Zorlu sular Tuna’yı bekliyor
UNDP-GEF girişimi olan 17 milyon dolarlık Tuna Bölgesel Projesi (DRP) sona eriyor. Tuna Nehri Uluslararası Koruma Komisyonu (ICPDR) icra sekreteri Philip Weller, havzanın karşılaşacağı zorlukları anlattı.
Tuna’da çevre açısından önemli gelişmeler sağlandı, ancak kalıcı nitelikte olumlu bir sonuca henüz ulaşamadık.
BM Kalkınma Programı-Küresel Çevre Fonu’nun (UNDP-GEF) yaptığı yatırımların başarılı olduğunu düşünüyorum. Fizikî çevrede çok büyük iyileşmeler sağlandı. Ancak daha önemlisi, bölgenin, karşılaştığı sorunlarla başa çıkma kapasitesi gelişti ve işbirliği mekanizmaları güçlendi. DRP olmasaydı, ICPDR bu denli güçlü bir kurum olamazdı. GEF’in projeden ayrılması aslında kötü değil, çünkü sorumluluğu ülkelere bırakıyor yeniden. Yürütülen etkinlikler için gerekli malî kaynakların büyük bölümünü zaten Tuna havzasında bulunan ülkeler sağlıyor; GEF’in malî katkı sı ise, değişimi kolaylaştıracak bir katalizör işlevi görüyordu.
Bu etkinliklerin en büyük başarısı; bir değişimin gerekli olduğu konusunda mutabakat oluşturması, bu değişim için gereken çabanın seferber edilmesini sağlaması ve nihayet kolaylaştırıcı bir işlev üstlenmesi oldu. GEF’in sağladığı kaynaklar, kurum ve bireyleri güçlendirdi, ve onların zaten yapabilecekleri işleri hayata geçirmelerini kolaylaştırdı.
Tuna ülkelerinin bundan sonra ne yapmaları gerekiyor?
Kirliliğin azaltılması için kararlar alınması, hem şirketlerin hem de hükümetlerin yatırımlar yapması lâzım. Arıtma tesisi bulunmayan yerlere bu tesisleri kurmak, ya da buralarda tarım politikaları ve uygulamalarını değiştirmek için kaynak aktarılması, böylece söz konusu bölgelerin yarattığı kirliliğin azaltılması gerekecek.
Hükümetlerin, nehir taşımacılığı ve hidro elektrik santral projelerinin çevreyi hesaba katmasını sağlaması; ve böyle projelerde, balık göç yolları veya buna benzer unsurlar için gerekli yatırımları yaptırması gerekecek. Prut Nehri, Tuna Deltası veya Sava Nehri havzası gibi aşağı Tuna’nın yan havzalarında yürütülen projeler için büyük ihtimalle dışarıdan kaynak sağlamamız gerekecek.
‘Hükümetlerin, toplum nezdinde itibar sağlamasa bile, kaynak ayırmak ve harekete geçmek konusunda istekli ve kararlı olduklarını ümit ediyorum.’
Şimdi [bölgedeki hükümetlere] söyleyeceğim şey şu, şimdiye kadar yapılanlar işin kolay kısmıydı. Ne olması ve neler yapılması gerektiğini, ne tür yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu AB Su Çerçeve Direktifi kapsamında irdeledik. Hükümetlerin, toplum nezdinde itibar sağlamasa bile, kaynak ayırmak ve harekete geçmek konusunda istekli ve kararlı olduklarını ümit ediyorum.
Peki bunun maliyeti ne olacak?
Hâlâ gerekli maliyeti netleştirmeye çalışıyoruz, ancak bütün Tuna Nehri havzası genelinde milyarlarca avroluk bir yatırım yapılması gerektiği kesin. Tabii iş parayla bitmiyor. Politika değişiklikleri belki o kadar pahalı değil ama gerçekleştirilmesi çok zor. Hükümetlerin, insanları n düşünüş biçimlerini, alışkanlıklarını ve yürütülen uygulamaları değiştirmesi gerekecek. Tarım, kentlerde konsantre ve hızlı çözünen deterjan kullanılması, kanalizasyon altyapısının yönetimi gibi alanlarda yeni yaklaşımlar geliştirilmesi gerekecek.
REC’in toplumsal katılım ve sivil toplum hibeleri boyutundaki katkısı ne tür yararlar sağladı?
REC’in bütün ülkelerde sahip olduğu gibi bir kapasiteye sahip başka bir kuruluş daha yok. REC’in yürüttüğü toplumsal katılım unsuru ulusal ölçekte çok olumlu örnekler oluşturdu. Pilot etkinlikler, üretilen materyaller, geliştirilen modeller çok yararlı oldu. REC’in yönettiği küçük ölçekli hibeler sayesinde çok yenilikçi ve ilginç işler ortaya çıktı ama bunları değerlendirmeli miyim, ya da nasıl değerlendirmeliyim bilemiyorum. Mevcut uzmanlığa gereksinim olduğu ortada, ancak görünüşe bakılırsa, artık Orta ve Doğu Avrupa’da duyulan ihtiyaç, REC’in kuruluşundan bu yana üstlendiği işlevden daha farklı. REC, bölgenin geçiş dönemini yaşadığı ilk yıllarda kaynakların seferber edilmesi, özellikle de sivil toplum kuruluşlarına yönlendirilmesi ve belli düzeydeki yetkililerin desteklenmesi açısından büyük önem taşıyordu. Bu rol değişti. Ben REC’i daha çok bir danışma kuruluşu gibi görüyorum artık. REC’in, rolü konusunda net olmasının önemli olduğunu düşünüyorum, ki böylece diğer STK’lar ve resmi kurumlar çok yaygın olduğu aşikâr bu uzmanlık ağından nasıl yararlanacağını bilebilsin.
REC’in katkısı
REC Green Horizon dergisinin Aralık 2006 sayısının Danube Watch bölümünde:
- sivil toplum hibeleri sayesinde Tuna Nehri’nde elde edilen çevresel iyileşmeler;
- sürdürülebilir nehir havzası yönetiminde toplumsal katılımının artırılması,
konularını bulabilirsiniz,
<http://gh.rec.org/gh-3.4.pdf>.
Ocak-Mart 2007
YEŞİL BAKIŞ
- Antroposen’e Hoşgeldiniz
- Dünya Caddesi İşgali
- Yaşam Dönüşümdür
- Doğal Tarımın Yolu – Felsefesi ve Uygulaması
- Küresel İklim Değişimi, Biyoenerji ve Enerji Ormancılığı
- Yeşil bilişim ile 7.8 gigaton sera gazı azaltımı mümkün
- Dünya Dün ve Bugün
- Klimatoloji ve Meteoroloji
MERCEK
- Belediyeler için adım adım sera gazı salım envanterleri
- İklim Değişikliğinin Farkında Ol!
- Çevre Adalet(sizliğ)i
- Yeni kurallar: yeni oyun
- Gelecek için Hareket Etmeli
- İklim Müzakereleri Rayına Oturdu Mu?
- Cancun'da ilk hafta müzakerelerinin sonuna gelirken...
- Aralık İklimi
KAPAK KONUSU
- Dünyadan iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- Türkiye'den iklim dostu yerel yönetim uygulamaları
- İklimler değişiyor, kentler değişiyor mu?
- Türk özel sektöründe karbon salım yönetimi
- Yeni Ev Ödevi: Karbon Yönetimi
- İklim değişikliğinde son düzlüğe girmeden Dünya ve Türkiye
- Hidroelektrik santrallerinin olası etkileri
- HES’lere karşı hukukun gücü





