Pazar, Mayıs 20, 2012
MERCEK | Mercek | Geminin yeni kaptanı
Share to Facebook Share to Linkedin 

Geminin yeni kaptanı

Pavel Antonov

Avrupa Komisyonu Çevreden Sorumlu Vekili Stavros Dimas, Green Horizon ile söyleşisinde, yeni üye ülkelerde yapılması gereken çok iş olduğunu belirtti Geminin yeni kaptanı

alt
Fotoğraf: Avrupa Komisyonu

Üyelik antlaşmaları kısa süre önce imzalanan Bulgaristan ve Romanya ile, AB adayı diğer ülkeler, yeni üyelerin çevre yönergesini iç hukuka uyarlama ve uygulama konusunda yaşadığı sorunlarla nasıl baş edecek?

Bulgaristan ve Romanya’nın üyelik antlaşmaları, mevzuatın belli bölümlerine uymaları için kendilerine ek süre sağlayan geçiş dönemleri hariç, üye olmadan önce ‘çevre müktesebatı’nı iç hukuka uyarlama ve uygulama taahhütlerini kapsı yor.

Komisyon’un hedefi, bu taahhütlerin yerine getirilişini ve üyelik hazırlıklarının zamanında gerçekleştirildiğini yakından izlemek. İzleme elbette işin yalnızca bir kısmı. Bunun yanı sıra bu ülkelerin üyeliğe hazırlanmalarına yardımcı olmak için elimizdeki bütün araçları kullanacağız. Bulgaristan ve Romanya, PHARE, ISPA, SAPARD, Life gibi büyük parasal fonlar sayesinde, kapasite geliştirme ve yatırım programlarından, ayrıca teknik yardım programlarından yararlanıyor. Bu programlar kapsamında Komisyon’un ve üye ülkelerin uzmanları, belli ihtiyaçlar ya da zorluklar konusunda aday ülkelere destek sağlıyor.

Bulgaristan ve Romanya’da uygulanan ve muhtemelen bu yılın sonunda diğer ülkelerde de uygulanacak derinlemesine değerlendirmeler, yalnızca aday ülkelerin AB üyeliği yolunda gösterdikleri performansı yakından görme fırsatı sağlamakla kalmıyor; üye devletlerin uzmanlarından onlara bilgi aktarılmasına da olanak veriyor. Komisyon, özellikle yeni üye olan ülkelerdeki uzmanların bu görevlerde yer almasını sağladı ve kısa süre önce edindikleri deneyimleri paylaşmalarına olanak tanıdı. Gördüğünüz gibi Komisyon, üyeliğe hazırlanan ülkelere sağladığı yardımı sürekli olarak geliştirmeye ve bu ülkelerin daha önceki deneyimlerden yararlanması nı sağlamaya çalışıyor.

Orta ve Doğu Avrupa Bölgesel Çevre Merkezi (REC), Haziran ayında 15. yılını kutladı. Üyelik sonrasında daha iyi bir çevre için yapılacak çalışmalarda REC gibi çok paydaşlı bir kuruluşun oynayacağı rol sizce nedir?

Öncelikle, Komisyon açısından bakıldığında son genişlemenin başarıya ulaşmasında REC’in büyük katkısı olduğunu belirteyim. REC, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine, hem kurumların hem de sivil toplumunun çevre kapasitesini oluşturmada destek oldu. Umarım REC bu yolda devam eder, çünkü yeni üye ülkelerde yapılacak işler henüz bitmedi. AB mevzuatı sürekli değişiyor, kapsamı genişliyor ya da güncelleniyor; bu nedenle, yeni üye ülkelerin bu değişen koşulları yerine getirmeleri konusunda

REC’e hâlâ bayağı iş düşüyor. Umuyoruz ki REC, 2004’te olduğu gibi, ilerideki genişlemelerde de aday ülkelerin AB üyeliğine hazırlanmalarında çok önemli bir rol oynayacak.

Çevre Genel Müdürlüğü, Orta ve Doğu Avrupa yöneticilerinin, çoğunlukla diğer AB birimleri ve mekanizmaları tarafından desteklenen yatırım ve kalkınma projeleri uğruna, çevre konusundaki yükümlülükleri göz ardı etmediklerinden nasıl emin olacak?

Bu konuda çok temkinliyiz. AB’nin bir devlete vereceği parasal destek, o ülkenin çevre müktesebatına uyması şartına bağlıdır. Aday ülkeler bile, asıl üyeliklerinden önce buna uymak zorunda. Bu, Komisyon birimleri tarafından çok yakından denetlenmektedir; aykırı bir durum söz konusu olduğunda Komisyon’un, AB fonlarının çevreye zarar veren projelerde kullanılmasını önleyen araçları devreye girer. Her ülkenin, çevresel etki değerlendirmesi yönergesine, doğa koruma mevzuatına ve ilgili sektörel mevzuata özellikle dikkat etmesi gerekir.

Batı’nın tüketim odaklı yoğun ekonomik kalkınma modeline karşılık, zengin biyo çeşitlilik, organik tarım, düşük sera gazı salımları gibi çevresel değerlerini korumada, AB Komisyonu Orta ve Doğu Avrupa’ya nasıl yardımcı olabilir?

Komisyon’un, üye ülkelerin kalkınma modelleri ve ekonomik tercihleri üzerindeki etkisi çok sınırlıdır; ancak Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri artık üye olduğuna göre, Komisyon’un çevresel değerleri korumaya yönelik önlemlerinden yararlanabilir. Çevre politikamızın yanı sıra, tarım ve birleşme konularını kapsayan diğer politikalarımız sayesinde bütün önlemler çevreyi korumak için her an hazır durumda: Natura 2000 Ağı, habitatlar yönergesi, biyo çeşitliliği korumaya yönelik yabanî kuşlar yönergesi, organik tarıma geçmeyi hedefleyen Ortak Tarım Politikası bünyesindeki girişimler, AB salım ticareti projesi ve sera gazı salımlarının sınırlandırılmasına yönelik diğer bütün önlemler. Çoğu durumda AB projelerinin sunduğu olanakları kullanmak üye ülkelere düşer; tabii aynı zamanda mevcut mevzuata uymaları da gerekir. Örneğin, tarım alanlarının ne kadarının organik olacağına üye ülkenin kendisi, ya da yerel yönetim karar verir, Komisyon değil.

“REC’in son genişlemenin başarısına çok büyük katkısı olmuştur. Umarım bu yolda devam eder, çünkü yeni üye ülkelerde yapılacak işler henüz bitmiş değil.”

Doğal olarak, çevre konusunda karşımıza çıkan ve sürekli değişen zorlukların üstesinden gelmek üzere politikalarımızı geliştiriyoruz. 6. Çevre Eylem Planı’nda ortaya konan tematik stratejiler bu gelişimin göstergesidir ve en azından önümüzdeki on yıl içinde izleyeceğimiz yolu bize gösterecektir.

Genişleme, siyasî manzarayı da önemli ölçüde değiştirdi. Daha önceden Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri dediğimiz ülkeler de artık birliğe üye ve artık aralarında bir ayrım yok. Birinci, ikinci sınıf üyelik diye bir durum söz konusu değil, artık ‘biz’ ve ‘ötekiler’ yok.

Ancak sizin sorunuzdan da anlaşıldığı gibi çoğu insanın, bu yeni gerçeğin ne anlama geldiğini fark etmesi gerekiyor. İşte bu nedenle, bu söyleşiyi yaptığım için çok mutluyum –şimdi sizden isteğim bu mesajı yaymanız!

Temmuz-Eylül 2005

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama