Tarafsız ve şeffaf hibe yonetimi
AB’den aldığı hibeleri, sivil toplum kuruluşlarına ve yerel yonetimlere yine hibe olarak sunan Bölgesel Çevre Merkezi - REC Türkiye’nin Hibe Programları Yöneticisi Güzin Arar, REC hibelerinin farkını Yeşil Ufuklar’a anlattı
Hibe programlarının REC acısından taşıdığı önem nedir? Diğer REC ofislerinin de hibe uygulaması var mı?
Türkiye, REC’in 16. ülke ofisi, hibe yönetimi ise REC’in en güçlü ve temel programlarından biri. REC’in 16 ofisi de mutlaka hibe programı uyguluyor. Özellikle REC’in kurulduğu yıllarda, demir perde döneminden çıkmış olan Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde hemen hiç bulunmayan sivil toplum kapasitesini geliştirmek ve mali kaynak sağlamak öncelik taşıyordu.
Diğer REC ofisleri ile en önemli farkımız hibelerin boyutu ve algılanışında. Diğer ülkeler için büyük hibe olarak nitelenen bir miktar, örneğin 20,000 avro, Türkiye STK’ları için orta ve küçük ölçekte sayılıyor. REC merkezinin edindiği deneyimler doğrultusunda belirlediği hibe kurallarını kendi koşullarımıza gerektiği gibi uyarlayıp, mutlaka uyguluyoruz. Türkiye’nin hibe bütçesi diğer REC ofislerinkinden oldukça fazla. Toplam bütçemizin yaklaşık %25’ini hibe programı için kullanıyoruz.
REC Türkiye hibe programının öncelikleri nedir?
REC Türkiye hibe programı, çevre sorunlarına duyarlı yerel yönetimler ve STK’ların çözüm uygulamasını desteklerken, bir yandan da sivil hareketin kapasitesinin gelişmesini sağlıyor. Diğer REC ülkelerinde ise hibe programı ağırlıklı olarak, var olmayan sivil örgütlenmenin yeşertilmesine ve desteklenmesine yönelikti, en azından ilk yıllarda. Zira, bir sivil toplum kültürü yoktu; dolayısıyla çevre çözümlerinin üretilmesi ikincil bir hedefti. Bizim programımızın temel yaklaşımını demokratikleşmeye destek gibi algılamak ve Türkiye’deki sivil çevre hareketinin yetersiz olduğunu düşünmek yanlış olur. Türkiye bu konuda zayıf değil, diğer REC ülkelerinden çok farklı bir birikimi var. Bizim önceliğimiz bu birikimin hayata geçirilmesinin güçlendirilmesi, çevreye sahip çıkılması ve sorunlara çözüm üretilmesi, zaten var olan bir sivil toplum kültürünü daha nitelikli hale getirmek, STK’ların güçlenmesi ve kurumlaşmasını desteklemek, bir anlamda proje yönetim kapasitesini geliştirmek.
Bu çerçevede, çevre konusunda çalışmak isteyen ancak kapasite eksiği olan STK’lar için, kapasite geliştirme programımız ile birlikte hareket ederek eğitim çalışmaları yürütüyoruz; hibe almaya hak kazananları, sadece mali açıdan destekleyip, projeleriyle kendi kaderlerine bırakmıyoruz. Yalnızca kaynak peşinde koşan ve olumsuz anlamdaki ‘projecilik’ anlayışını değil ama, sorun analizi yapan, akılcı çözümler üreten, analitik düşünme becerisine sahip, kapasitesini ve gönüllü insan gücünü akılcı kullanarak hedefe yönelik çalışma disiplini edinmiş bir sivil kapasiteyi, kısacası ‘proje bazında çalışma’ kültürünü destekliyoruz.
REC Türkiye hibe programının bir diğer önemli işlevi de, AB ile yakınlaşma sürecindeki Türk sivil toplumunu bu sürece hazırlamak. Birçok sivil örgüt, AB sürecinde ne kadar etkin olmaları gerektiğinin veya sahip oldukları kapasitenin farkında değil. AB uygulamaları çok daha katı kurallar ile yürütülüyor ve geniş kapsamlı projeler yürütmek isteyen sivil örgütlerin ya da yerel yönetimlerin bu koşullara hazırlanması gerek. Biz bu aşamada katı kurallar uygulamadan, danışma mekanizması ile destek sunuyor, yol gösteriyoruz.
Ama bu, kuralsızlık anlamı da taşımıyor; yukarıda da belirttiğim gibi, sıkı sıkıya bağlı olduğumuz bir ilkeler bütünü var. Böylece Türk STK’ları ve çevre sahasının çok önemli bir paydaşı olan ancak yeterli çözümler üretemeyen yerel yönetimler, AB hibelerine başvurmaya daha hazırlıklı olacak. Bu anlamda, REC ile yaşadıkları süreç aynı zamanda bir hazırlık, bir idman süreci.
Türkiye’de çevre projelerine hibe veren diğer donörlerden farkı nedir REC’in?
REC hibe programının farklı ve güçlü tarafı, hemen bütünüyle tarafsız ve şeffaf bir sisteme dayanmasıdır. Farklı disiplinlerdeki dokuz uzmandan oluşan Hibe Değerlendirme Komitemiz (HDK), kendilerine bırakılmış öznel tercih ve kriterlerle yapmıyor seçmelerini.
Nesnel kıstaslara dayanan, ki bunlar da her bir hibe döneminde en uygun şekilde hazırlanıyor, bir sayısal değerlendirme sürecinin ardından, kişisel beğenilerden bağımsız, yazılı hibe ilkelerini izleyerek, ve her bir proje önerisini en ince ayrıntısına dek tartışarak ve görüş birliğine vararak seçiyor projeleri. Her bir üye kendi uzmanlık ve deneyimini kullanıyor.
REC tarafından geliştirilmiş olan hibe süreci, subjektif yorumlarla değerlendirme yapma olanağı tanımıyor. Böylece muhtemel eleştirilerileri asgariye indiriyor olmak da programımızın en güçlü yanlarından biri.
Hibe süreci nasıl işliyor peki?
Pek çok hibe sürecinden farklı olarak önce, REC merkez yönetmeliğini esas alarak, kurum içi kullanıma yönelik bir hibe yönetmeliği hazırladık, ardından da bir proje hazırlama kılavuzu. Bu kılavuzlar, her bir alt hibe programı için yeniden düzenlendi, böylece her alt programın kendi koşullarına uygun bir kılavuzu oldu.
Hibe başvuru duyuruları, önceden belirlenen takvime göre yapılıyor. Kendi alt programlarımız dışında mali destek vermiyoruz. Duyuruda hedef kitlemiz, koşullarımız, nasıl başvurulacağı, proje önerilerinin nasıl hazırlanacağı bütün ayrıntıları ile belirtiliyor, proje hazırlama kılavuzu web sitemize konuyor. Başvuruların son tarihleri belirtiliyor.
Bütün alt programlar, her kuruluşa eşit sürede ve eşit koşullarda fırsat tanıma ilkesine dayanıyor. Hibe temaları ise, kuruluşumuzu takiben yürüttüğümüz ‘ihtiyaç analizi’ çalışmalarında saptadığımız önceliklere göre belirlendi. İlk iki yıllık hizmet dönemimizdeki dört alt hibe programının duyuruları böylece tamamlandı; bunlar:
i) küçük hibeler: özellikle yerelde örgütlü STK’ların çevre alanındaki mütevazı ve yerel girişimlerini desteklerken kurumlaşmalarına yardımcı olmak amacı vardı. Büyük ve ulusal ölçekte çözümler beklediğimiz projeler değildi bunlar;
ii) ulusal hibeler - STK’lar: ihtiyaç analizinde öne çıkan konuları esas alarak belirlenmiş altı tema çerçevesinde dağıtıldı;
iii) ulusal hibeler - yerel yönetimler: yine ihtiyaç analizinde, bu kez yerel yönetimlerin vurguladığı sorunların çözümü hedefleniyordu;
iv) 2. ulusal (klasik) hibeler: bu alt programın hedefi ise, uygulamalı projelerden çok, konferans, kampanya gibi etkinlikler yoluyla kapasite ve çevre bilinci artırmaktı.
Bütün bu alt programlarda, hedef kitlemize en geniş ölçekte ulaşmaya çalıştık. Kurulduğumuz dönemde hazırlanan veri tabanları, ihtiyaç analizi çalıştayları, eğitim programları ile ilgili bütün kuruluşlara ulaştık.
Buna ek olarak çevresindeki sorunlara duyarlı kuruluş ve grupların bizi arayıp bulması da bizim için memnuniyet verici oldu. STKların bilinçlendiğini, ne yapacaklarını bildiğini ve uygun hibe programına ulaşıp proje sunabildiklerini gördük çünkü. Türkiye’de bizim hibelerimizden yararlanma potansiyeli bulunan hemen her kuruluşla bağlantı kurduğumuza ve hibe için başvuru şansı sunduğumuza inanıyoruz, hem de çok yeni kurulmuş olanlar dahil.
Hakkari Yüksekova’daki ‘genç’ bir STK bize ulaşıyor ve proje sunabiliyorsa görünürlüğümüz yüksek, erişilebilirliğimiz iyi durumda demektir.
Hibeye hak kazanan kuruluşların hepsine, talepleri doğrultusunda, proje yönetim seminerleri de veriyoruz. Proje nasıl yürütülür, yapılan hatalar nelerdir, sorunlar nasıl çözülür, doğru uygulamalar nelerdir gibi konular kısa bir paket program ile, proje yürütücülerine, STK yöneticilerine ve belediye başkanlarına sunuluyor. Kazanan kuruluşların çok yararlı bulduğu ve çok ilgi gösterdiği bu uygulamayı sürdüreceğiz.
STK ve yerel yönetimlerden oluşan hedef kitlenizin hibe programlarına bakışı nasıl? Ülkemizde bir ‘hibe kültürü’ var mı?
Olumsuz anlamda ‘projecilik’, geçiş süreçlerinde bir ‘amaçtan sapma’ zemini olabiliyor maalesef. Çantasında ‘hazır projeler’ ile dolaşan bazı danışmanlar, özellikle yerel yönetimleri, hiç bilmedikleri bir konuda proje önerisi sunmaya sevk edebiliyor. Oysa kendi yerel sorununu çok iyi analiz edip, gerekli çözümleri üreten ve doğru kaynağa başvuracak bilinçte STK ve yerel yöneticiler var ülkemizde. Salt hibe elde etmek için sunulan bir proje ile, gerçek bir sorundan ve gereksinmeden yola çıkılarak hazırlanmış proje, REC’in değerlendirme sürecinde, HDK tarafından hemen ayırt ediliyor ve birinci guruptakiler eleniyor.
Bu durum, bu tür projeler sunan kuruluşların inandırıcılığını da zedeliyor. Kısıtlı parasal kaynakları, daha verimli işler için değerlendirmenin, Türkiye’nin ve doğamızın yararına olacağı unutuluyor. Üstelik böyle yapay projeler nedeniyle, bütün bir STK ve yerel yönetim camiası ‘projecilik’ gibi kötü bir yakıştırmaya maruz kalıyor.
Hibeye hak kazananlardan çok hibe alamayanlar vardır. Bu duruma yaklaşım ve tepki nasıl?
‘Reddedilmek’, özünde kötü bir duygu tabii. Bütün proje önerilerine emek ve zaman harcanıyor. Bununla birlikte, hibeye hak kazanmamayı, bir ‘reddedilme’ olarak da algılamamak gerek.
Kaynaklarımızın çok üzerinde olan başvuruların çoğuna destek veremiyoruz. HDK seçmelerini nesnel kıstaslara dayanarak yapıyor, biz de bu gerekçeleri yazılı olarak bildiriyoruz. Destek alamayan kuruluşların bilmesi gereken önemli bir nokta, HDK’nın bağımsız bir organ, REC’in ise hibe programının yaşama geçirilmesini sağlayan ve bunun için proje hazırlama kılavuzu, hibe yönetmeliği, HDK gibi hepsi de yazılı temele dayalı nesnel araçları kullanan uygulayıcı bir kuruluş olduğudur.
Hibeye hak kazanamadığı için bizi eleştiren kuruluşların önemli bir bölümünün, aslında REC’ten önce bu kadar sistemli bir hibe sürecinde bulunmadıklarını, daha esnek, daha değişken ve muhtemelen daha öznel değerlendirmelere dayalı hibe programlarına alışkın olduklarını gördük.
Esnek hibe süreçlerine alışkın kuruluşlar, projelerinin desteklenmemesini kabul edemiyor. Bir önerinin teknik açıdan çok iyi olması, o projenin muhakkak kabul edilmesi için yeterli değil. Aynı hibe döneminde sunulan başka proje önerileri var, hibe temasına ve programın önceliklerine daha uygun olan öneriler var, HDK’nın REC’in kaynaklarını verimli kullanma yönündeki öncelikleri var. Aslında bu tür eleştirilerin, biraz da hibeye hak kazanan kuruluşlara karşı bir saygısızlık olduğunu düşünüyorum.
Bize hibe yöntemleri konusunda bilgi verme iddiasında olan, ya da ayrıcalıklı teknik destek isteyen kuruluşlar bile çıkıyor karşımıza. Ancak REC bir STK değil; zaten bütün hedef kitlesine eşit koşullarda teknik destek sunan, üstelik AB gibi çok daha keskin bir prosedürle uygulama yapan donörlere kıyasla, paydaşlarıyla yakın diyalog kuran bir donör kuruluş.
Hibe programının bundan sonraki aşamaları nedir?
İlk iki yıllık dönemimizin sonuna kadar, yani 2006 Mayıs ayına kadar yeni bir hibe çağrısı olmayacak. Hibeler, REC’in aslî programlarından biri ve ilke olarak sonraki dönemde de sürdürülmesi planlanıyor, ancak bu, dışarıdan bulacağımız donör katkısına çok bağlı.
2006 Mayıs ayına kadar olan dönemde, hibe alan projelerin izlenmesi ve değerlendirilmesi yapılacak, hepsinin ara ve nihaî raporları alınacak, STK’ların, bir projenin başından sonuna dek yürütülmesi konusunda kazandığı deneyim gözlenecek.
Bazı projelerden, beklediğimizin üzerinde geri bildirimler alıyor, çok sevindirici gelişmeler işitiyoruz. Bu süreçte, hem projeleri yerinde izleyeceğiz ve sorunları saptayacağız, hem de izleyen dönemin hibe programını, bu aşamadan elde edilen bulgulara göre tasarlayacağız.
Bunların sonunda en iyi uygulamaları derlemeyi hedefliyoruz. Şimdiye kadarki aşamada, başvuran kuruluşların en önemli taleplerinden biri, web sitemize örnek projeler koymamızdı. İlke olarak, desteklemediğimiz hiç bir örneği koyamıyorduk. Ancak bu aşamanın sonunda, en iyi uygulamaları saptayıp, bize başvuran kuruluşlara örnek olarak gösterme olanağını bulacağız. Böylece gelecek dönemde daha analitik ve gerçekçi proje önerileri alacağımızı umuyoruz.
REC Türkiye Hibe Programı’nın bütçesi ve hibelerin mertebeleri
Hibe Programının iki yıllık bütçesi 475,000 avro olarak belirlendi. Küçük Hibeler’in her biri en fazla 10,000; Ulusal Hibeler’in her biri ise, STK’lar için en fazla 20,000 avro, Yerel Yönetimler için en fazla 50,000’dur. Dört alt hibe programı kapsamında toplam 37 projeye hibe desteği verildi.
REC Türkiye Hibe Programı kapsamında destek alan kuruluş ve projeler
A. Küçük Hibeler
Çevre İçin Hekimler Derneği, Çevre sağlığı bilgi iletişim ağı projesi;
Ağacık Köyü Doğal Hayatı Koruma, Doğa Sporlar Arama ve Kurtarma Derneği, Ağacık köyü Tarımsal Kimyasalların kontrolü ve organik tarım projesi;
Bayburt'a Hizmet Vakfı, Kendini koruyan ve ötekine örnek olan okullar projesi;
Bozcaada Doğayı Koruma Kültür ve Sanat Derneği, Duyarlı Bozcada Temiz Yarınlar Projesi;
Doğa Gözcüleri Derneği, Van’da Sürdürülebilir Çevre Bilinci Oluşturma Projesi;
Başak Ekolojik Yaşam Derneği, Sarayönü ilçesinde Biyolojik çeşitlilik korunması ve sürdürülebilir yaşam;
Bahçe Bitkileri Derneği, Tahtalı barajı koruma havzasında bahçe bitkileri tarımının çevre dostu üretim teknikleriyel sürdürülmesi;
Güzelbahçe Kültür ve Çevre Güzelleştirme Derneği, Yeniden değerlendirilebilen katı atık ayrıştırma toplama ve halk bilinci;
Trabzon Çevre Kültür Girişimcileri Derneği, Evsel Katı Atık Yönetimi Hanehalkı Eğitim projesi;
İnsan ve Doğa Derneği, Biyoçeşitlilik ve Doğa Koruma İçerikli Uygulamalı Çevre Eğitim Pilot Projesi;
KONÇED, Konya kentinde atık yağ üretici tüketici eğitim projesi;
Cilo Doğa Derneği, Hakkari İlinde Katı Atıkların Oluşturduğu Çevre Kirliliğini Önleme Eğitim Projesi;
Doğa ve Çevre Vakfı (DOÇEV), Yaşanabilir bir Dünya için El Ele...;
Ege Doğal Yaşamı Koruma Derneği (EgeDoğa), Gediz Deltası RAMSAR Alanı Yönetim Planı Hazırlama Sürecine Katkı Projesi;
Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi Derneği, ÇEKSAM Kültür Evi.
B. Ulusal Hibe Programı - STK’lar
SAD-AFAG, Akdeniz Foku Bilgi ve Kurtarma Ağı (AFBIKA);
Doğa ile Barış Derneği, İstanbul Büyükçekmece İlçesinde Evsel Katı Atıkların Kaynakta Ayrıştırılması Eğitimi;
EKAD, Belek ve Kadriye Bölgesinde Deniz Kaplumbağası Populasyonları Üzerindeki Kitle Turizmi Baskısının Azaltılması
C. Ulusal Hibe Programı - Yerel Yönetimler
Silvan Belediyesi, Mavi Proje İçme Suyunun Verimli Kullanımı;
Foça Belediyesi-SAD, Foça Deniz Koruma Alanı Yönetim Planını Geliştirilmesi Ve Yerel Duyarlılığın Artırılması;
Bursa Nilüfer Belediyesı, Nilüfer İlçesi'nde Atık Pil Toplama Projesi;
Bağlar Belediyesi, Çöpüme Sahip Çıkıyorum;
Mordoğan Belediyesi, Nergis Çiçekçiliğinin Sürdürülebilir Tarım Yaklaşımıyla İyileştirilmesi Ve Kırsal Kalkınmaya Katkısı.
D. 2. Ulusal (Klasik) Hibeler
Deniz Temiz Turmepa Derneği, Çevre Filmi Yarışması Projesi;
Gümüşhane Kültür Spor Klübü Derneği, Harşit Çayının Kirliliğini Önleme ve Toplum Bilincini Oluşturma Projesi;
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, Ölüdeniz Lagünü Sürdürülebilir Yönetim Sempozyumu;
Anadolu Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği, Beyşehir Gölü Belgeseli;
VIDEA, Türkü Söylemeyen Tepe (belgesel film);
KAD, Göç Festivali ve Kolluk Kuvvetlerinin Eğitimi;
Türk-Alman Tarım ve Tabii Bilim Araştırmacıları Derneği, GAP Bölgesinde Tarımda Ekolojik Prensipler ve Sürdürülebilirlik Konusunda Bilinçlendirme Etkinlikleri;
Doğader Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği, Nilüfer Geri Kazanım Kültürü Geliştirme Projesi;
EUROSOLAR, Türkiye 5. Güneş Enerjisi Sempozyumu ve Çalıştayı;
Çevre için Hekimler Derneği, Kalıcı Organik Kirleticiler Hakkında Toplumsal Farkındalık Oluşturma Projesi;
Doğa ve Yaban Hayatı Koruma Derneği, Kızılırmak deltasında mevcut sosyo-ekonomik kaynakların değerlendirilmesinde çevre ve insan paylaşım dengesinin korunarak sürdürülebilir kırsal kalkınmanın sağlanması;
Biyologlar Derneği Genel Merkezi, Gıda Güvenliği, Gıda güvenliğinin biyolojk çeşitlilik açısından öneminin araştırılması, biogüvenlik yasa tasarısına önerilerin saptanması sempozyumu.
Temmuz-Eylül 2005
YEŞİL BAKIŞ
- Antroposen’e Hoşgeldiniz
- Dünya Caddesi İşgali
- Yaşam Dönüşümdür
- Doğal Tarımın Yolu – Felsefesi ve Uygulaması
- Küresel İklim Değişimi, Biyoenerji ve Enerji Ormancılığı
- Yeşil bilişim ile 7.8 gigaton sera gazı azaltımı mümkün
- Dünya Dün ve Bugün
- Klimatoloji ve Meteoroloji
REC Avrupa Haberleri
- Prof. Hasan Sarıkaya REC Yönetim Kurulu’nda
- REC 20 yaşında
- Romanya’daki yeni hükümet altın madeni planlarını destekliyor
- Art arda dördüncü çeyrekte iklim yükselişte
- Bakanlar Tuna Nehri’nin çevre korumasına yönelik kapsamlı eylemler üzerinde anlaştı.





