Çevre korumada etik, düşünsel ve akılcı yaklaşımlar
Boğaziçi Üniversitesi, Turizm Meslek Yüksek Okulu öğretim görevlisi Doç. Dr. Vural Yiğit, doğa felsefesi ve çevre etiği konusundaki düşüncelerini Yeşil Ufuklar ile paylaştı.

Düşünce tarihinin ilk dönemlerinden beri var olan ‘doğayı anlama ve algılama’ uğraşlarının, ekolojiye ve yakın çevreye yönelmesi için çevresini kirleten insanın, ondan zarar görmeye başlaması gibi bir sürecin yaşanması gerekecekti. fiimdi burada bir anlamda felsefenin tanımı olan soru sorma işlemine başlayabiliriz:
Neden insanlar acımasız bir şekilde milyonlarca, yüz binlerce yılda oluşmuş olan gölleri, akarsuları, denizleri, toprağı, ormanları, havayı kendine zararı olacağını bile bile, hiç düşünmeden kirletiyor? Neden doğaya insan kadar zarar veren başka varlık yok? Her şeyin ölçüsü insan mıdır?
Eski çağın Trakyalı filozofu Protagoras’ın, “insan her şeyin ölçüsüdür,” deyişi günümüzde de geçerli midir? Aşırı insan odaklı görüş ve yaşayış biçimlerinin, yaşadığımız doğaya vermiş olduğu zararları görmede ve algılamada oldukça geciktik. Ancak, aydınlanma ile birlikte ortaya çıkan ve gelişen, ‘humanism’ ya da ‘insancıllık’ anlayışında, birey ya da insanlar, ilke olarak toplumdaki herkestir; ‘kendi’ ile birlikte başka insanlardır, canlı veya cansız diğer varlıklardır, kısacası içinde yaşadığı doğadır ve çevresidir.
Etik devreye giriyor
Felsefenin uyguluma alanındaki en önemli dalı olan etik, insanlar arasındaki ilişkilerin temelinde yer alan değerleri inceler. Bir diğer deyişle ‘iyi’ ya da ‘kötü’ veya ‘doğru’ ya da ‘yanlış’ olanın niteliğini, gelişimini ve değişimini araştırır. Etik kavramını dilimizde ‘törebilim’ olarak söylüyoruz. Ahlâk ise, insanların toplum içindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kuralların bütünüdür. İnsanların toplumdaki diğer bireylere karşı görevleri ahlâk kuralları ile tanımlıdır. Ancak günümüzde bu yeterli olamıyor, ekolojiyi ve çevreyi de kapsayan yeni etik ve ahlâk görüngüleri gerekli.
Çevre etiği, uygulamalı etik içinde üzerinde en az durulan ve birçok açıdan tartışmalı olan bir alandır. Bunun başlıca nedenleri:
_ çevrenin karmaşıklığı, çevre konularındaki çıkar çatışmaları,
_ insan odaklı etik gelenekler,
_ insanın yaşamında, çevreyi dışlayan kavram ve kuramlar,
olarak özetlenebilir. Günümüzde bu belirsizlik ve çıkar çatışması, etik ilkelere olan eğilimi artırırken, geleneksel etiğin temel varsayımlarının yalnızca insanı kapsamayan ve çevreyi de içine alacak şekilde genişletilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu oluşumları iyi değerlendirmek ve kavrayabilmek için olaylara sosyal, ekonomik ve politik olduğu kadar, etik açıdan bakmak gerekliliği doğmaktadır.
Çevre etiğinin doğuşu
Böylece ekoloji, doğal olarak beraberinde ‘ekoloji etiği’ ve ‘çevre etiği’ kavramlarını da getirmiştir. Yeni bir çevre etiği olgusu yaratmak, çevre dostu olmak, ekosistemin bir bileşeni olarak kendi kuşağının geleceğini sürdürebilmesi açısından da kaçınılmazdır.
İnsanın dışındaki doğayla olan ilişkimizin bugün ortaya çıkardığı çok büyük, çok boyutlu, çok ciddi ve yaşamsal sorunlar var. Oysa ki, ona çıkarcı olamayan, onun varlığını amaç edinen bir yaklaşımla bakmamamız, öz olarak doğaodaklı bir etik görüşünü benimsememiz için birçok neden var. Yeter ki varoluşumuzla ilgili olarak; dar, önyargılı ve bilinçsiz olarak nitelenecek bakış açısını bir yana bırakabilelim.
Peki, doğa-odaklı bir etik görüş nasıl oluşturulacaktır? Uygarlığı, kültürü yaratan, bilimde, teknikte, sanatta, felsefede bunca ilerlemeyi başaran insan, neden kendi çevresini korumayı da aynı ölçüde ilerletemedi? Toplumda bugün başta çevre kirliliği olmak üzere görmekte olduğumuz tüm kirliliklerin sorumlusu yine insan değil mi? İnsanın kendi yarattığı bu olumsuz dünyanın dışında kalmasının nedeni nedir? Sahip olduğu kültürün veya kültürsüzlüğün doğaya karşıt bir olguymuş gibi görülmesi mi?
Çevre etiği oluşturma
Etik açıdan, çevre ile ilgili iki temel değer vardır. Birincisi bir canlının veya doğal bir yapıtın bize faydası olduğu için bir değeri olmasıdır. İkincisi ise; bir varlığın bize faydası olsun veya olmasın kendine özgü bir değeri olmasıdır. Unutmamak gerekir ki bu guruba giren değer ve çevreyle ilgili bileşenler, dolaylı olarak doğal yaşamın korunması ve çeşitliliğin getirdiği, evrim ve dengelerin korunmasıdır.
Eğer bir ekolojik değer, biotik toplumun bütünlüğünü, dengesini ve güzelliğini koruyorsa o zaman o şey değerlidir yani ‘doğru’ dur; değilse ‘yanlış’tır. Örneğin tür ırkçılığı kötüdür. Nasıl ki tarih boyunca toplumlarda görülen ırkçılık kötü sonuçlar vermişse hayvanlara karşı yaptığımız (bir türü koruyup beslemek, diğer türü yok etmek gibi) tür ayrılıkçılığı da doğru değildir.
Kısacası hem çevreden yararlanmalı, hem de onunla dost olmalıyız. Çevre dostu dediğimiz tüm gerçek yaklaşımlar ve uygulamalar, etik açıdan doğru olan davranışlardır. Bu nedenle, bireysel, toplumsal ve evrensel çevre (doğa) etiği değerleri oluşturarak ve geliştirerek, yaşadığımız doğayı korumalıyız.
Kirlenmiş çevreyi ve yıkıma uğramış doğayı, yalnızca teknolojik önlemler ile düzeltmek olanaklı değildir. Çevre etiği ve değerleri oluşturamadan ve bunları uygulamadan toplumsal ve küresel düzeyde doğayı, dolayısı ile insanın kendi kendisini yok etme süreci durdurulamaz ve önlenemez. İnsanların bu konuda alışkanlıklarını yasal ve diğer önlemler ile değiştirmeye çalışmadan önce onların inançlarını, çevre değerlerini ve düşünce yapısını değiştirmeliyiz. Bu da hiç kolay bir iş değildir.
Sonuçta, doğaya gönül veren insanlar olarak, “düşünen insan kendi çevresine zarar veremez,” diye algılıyor ve kirlenen doğamızın ve çevremizin etik yaklaşımlar ile yine düşünsel ve akılcı yollarla korunacağını düşünüyorum.
Nisan-Haziran 2007
YEŞİL BAKIŞ
- Antroposen’e Hoşgeldiniz
- Dünya Caddesi İşgali
- Yaşam Dönüşümdür
- Doğal Tarımın Yolu – Felsefesi ve Uygulaması
- Küresel İklim Değişimi, Biyoenerji ve Enerji Ormancılığı
- Yeşil bilişim ile 7.8 gigaton sera gazı azaltımı mümkün
- Dünya Dün ve Bugün
- Klimatoloji ve Meteoroloji
MERCEK
- Belediyeler için adım adım sera gazı salım envanterleri
- İklim Değişikliğinin Farkında Ol!
- Çevre Adalet(sizliğ)i
- Yeni kurallar: yeni oyun
- Gelecek için Hareket Etmeli
- İklim Müzakereleri Rayına Oturdu Mu?
- Cancun'da ilk hafta müzakerelerinin sonuna gelirken...
- Aralık İklimi
KAPAK KONUSU
- Dünyadan iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- Türkiye'den iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- İklimler değişiyor, kentler değişiyor mu?
- Türk özel sektöründe karbon salım yönetimi
- Yeni Ev Ödevi: Karbon Yönetimi
- İklim değişikliğinde son düzlüğe girmeden Dünya ve Türkiye
- Hidroelektrik santrallerinin olası etkileri
- HES’lere karşı hukukun gücü





