Pazar, Mayıs 20, 2012
REC BÜLTEN | REC Avrupa | Nehre koruma yardımı
Share to Facebook Share to Linkedin 

Nehre koruma yardımı

fosfat
DALGA ETKİSİ: STK hibeleri, Saraybosna’daki bu anti-fosfat projesi
gibi projelere destek verdi.
(Fotoğraf: EKOTIM)

REC, dört yıldır verilen Tuna Bölgesel Projesi (DRP) hibelerinin ilk safhasının hem dağıtımı hem de uygulanmasının denetimini gerçekleştirdi. Toplam 700,000 dolar değerindeki hibelerle STK’lar, Tuna Nehri havzasında besinler ve zehirli maddelerden kaynaklanan kirlilikle mücadele etti.

Hibeler, Tuna Bölgesel Projesi (DRP) tarafından sağlandı. DRP, Tuna havzasındaki ülkelerin, Tuna Nehri Sözleşmesi’ndeki ve AB çevre mevzuatındaki, özellikle de Su Çerçeve Direktifi’ndeki (WFD) taahhütlerini yerine getirmek için işbirliği yapmalarını kolaylaştıran bir girişim. DRP’ye, BM Kalkınma Programı/ Küresel Çevre Fonu (UNDP/GEF) malî destek sağlıyor. DRP hibeleri, iki ana bileşenden oluşuyordu. Ulusal hibeler, kirlilikle ulusal ölçekte ilgilenen paydaşların işbirliğini geliştirmeye odaklanırken; bölgesel hibeler, sınır aşan projelerde işbirliğini teşvik etti. Hibe programının ilk safhası 2002 ile 2006 arasında şu şekilde uygulandı:

Her birinde çeşitli ülkelerden STK’ların yer aldığı beş bölgesel projeye 216,502 dolarlık hibe sağlandı. Bu projeler örnek tarım uygulamaları ile karar alma sürecinde havza temelli yaklaşımlara odaklandı.

Tarımsal ve kentsel atıklar, arazi kullanımı, sulak alanların bozulması ve sanayi atıkları konularıyla ilgilenen 60 ulusal grubun desteklenmesi için 465,431 dolarlık hibe sağlandı.

REC, Tuna havzasının 11 ülkesindeki ofisleri aracılığıyla, ulusal ve bölgesel ölçekte toplam 65 proje koordine etti ve denetledi.

DRP hibelerinin ilk safhasında en çok ele alınan sorun, tarım ve belediye faaliyetlerinden kaynaklanan kirlilik oldu. Tarımsal atık sorunu, STK’ların yaklaşık %40’ı tarafından ele alınırken, belli proje başlıkları arasında taşkın yönetimi, sulama ve drenaja bağlı kirlilik sorunları yer aldı. Hibe alanlardan kimileri, ekolojik tarım yöntemleri ile alternatif kırsal kalkınmayı teşvik etti. Hibe alan çalışmalar arasında ikinci büyük kategoriyi kentsel atık suların toplanması ve arıtılması konusuna eğilen projeler oluşturdu. En küçük kategoride ise sanayi atıklarını ele alan projeler bulunuyordu.

Bazı projeler, doğal besin soğurma kapasitesini artırmak amacıyla, bozulmuş sulak alanların canlandırılması girişiminde bulundu. Bazıları da, sulak alanların önemi konusunda toplumsal eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına odaklandı.

REC hibe yöneticisi Entela Pinguli, hibe alan projelerin, Tuna Nehri’nin kirlilik sorununu toplumların gündemine getirmeyi, paydaşları yerel yetkililerle birlikte çözüm yolları aramak üzere masaya oturtmayı da başardığını belirtti. Hedeflenen paydaşlar arasında çiftçiler, resmi yetkililer, öğrenciler, işletmeler ve planlamacılar yer alıyordu. En çok kullanılan gereçler, lobi faaliyetleri ve farkındalık artırma etkinlikleri olurken, araştırma ve suyun izlenmesi daha az bir paya sahipti.

Projenin bağımsız değerlendirmesini gerçekleştiren Alexander Zinke, “Tuna havzasında besin kirliliği gibi zor bir konu STK’lar için hiç de kolay değildi; ama küçük ölçekli fonlarla ne kadar somut adım atıldığını ve yerel toplumun farkındalığının artırılabildiğini görünce gerçekten çok etkilendim,” dedi.

UNDP GEF Tuna Bölgesel Projesi’nin uygulama ve iletişim uzmanı Kari Erik, “hibe programının DRP’nin, yerel ölçekte uygulama kapasitesini artırmasının yanı sıra, Tuna’nın çevresel sorunlarına bireylerin ve yerel toplumların ilgisini çekmek için en önemli gereç olduğunu,” belirtti.

alt

Ocak-Mart 2007

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       Web uygulama