Çarşamba, Şubat 22, 2012
SÖYLEŞİ | Moda'nın Son Trendi Sürdürülebilirlik Mi?
Share to Facebook Share to Linkedin 

Moda'nın Son Trendi Sürdürülebilirlik Mi?

REC Türkiye, İstanbul Moda Akademisi (İMA) ve London College of Fashion işbirliğiyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek; tekstil sektörü için Sürdürülebilir Moda  Seminer Dizisi  düzenliyor. Türkiye'de tekstil sektörünün üretimden satın almaya, tasarlamadan pazarlamaya sürdürülebilir olmasını amaçlayan seminerlerin ilkinin ardından London College of Fashion bünyesindeki Sürdürülebilir Moda Merkezi’nin özel sektör destek müdürü ve eğitmen Alex Mcintosh, İstanbul'da Yeşil Ufuklar’ın sorularını yanıtladı.

alex-mcintosh

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Moda'da sürdürülebilirlik ihtiyacı ne zaman doğdu? Sizce bu akımda bir moda mı yoksa modanın geleceğini mi temsil ediyor?

Modada sürdürülebilirlik ihtiyacı sürdürülemeyecek düzeyde tüketmeye başladığımız zaman doğdu; fakat giyim sektörünün  dünya üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin farkına varılması, yenilik ve sürdürülebilirlik stratejileri arayışına girilmesi çok daha uzun bir süre aldı. İnsanlar 90’lardan beri zaten modanın sosyal etkileri üzerine tartışıyorlardı. Kötü çalışma şartlarına sahip atölyeler ve çocuk işçilerle ilgili farkındalık bir süre popüler oldu.. Çevre sorunlarına dikkat çekme ihtiyacı da bu tür sosyal kaygılarla doğal olarak ilintiliydi. Bir bütün olarak ele alındığında sürdürülebilir moda aslında bir trend olarak değil, tasarım uygulamalarını ve  ilkelerini, tüketim alışkanlıklarını, iletişimini, ve üretimindeki ilkeleri ve pratikleri  değiştirmemiz gereken, büyümekte olan bir farkındalık olarak değerlendirilmelidir. Bütün bunları yaparken modayla hala güzel vakit geçirebilir ve toplumda oynadığı önemli rolü yüceltebiliriz. Gerçek olandan kaçamayız o nedenle kaçınılmaz olan değişmek; kendi rızamızla ya da zorla.

 

Değişim moda tarafında mı şirketlerde mi markalarda mı yoksa tüketicide mi başladı? İtici güç şu an hangisi?


Şu anda iş dünyasının bu konuda değişimi başlattığını söyleyebilirim; kaynak sıkıntısının, artan ürün fiyatlarının ve yasa değişikliklerinin, işleri önceden olduğu gibi yürütmeyi zorlaştırdığı konusundaki farkındalık buna sebep oluyor, ayrıca sürdürülebilirlik gün geçtikçe bir inovasyon öğesi olarak görülmeye başlandı. Aynı zamanda tüketici de sürdürülebilirlikle ilgili konularda  internette gittikçe artan kaynaklardan ve iletişimin hızla yayılan özelliğinden faydalanarak daha fazla bilgi sahibi olmaya başladı. Markalar artık, tüketiciyi bilinçsiz farz ederek şöhretlerini riske atmak istemiyorlar, çünkü ağızdan ağıza yayılan yargılamalar artık medyanınkiler kadar yaygın duruma geldi.

 

Modanın var olması tüketime bağlı. Sürdürülebilirlik moda'nın neresinde yatıyor? Sanırım bu trend en çok bu noktada eleştiriliyor.

 

Moda son zamanlardaki haliyle, son 30 yıldır, tüketime bağlı ; yani HIZLI MODA, bu dönemden önce kıyafetler çok daha değerliydi ve insanlar giysileri çok daha farklı bir şekilde tüketiyorlardı. Aslında kıyafetlerin ve ev tekstil ürünlerinin aile yadigârı olarak görüldüğü günler çok da geride kalmadı. Bu endüstride son zamanlardaki iş modelleri hızlı büyümeye dayalı olduğu ve yüksek hacimli kurallar barındığı için başka türlü bir modelin uygulanamayacağını söylemek saçma olur.. Hızlı moda, giyimle içiçe olan birçok endüstriyi öldürdü bu yüzden ekonomik olarak dikkate almamız gereken, yeni birşeyler satın almanın her zaman daha iyi ve daha ucuz olduğu varsayımından uzak durup giysilerin bakım ve onarımı ile ilgili hizmetleri bir kez daha gözden geçirmemiz gerektiğidir. Ucuz ve elden çıkarması kolay olan moda, pazarda her zaman bir paya sahip olabilir ama ürün ve emek maliyetlerinin sürekli arttığı bir ortamda bu kadar büyük ve egemen bir pazar payını sürdürebilmesi imkânsız.

 

Sürdürülebilir moda Türkiye'de çok yeni bir kavram. Avrupa ve özellikle İngiltere şu an ne durumda? Türk tasarımcılar için önerileriniz nelerdir?

 

Sürdürülebilirlikle ilgili olan ve son yıllarda pazar içerisinde önem kazanmaya başlayan belirli alanlar veya fikirler var. En belirgin pazar büyümeleri organik ve adil ticarete tabi olan pamuk ürünlerinde oldu. Avrupa ülkelerinde ama özellikle İngiltere’de köklü markalarda yerelleştirilmiş bir üretim modelinin benimsenmesi ve geleneksel işçiliğe daha fazla önem verilmeye başlanması şaşırtıcı bir gelişme halini aldı. Hermes gibi birçok markanın zorlu  ekonomik şartlarda kaliteli geleneksel işçilik ve güçlü bir marka geleneği konusunda verdikleri mesajlarla kârlılık oranlarında artışlar görmeleri de şaşırtıcı bir gelişme. İngiltere’de gerçekleşen yeni çıkan tasarımcıların neredeyse tümünün sürdürülebilirliği çok başarılı bir şekilde işlerinin merkezine yerleştirmeleri olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda hükümet de büyük üreticilerin sürdürülebilirlik konusunda yaptıkları başarılı çalışmaların da dâhil edileceği bir sürdürülülebilir giyim eylem planı yapılması konusunda teşvik edici bir tavra sahip. Daha geniş ve küresel bir bakış açısyla baktığımızda spor ve gösteri giyim markalarının sürdürülebilir ürün geliştirilmesi konusunda pazara liderlik ettikleri söylenebilir. Nike gibi büyük markalar ve Patagonia gibi küçük girişimleri de bünyesinde barındıran Sürdürülebilir Giyim Koalisyonu (The Sustainable Apparel Coalition)  endüstride büyük ölçekli ve anlamlı değişimler yaratılması konusunda gerçekten çok şey vaat ediyor. Yani bütün olarak ele alındığında bütün bu gelişmeler oluyor ve bu herkesin binmesi gereken bir tren.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       M+