Çevre alanında AB ile tam uyuma doğru: Uzun zorlu bir yol 2
Deniz Gümüşel
Çevre alanında Avrupa Birliği (AB) ile tam uyum, Türkiye için önemli gelişim fırsatları sunarken ciddi zorlukları ve maliyetleri de beraberinde getiriyor. Bu alanda tam uyuma yönelik olarak yapılması gerekenler şöyle sıralanıyor:
- kurumsal kapasitenin ve insan kaynaklarının güçlendirilmesi;
- ilgili AB mevzuatının ulusal mevzuata aktarılması;
- etkin uygulama mekanizmalarının geliştirilmesi;
- uygulamaya yönelik strateji ve finansman dokümanlarının hazırlanması, ve
- gerekli altyapı yatırımlarının hayata geçirilmesi.
Tüm bu uyum çalışmalarının toplam maliyeti “Avrupa Birliği Entegre Çevre Uyum Stratejisi” (UÇES) adlı ve 2006 tarihli belgede 59 milyar 6 milyon avro olarak öngörülüyor. Çevre ve Orman Bakanlığı (ÇOB) koordinasyonunda hazırlanan UÇES kapsamındaki çalışmalarda 2007- 2023 döneminde gerçekleştirilmesi planlanan bu yatırımların sektörlere göre dağılımı Tablo 1’de görülebilir.

UÇES ayrıca Türkiye’nin gerçekleştirmesi gereken yatırımlar için gerekli finansman stratejisinin ön çalışmalarını da kapsı yor. ÇOB Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu, öncelikle ekonomik araçların, örneğin ‘kirleten öder’ prensibi çerçevesinde uygulanacak tarifeler, cezaî yaptırımlar ve teşviklerin çevre politikalarını destekleyecek şekilde kullanılması gerektiğini vurguluyor. Kadıoğlu, bu dönemde çevre yatırımları için gereken finansal kaynakları n %13’ünün merkezi idare; %37’sinin yerel idareler (belediye öz kaynakları, İller Bankası, dış krediler, kamu özel sektör işbirlikleri); %26’sının özel sektör ve %2’sinin de Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT’ler) tarafından sağlanmasının beklendiğini belirtiyor. UÇES, çevresel yatırım maliyetlerinin %22’sinin ise, AB kaynaklarından ve diğer hibe kaynaklarından sağlanacağını öngörüyor.
AB fonları ve çevre projeleri
Türkiye, henüz resmi adaylık süreci başlamadan bazı AB fonlarından yararlanmaya başlamıştı. Özellikle 1996-2001 döneminde AB-Akdeniz İşbirliği fonu MEDA ve 1995-2006 döneminde LIFE III. Ülkeler Programı’ndan faydalanarak Türkiye’de birçok çevre projesi gerçekleştirildi. Bunlardan MEDA Fonu’ndan desteklenen “Türkiye’nin Çevre Mevzuatının Analizi Projesi” (2001-2002) ve İdari İşbirliği Fonu kapsamında “Türkiye Cumhuriyeti için Çevre Alanında Entegre Uyumlaştırma Stratejisi Projesi” (2003-2004) AB uyum sürecine yön veren sonuçları olan projeler olarak öne çıkıyor.
1999’daki Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin resmen ‘aday ülke’ statüsünü kazanmasının ardından, ‘AB-Türkiye Mali İşbirliği’ bütçesinden Türkiye’nin kullanımına sunulan fonlarla uyum sürecinin desteklenmesine yönelik projeler hayata geçirilmeye başlandı.

Türkiye, başlangıçta AB fonlarını özellikle uyum ihtiyaçlarını ve stratejisini belirlemeye yönelik projelerde kullandı. Örneğin, Mali İşbirliği 2002 Yılı Programı kapsamında, ‘Türkiye için Çevre Alanında Kapasite Geliştirilmesi Projesi’nde yasal, kurumsal, teknik ve yatırıma yönelik olarak çevre alanında kapasite geliştirilmesi ve bu sayede, AB Çevre Müktesebatı’nın etkin olarak uygulanmasının hızlandırılması amaçlandı. Bu projenin alt bileşenlerinden olan ‘Yüksek Maliyetli Çevre Yatırımlarının Planlanması Projesi’ ile; Avrupa Birliği yüksek maliyetli çevre yatırımları direktifleri için ülke çapında gerçekleştirilmesi gerekli yatırımların öncelik sıralaması yapılarak, gerekli finansman stratejisi hazırlandı.
Malî İşbirliği kapsamında 2005’ten itibaren çevresel altyapı projeleri de finanse edilmeye başlandı. Çanakkale ve Kuşadası Bölgesel Katı Atık Yönetimi Projeleri AB fonlarıyla gerçekleştirilen ilk yatırım projeleri oldu. Avrupa Komisyonu Delegasyonu (AKD) adına Gürdoğar Sarıgül, “yatırım projelerinde detaylı ekonomik ve finansal analiz, çevresel etki değerlendirmesi gibi çok özel şartların AB mevzuatına uygun şekilde yerine getirilmesi gerektiğini” vurguluyor. Çanakkale ve Kuşadası projeleri kapsamında Türkiye’de yatırım projeleri ile ilgili bir teknik kapasitenin gelişmesi de hedeflendiğinden, AB normlarına uygun olarak “Yüksek Maliyetli Çevre Yatırımlarının Planlanması Projesi” çerçevesinde planlanan bu projeler Türkiye açısından ayrı bir öneme sahip.
Kurumsal kapasitenin gelişimi malî işbirliği projelerinin diğer bir önemli hedefi olarak belirlenmiş. Örneğin, 2002 Mali İşbirliği Programı kapsamında yer alan bir alt bileşen ile Türkiye’de Bölgesel Çevre Merkezi (REC) kuruldu.
AB ile sürdürülen malî işbirliği programlamasının yanı sıra Hollanda gibi bazı ülkelerle devam eden ikili işbirliği projeleri de uyum sürecine katkı sağlıyor.
IPA: 2007 ve sonrası
AB’nin yeni finansal dönemi olan 2007-2013 döneminde tüm katılım öncesi ülkelere yönelik AB finansal desteği tek bir yapı altında toplandı ve Türkiye de bu yapıya dahil edildi. “Katılım Öncesi Yardım Aracı - Instrument for Pre- Accession Assistance (IPA) adlı yeni program, 1 Ocak 2007’de yürürlüğe girdi. Bu programın önceki destek mekanizmalarına göre en önemli farklarından biri çok yıllı programlama gerektirmesi. Bu çerçevede 2007-2009 döneminde AB’nin IPA fonlarından desteklenecek çevre altyapı projeleri, ÇOB tarafından hazırlanan ve Avrupa Komisyonu’nca onaylanan, “2007-2009 Çevre Operasyonel Programı”nın (ÇOP) uygulamaya alınması ile kullanılacak. Ayrıca, mevzuat uyumuna ve uygulamanın etkin yürütülmesine yönelik projeler için IPA’nın Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin (ABGS) koordinasyonunda yürütülen “Geçiş Desteği ve Kurumsal Kapasite” bileşeni geçerli olacak.
Çevre Operasyonel Programı’nda 2007-2009 döneminde hayata geçirilmesi programlanan çevre altyapı projelerinin toplam maliyeti 272 milyon 133 bin avro; bu tutarın 204 milyon 100 bin avrosunun, yani %75’inin IPA tarafından karşılanması planlanıyor. Türkiye’ye ayrılan IPA çevre bileşeni kapsamındaki fonun %66’sı içme suyu ve atık su, %28’i katı atık ve %6’sı da teknik yardım projelerine aktarılacak.
IPA kapsamında 2007-2009 döneminde 26 altyapı projesinin ve üç kurumsal/ teknik kapasite geliştirme projesinin gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Türkiye’nin Proje Yönetimi Kapasitesi
Türkiye’nin çevre alanında proje geliştirme ve uygulama kapasitesinin değerlendirilmesi istendiğinde tüm taraflar iyimser bir yaklaşım sergiliyor.
Gürdoğar Sarıgül, AB fonlarının özellikle teknik ve kurumsal yapılanma bileşeninin en önemli yardım araçları olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin bugüne kadar yürüttüğü 40-50 kadar kontratın katkılarının son beş yılda görüldüğünü vurgulayan Sarıgül, özellikle Çevre ve Orman Bakanlığı’nın güçlendiğinin, diğer bakanlıklar arasında politikaları oluşturan, yatırım planlarında çevre unsurlarını öne çıkaran bir konuma geldiğinin altını çiziyor.
ABGS adına konuştuğumuz Nurşen Numanoğlu, AB fonları ve ulusal bütçeden desteklenen tüm projelerin sadece kamu kurumları açısından değil sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler için de önemli bir deneyim olanağı sağladığını vurguluyor. Numanoğlu ayrıca, uyum için gerekli yatırımın yaklaşık 60 milyar avro olduğu değerlendirildiğinde, sağlıklı ve etkin programlama, proje ve finansman yönetimi mekanizmasının güçlendirilmesi yönündeki çabaların artan bir ivme ile sürdürüldüğünü kaydediyor.
ÇOB Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu ise kurumlar arası koordinasyonu güçlendirerek ve ilgili tüm çevresel paydaşların sürece katkı vermesini sağlayarak, çevre mevzuatının diğer sektörler ile bütünleştirilmesi, mevzuatın etkin uygulama mekanizmaları ile hayata geçirilmesi ve altyapı ihtiyaçlarının karşılanması gibi zorlu görevlerin üstesinden gelinebileceğini belirtiyor.
Bu iyimser yaklaşımın uygulamada hayat bulmasını ve AB sürecinin bütünsel ve sürdürülebilir çevre politikaları oluşturulması; çevre politikaları alanında şeffaf ve katılımcı mekanizmaların kurulması; etkin bir çevre yönetiminin hayata geçirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebilmesini diliyoruz.
Deniz Gümüşel, REC Türkiye Kapasite Geliştirme Programı Proje Yöneticisi
Ocak-Mart 2008
YEŞİL BAKIŞ
- Antroposen’e Hoşgeldiniz
- Dünya Caddesi İşgali
- Yaşam Dönüşümdür
- Doğal Tarımın Yolu – Felsefesi ve Uygulaması
- Küresel İklim Değişimi, Biyoenerji ve Enerji Ormancılığı
- Yeşil bilişim ile 7.8 gigaton sera gazı azaltımı mümkün
- Dünya Dün ve Bugün
- Klimatoloji ve Meteoroloji
MERCEK
- Belediyeler için adım adım sera gazı salım envanterleri
- İklim Değişikliğinin Farkında Ol!
- Çevre Adalet(sizliğ)i
- Yeni kurallar: yeni oyun
- Gelecek için Hareket Etmeli
- İklim Müzakereleri Rayına Oturdu Mu?
- Cancun'da ilk hafta müzakerelerinin sonuna gelirken...
- Aralık İklimi
KAPAK KONUSU
- Dünyadan iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- Türkiye'den iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- İklimler değişiyor, kentler değişiyor mu?
- Türk özel sektöründe karbon salım yönetimi
- Yeni Ev Ödevi: Karbon Yönetimi
- İklim değişikliğinde son düzlüğe girmeden Dünya ve Türkiye
- Hidroelektrik santrallerinin olası etkileri
- HES’lere karşı hukukun gücü





