ABD’nin yaklaşımı büyümenin cazibesi
ABD hükümeti, Kyoto Protokolü’nü imzalamayı reddetmiş olsa da iklim değişikliği konusuyla samimi olarak ilgileneceği sözünü verdi. Buenos Aires’te yapılan toplantıda, ABD’nin iklim konusunda üst düzey bir müzakerecisi yönetimin tek-başına-eylem stratejisini anlattı. BM İklim Çerçeve Sözleşmesi (UNFCC) ABD heyetinin dönem başkanı Harlan Watson, “Biz, sağlam bilimsel ve teknik altyapısı olan bir yaklaşıma inanıyoruz,” dedi.
ABD Kyoto’yu, sözleşmenin gerektirdiği sınıra inmek için emisyonlarını %30 azaltması gerektiği, bunun da ABD ekonomisini çok kötü etkileyeceği gerekçesiyle kabul etmemişti. Watson Green Horizon’a, ABD’nin bu yaklaşımın en çok ABD ekonomisinin yararına olacağını belirtti. Watson görüşünü, “Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Rusya, Kyoto hedeflerini, ekonomileri vahim biçimde çöktüğü için yakaladı; bu, bir çok ülke ve ABD için kabul edilemez bir durumdur,” diyerek sürdürdü. Watson’a göre ikinci kazanç ise, ABD’nin, gelişmekte olan büyük ülkelerin de sürece katılmasını sağlayacak yolu açması.
ABD Kyoto’yu, gelişmekte olan ülkelerin hiç birine emisyonlarını azaltma yükümlülüğü getirmediği için eleştiriyordu. ABD, Şubat 2002’den bu yana kendi sınırları içinde Başkan George W. Bush’un formüle ettiği, Amerikan ekonomisinin sera gazı yoğunluğunda 2012 yılı itibariyle %18’lik azalma öngören bir iklim değişikliği politikası uyguluyor. Bu yaklaşım, emisyon miktarında mutlak bir azalmayı gerektirmiyor; onun yerine, ekonomik büyümeye olanak tanıyıp, emisyonun gayri safi hasılaya (GSH) kıyasla azalmasını öngörüyor. Bununla birlikte Bush, bu planın karbondioksit yayınımını 2112 itibariyle yaklaşık 500 milyon ton ‘azaltacağını’ da öne sürüyor.
Beyaz Saray bunu başarmak için, iklim değişikliği bilim ve teknolojisi konusunda bir başkanlık kurulu oluşturdu ve 2005 yılındaki iklim programları ile enerji vergisi teşvikleri için 5.8 milyar dolarlık bir bütçe teklifi yaptı. İklim Değişikliği Teknoloji Programı için yaklaşık 3 milyar dolar, İklim Değişikliği Bilim Programı için ise 2 milyar dolar tahsis edildi.
Başkan Bush’un bilim danışmanı ve Başkanlık Özel Kalemi bünyesindeki Bilim ve Teknoloji Politikası Dairesi Başkanı John H. Marbuger III’e göre, ABD’nin iklim politikasının başlıca üç hedefi bulunuyor. Bu politika öncelikle, ekonomik büyüme ile sera gazı oluşumunu birbirinden ayıracak yeni teknolojileri teşvik edecek. İkinci olarak, iklim değişikliği konusundaki bilimsel araç ve bilgileri geliştirecek. Üçüncü olarak da, iklim değişikliği sorununu bütün yönleriyle ele almak için diğer ülkelerle işbirliğini geliştirecek.
Marburger’e göre, ABD’nin iklim odaklı teknolojik girişimleri üç sorunu çözmeyi hedefliyor. Bunlar, karbonsuz ulaşım araçları için hidrojen teknolojilerinin, havaya karbon bırakmayan yeni ‘FutureGen’ kömürüyle çalışan elektrik santrallerinin ve nükleer de dahil diğer karbonsuz enerji üretim teknolojilerinin geliştirilmesi.
Nisan-Haziran 2005
YEŞİL BAKIŞ
- Antroposen’e Hoşgeldiniz
- Dünya Caddesi İşgali
- Yaşam Dönüşümdür
- Doğal Tarımın Yolu – Felsefesi ve Uygulaması
- Küresel İklim Değişimi, Biyoenerji ve Enerji Ormancılığı
- Yeşil bilişim ile 7.8 gigaton sera gazı azaltımı mümkün
- Dünya Dün ve Bugün
- Klimatoloji ve Meteoroloji
MERCEK
- Belediyeler için adım adım sera gazı salım envanterleri
- İklim Değişikliğinin Farkında Ol!
- Çevre Adalet(sizliğ)i
- Yeni kurallar: yeni oyun
- Gelecek için Hareket Etmeli
- İklim Müzakereleri Rayına Oturdu Mu?
- Cancun'da ilk hafta müzakerelerinin sonuna gelirken...
- Aralık İklimi
KAPAK KONUSU
- Dünyadan iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- Türkiye'den iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- İklimler değişiyor, kentler değişiyor mu?
- Türk özel sektöründe karbon salım yönetimi
- Yeni Ev Ödevi: Karbon Yönetimi
- İklim değişikliğinde son düzlüğe girmeden Dünya ve Türkiye
- Hidroelektrik santrallerinin olası etkileri
- HES’lere karşı hukukun gücü





