logo

Bu gerçeğin ışığında, dünyanın farklı köşelerinde yaşanan seller, yangınlar ve zarar gören milyonlarca insan görüntüleri...Bu felaketleri yaşadığımız 2010 yılının Aralık ayında ise iklim değişikliği konusunda uluslararası alanda atılacak adımlar ise hala tartışılıyor. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen Kopenhag Zirvesi'ne göre sivil heyecanın ve daha da önemlisi güvenin daha düşük, uluslararası alanda da beklentinin zayıf olduğu BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 16. Taraflar Konferansı'nda (COP16) hükümetlerin düşük karbonlu sisteme ne kadar hızlı bir şekilde geçilebileceğini müzakere etmesi ve küresel sera gazı salımlarını azaltma hedefleri konusunda geçtiğimiz yıldan bu yana yarım kalan tartışmalara bir çözüm yolu bulması bekleniyor.

Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması için, 190'dan fazla ülkenin katıldığı, buna karşılık ancak sınırlı sayıda ülkenin sera gazı salım azaltım yükümlülüğü altına girdiği, sınırlı bir yükümlülük dönemini kapsayan (2008-2012) Kyoto Protokolü, 2012 yılında birinci yükümlülük dönemini tamamlayacak. 2007 yılında Bali'deki COP13'te alınan karar ışığında, iklim değişikliği müzakereleri iki hatta ilerliyor: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşimesi (BMİDÇS) ve Kyoto Protokolü (KP). İklim değişikliği müzakereleri, özellikle Kyoto Protokolü tarafı olmayan Amerika Birleşik Devleti'nin de 2012 sonrası iklim rejimi ile ilgili resmi tartışmalara etkin katılımını sağlayabilmek amacıyla BMİDÇS hattında da yürütülüyor. Her iki hatta yürütülen müzakereler ile uyum, teknoloji transferi, finansman konuları, gelişmiş ülkelerin salım azaltım hedeflerindeki revizyonlar ele alınıyor.

İklim Müzakereleri Açısından 2009 Yılının Önemi Neydi?

Uluslararası iklim hareketinin devamlılığını sağlamak konusunda, hükümetlerin daha uzun dönemli yeni bir iklim rejiminin yapı taşlarının netleştirilmesi amacıyla, Danimarka'nın Kopenhag kentinde gerçekleştirilen 15. Taraflar Konferansı (COP15) son durak olarak adlandırılmıştı. Ancak, KP ile BMİDÇS hattında yürütülen müzakelerin bir sonuca bağlanması beklentisi çok yüksek iken zirve, COP15'deki müzakerelerin sonucu olarak herhangi bir hukuki bağlayıcılığı olmayan bir niyet metni olan Kopenhag Uzlaşması ile sonuçlandı. Kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı uyandıran zirve, gelişmiş ve gelişmekte ülkeler arasında gerçekleşen büyük anlaşmazlıklara ve de zaman zaman sivil topluma kapatılan kapılar ardında yürütülen tartışmalara sahne oldu.

Kısa Kısa Kopenhag Uzlaşması

Kimileri tarafından zayıf kimileri tarafından da önemli bir başlangıç olarak değerlendirilen Kopenhag Uzlaşması hakkında önemli noktalar maddeler halinde aşağıda özetlenmiştir. Metinde öne çıkan en büyük eksiklik önerilen mekanizmaların hangi kaynaklar aracılığıyla gerçekleştirilebileceğinin tam tanımlanmamış olması.

Uzlaşma Metni,

- Genel hatları itibariyle özellikle de gelişmiş ülkelerin azaltım çabalarıyla ilgili zayıf hükümlere sahip

- Gelişmiş ülkeler için uzun dönemli küresel sera gazı salım azaltım hedefleri bulunmuyor. Uzlaşmayı kabul eden Sözleşme Ek-1 ülkelerinden bilgilendirme amaçlı olarak salım azaltım hedeflerini açıklamalarını bekliyor. Aynı şekilde Uzlaşma metnini kabul eden gelişmekte olan ülkelerden de azaltım hedeflerini (NAMAs) açıklamalarını bekleniyor.

- Ekleri kapsamında azaltım hedeflerini sunan Ek-I ülkelerinin sayısı; 42 ve Ek-I dışı ülkelerin sayısı; 43

- Ölçme, Raporlama ve Doğrulama (MRV) konularında da önerileri içeriyor. MRV'nin ülkeler tarafından ulusal kapasite ile yapılması ve de BMİDÇS Sekretaryası'na ulusal bildirimler ile sunması gerektiğini belirtiyor.

- Gelişmekte olan ülkelerin azaltım ve uyum alanında çabalarına destek amacıyla kısa ve uzun dönemli finansman sağlanacağı duyurusu da yapılıyor. Bu destek ise 2010-2012 yılları arasında 30 milyar dolar, 2020 yılı itibariyle yıllık 100 milyar dolar yardım olarak tanımlanmış.

- Kopenhag Uzlaşması'nda ayrıca Kopenhag Yeşil İklim Fonu, Teknoloji Mekanizması gibi yeni oluşumlar da göze çarpıyor. Bu mekanizmaların detaylı işleyişi hakkında da herhangi bir detaylı açıklama bulunmuyor.

2010 ve Beklentiler

2010 yılı boyunca ülkeler COP15 sonrası resmî toplantılarını Nisan, Mayıs, Ağustos aylarında Bonn'da, Ekim ayında Tianjin'de bir araya gelerek kalan konular hakkında bile çerçeve çizmeye çalıştı ve 2012 sonrasına yönelik müzakere hazırlıklarını sürdürdü. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 16. Taraflar Konferansı'nda, 2012 sonrasına yönelik olarak gelişmiş olan ülkeler için zorunlu ve gelişmekte olan ülkeler için gönüllü sera gazı salım azaltım hedeflerinin tartışılacağı, gelişmiş ülkelerin azaltım ve uyum alanında ortaya koyabilecekleri finansal kaynakları tüm dünya ile paylaşacağı, düşük karbon ekonomisine geçişte en önemli ayaklardan biri olan teknoloji transferi konularının kurumsal yapılanma, kapasite geliştirme gibi başlıklar altında ele alınacağı iki haftalık bir müzakere sürecine girildi. Birçok kaynak, BMİDÇS Genel Sekreteri Figueres de dahil olmak üzere COP16 toplantısının herhangi bir bağlayıcı olan bir anlaşmayla sonuçlanmayacağını da belirtiyor.

REC Türkiye, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da, zirveyi Meksika'da bulunacak olan REC ekibi başta olmak üzere, en doğru ve güvenilir kaynaklardan izleyerek günlük olarak yayımlayacağı e-bültenler ile alıcılarına ulaştıracak. COP16 güncelerinin yanısıra gelişmeler, iklim platformu web sitesinden de takip edilebilecek.

Gülçin Özsoy, REC Türkiye Proje Uzmanı

Ekim - Aralık 2010

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama