Salı, Şubat 07, 2012
SÖYLEŞİ | Günümüzün ‘en büyük sorunu’ ile yüzleşirken
Share to Facebook Share to Linkedin 

Günümüzün ‘en büyük sorunu’ ile yüzleşirken

Jose Manuel Barroso

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun 12 Haziran’da Brüksel’deki ‘Yeşil Hafta’ açılış konuşmasında öne çıkan konular 

alt
ASOLAN BAŞARI: Barroso, Brüksel'deki Yeşil Hafta
sırasında öne çıkan konulardan birinin üstünde
özellikle duruyor.
(fotoğraf: zsolt bauer)

Roma Antlaşması’nın 50. yıl dönümünde Avrupa’nın başarılarına baktığımızda, şüphesiz, çevre koruma alanında gerçekleştirdiklerimiz, başarılarımız arasında.

Avrupalılar’ın derinden önemsediği politika alanlarında çözümler üreten bir Avrupa oluşturuyoruz. Nitekim, güncel bir Avrobarometre yoklamasına katılanların en az %72’si, Avrupa ölçeğinde daha çok çevresel karar alınması gerektiği görüşünde. Mesaj çok açık: Avrupa’nın çevresinin korunması söz konusu olduğunda, Avrupalı ‘daha çok Avrupa’ istiyor.

Avrupa büyüdükçe ve beraber geliştikçe, önemli bir ders aldık: çevremizi ve doğal kaynaklarımızı korumak bir lüks değil, aksine ekonomimizin sürdürülebilirliği için kaçınılmaz bir yatırım.

Ancak, elde ettiklerimizle yetinmemeliyiz. Avrupa’nın, hatta dünyanın, yapacak daha çok şeyi var. Gelecek nesiller için çevreyi korumak giderek zorlaşıyor.

Şüphesiz, bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük sorun iklim değişikliği. Bu sorun, ekonomik ve beşerî kayıplar sonucu küresel güvenliği tehlikeye düşürecek derecede etkili.

Şimdi eylem zamanı. Bilim camiasının önemli bir kısmı, küresel sıcaklığın sanayi öncesi döneme kıyasla 2° C’den fazla artmaması gerektiğini söylüyor. Bu aşılırsa, geriye dönüşü olmayan ve muhtemelen afet boyutunda küresel değişimler yaşanacak.

Komisyon’un, Avrupalı liderlerin Mart ayında onayladığı bütünleşik iklim değişikliği ve enerji paketi, net ve kararlı bir eylem stratejisi içeriyor. Avrupa ekonomisini, düşük–karbonlu bir gelecek doğrultusunda yapılandırmak önemli bir sorumluluk.

Şimdi bize düşen, bu paketi uygulamak için acilen harekete geçmektir. Bu da, uluslararası ortaklarımızı, bizi izlemeye ikna etmek ve 2012’de süresi dolan Kyoto Protokolü’nün yerini alabilecek yeni ve kapsamlı bir küresel iklim antlaşmasının müzakerelerini başlatmak demektir. 

“Avrupa büyüdükçe ve beraber geliştikçe, önemli bir ders aldık: çevremizi ve doğal kaynaklarımızı korumak bir lüks değil, aksine ekonomimizin sürdürülebilirliği için kaçınılmaz bir yatırım.” 

Öte yandan, iklim değişikliği en büyük tehdit olmakla birlikte, yaşadığımız diğer çevresel felaketleri gölgede bırakmasına meydan vermemeliyiz.

Özellikle, Avrupa’da ve dünya genelinde biyolojik çeşitliliğinin yok olmasının doğuracağı vahim tehlikeleri göz ardı etmemeliyiz. Bilindiği gibi, iklim değişikliği biyolojik çeşitlilik kaybını şiddetlendirmekte.

Biyoçeşitlilik, ekosistemlerin sağladığı ürün ve hizmetlerle ekonomimizin temelini oluşturuyor. Bu ürün ve hizmetler, insanların refahını sağlayan çok önemli yaşam-destek sistemleridir.

Doğal sermayemizi bu şekilde tüketmenin bedelini ödeyemeyiz. Bu yüzden Avrupa Birliği, sınırları dahilindeki biyoçeşitlilik kaybını 2010’a kadar durdurmaya kararlı. Hedeflerimiz iddialı, ama kalkınmamızın sürdürülebilir olmasını istiyorsak, bunlara ulaşmamız zorunlu.

Komisyon’un Biyoçeşitlilik Eylem Planı bu hedeflere nasıl ulaşılabileceğini anlatıyor, ancak çok daha fazla çabaya ihtiyaç duyulduğu da aşikâr.

Bu sorunların aynı zamanda -sadece ekonomik değil başka açılardan da- birer fırsat olduğunu akıldan çıkarmamalıyız.

Çevresel politika, Avrupa’nın hızla gelişen eko-teknoloji sektörünün itici gücü olmuştur. Bu sektör, gözden geçirilmiş Lizbon Büyüme ve İstihdam Stratejisi’ne önemli bir katkı sağlamaktadır.

Bugün bu sektör AB’de 3.4 milyon kişiyi istihdam etmektedir ve yıllık cirosu AB’nin gayrisafi yurtiçi hasılasının %2’sinden fazlasını oluşturmaktadır. Bu eko-teknolojilerin bazıları Parc du Cinquantenaire’deki Yeşil Hafta Fuarı’nda görülebilir.

Politik girişimlerden güç alan inovasyon, rüzgâr enerjisi gibi bazı çevresel teknolojilerde Avrupa’yı dünya önderi yapmıştır. İklim ve enerji paketimiz hayata geçirildiğinde, geleceğin düşük–karbonlu teknolojiler pazarındaki dinamik şirketlerin liderlik yarışı sayesinde, yeni bir eko-inovasyon dalgası ortaya çıkacaktır. Avrupa sanayii bu fırsata dört elle sarılmalıdır.

Sadece çevre açısından değil, insan sağlığının iyileştirilmesi açısından da önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu da, Avrupa sanayiinin hızlı büyüyen bir dizi sektörde dünya lideri olmasını sağlamış ve milyonlarca iş olanağı yaratmıştır.

Bununla birlikte halâ, başta iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve sürdürülemeyen yaşam tarzımız gibi temel sorunlarla karşı karşıyayız. Bütün çabalarımıza rağmen, sürdürülebilirlik yolunda sağlam adımlarla ilerlediğimizi henüz söyleyemeyiz. Avrupa Birliği’nin önündeki 50 yıla bakacak olursak, bu yolda ilerlemek gündemimizin en başında olmalıdır.

Temmuz-Eylül 2007

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       M+