Salı, Şubat 07, 2012
YEŞİL BAKIŞ | Yasal Boyut | Enerji verimliliği kanunu ve gelinen nokta
Share to Facebook Share to Linkedin 

Enerji verimliliği kanunu ve gelinen nokta

Arif Künar Süreçteki gecikmeler, bütün kurumların sorumluluğu

Nisan 2004'te Türkiye Enerji Verimliliği Stratejisi, 2 Mayıs 2007'de Enerji Verimliliği Kanunu büyük heyecan ve umutla çıkarıldı. Ardından, 2008 başlarında kamuda uygulanmak üzere, Başbakanlık Enerji Verimliliği Genelgesi yayımlanarak 'ENVER Projesi' başlatıldı. 2 Mayıs 2008'de yayımlanacağı açıklanan Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına İlişkin Yönetmelik ise 25 Ekim 2008'de tarihinde yayımlandı. Bu yönetmelikle yetkilendirmeyi bekleyen enerji verimliliği danışmanlık firmaları ise, 14 Temmuz 2009'den itibaren yetki almaya başladı.

pyloneBu gecikme, zaman kaybı ve gerçekleşememe konusunda; sektörde beklenti içinde olan tüm uygulama-cihaz firmaları, enerji verimliliği danışmanlık firmaları ve adayları, uygulamalardan-mevzuatlardan sorumlu kamu temsilcileri, üniversiteler, meslek odaları, sektör dernekleri, sivil toplum kuruluşları vb. herkes belli ölçekte sorumludur; kimse tek başına 'müsebbib' değildir.

Gelinen bu noktada; sektör temsilcilerinin birbirini suçlaması ve 'işaret" etmesiyle ülke ve toplum olarak zaman kaybetmek yerine; somut çözümleri tartışmak, ortak akılla hareket etmek gerekiyor. Hepimiz aynı gezegende, ülkede yaşadığımıza göre, hem sürekli artan enerji fiyatlarından hem de 'iklim değişikliğine' yol açan sonuçlarından kurtulmak için hızlı hareket etmeliyiz. Peki, ne yapmalıyız? Gerekenleri sıralamaya çalışırsak:

- Ülkemizin en önemli sorunu olan enerji krizini, en kısa ve ucuz yoldan hızla çözmek için, devletimizin ve hükümetimizin bütün dikkat, çalışma, altyapı, kapasite, personel, yatırım ve teşvik mekanizmaları; öncelikli ve acil olarak 'enerji verimliliği' üstüne odaklanmalı ve yoğunlaştırılmalıdır.

- 'Enerji verimliliği'nin oluşturulması ve geliştirilmesiyle görevli olan Enerji İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü (EİE), çok dar ve tecrübesi kısıtlı kadrosunun özveriyle çalışmasına rağmen yeterli olamıyor. EİE, Enerji Yönetici Eğitimi verilmesi, ilgili mevzuatların ve yönetmeliklerin hazırlanması, bunların sektörlere ve halka yayılması, tanıtılması, kamuda örnek etüt-proje yapılması, yetkilendirilmiş Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketleri'nin yapacağı etütlerin, verimlilik artırıcı projelerin, enerji yöneticisi eğitimlerinin kontrolü gibi, birbirinden farklı birçok konuda sorumluluk üstlenmiştir. EPDK oluşumuna, yapılanmasına benzer hızlı bir 'yeni yapılanma' ile 'kapasite geliştirme' uygulamasına başlanmalıdır.

- EİE, makro düzeyde sadece strateji ve mevzuat oluşturma ile denetleme görevlerini sürdürüp; eğitim verme, etüt gibi uygulamaları yetkilendirdiği kuruluş ve şirketlere ivedilikle devretmelidir.

- Hali hazırda enerji yöneticisi kurslarını özel sektöre, üniversite ve meslek odalarına devretmek üzere yetkilendirmeler yapılıyor. Ancak, üniversiteler ve MMO, EMO gibi meslek odaları, uygulamalar için gereken yeterli altyapıya henüz sahip olamadığı ve yetkilendirilmiş enerji verimliliği danışmanlık firmaları da bu yatırımı yapamayacağı için; eğitimlerin verilmesinde ciddi bir sorun oluşmuştur. Bu yüzden, ya EİE ile ya da Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu (EVKK) olarak; başta İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Gaziantep gibi sanayi şehirlerinde uygulama laboratuarları ivedilikle kurulmalıdır. Altyapısı belli ölçekte hazır olan üniversiteler, meslek odaları ve firmalar bu aşamada desteklenebilir.

- Mevcut EVKK'nın, içine ilgili sektör dernekleri de alınarak daha aktif, sık aralıklarla bir araya gelen ve pratik olarak da etkin olacak yeni bir yapılanma içine girmesi gerekiyor.

- Enerji ithalatına 2007'de ödenen 36 milyar doların, sadece %10'u ile 3.6 milyar dolarlık, en azından bir kereye mahsus, sıfır kredili teşvik mekanizması geliştirilerek, sanayide ve binalarda yaklaşık 10 milyar dolarlık bir tasarruf sağlanabilir. Her yıl harcadığımız bu 10-25 milyar dolarlık tasarruf potansiyelimiz, kendini 2-3 yılda geri döndürebilir ve bu para hep ülkemizde kalır. Bu da, çok ciddi bir yan sanayi, yetkili enerji verimliliği danışmanlık firmalarının ve enerji mühendisliğinin gelişmesi, ve artan istihdamla birlikte, ülke çapında zincirleme bir gelişme sağlar.

- AB, BM, WB gibi birçok kredi, finans, hibe kuruluşu ülkemize bu konuda destek arayışı içinde. Bu kaynakların EİE ve EVKK tarafından bir merkezden yönetilmesi, koordine edilmesi ve doğru-öncelikli projelere aktarılması sağlanmalı.

- 2 Mayıs 2009'da uygulamaya giren, Binalarda Enerji Yöneticiliği Hizmeti, istenen amaçlara hizmet edememiş; en düşük hizmet teklifi verenlere, sadece yasak ve ceza savmak üzere, kâğıt üstünde imza atılarak verilen; ne işletme sahibine, ne de ülkemize hiçbir şekilde enerji verimliliği sağlamayacak olan bir uygulamaya dönüşmüştür. Bu uygulamanın, hem EİE hem de meslek odaları ve sektör dernekleri tarafından denetlenmesinin, etik kurallarının ve hizmet standartlarının belirlenmesi gerekiyor.

- Kanun ve yönetmeliklere göre OSB'lerde enerji yönetim birimi oluşturulması zorunlu. Ancak bu birimlerin kendilerin ön-etüt, ölçüm-detaylı etüt ve VAP uygulamaları yapmaları, hem nicelik hem de nitelik açısından mümkün gözükmüyor ve doğru da değil. Bu durumda, danışmanlık ve ölçüm-etüt-VAP hizmetleri dışarıdan alınmalı, oluşturulan birim de, bunları organize etmeli ve denetlemelidir.

- Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmeliği, Madde 9'da ifade edilen harici enerji yöneticiliği danışmanlık hizmetinin, sadece ticari-kamu binaları için uygulanabilir olması, sanayide 'işletme körlüğü'nün aşılması önünde ciddi bir engel oluşturuyor.

- Yine aynı maddede bahsedilen, yüksek enerji tüketen işletmelerde kurulması istenen enerji yönetim sisteminin ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair ayrıntıların olmaması belirsizliklere yol açıyor.

- 5 Aralık 2009'da yürürlüğe girecek olan, Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği ve bunun uygulanabilmesi için gereken performans kriterleri ve bina enerji performans hesaplaması konusunda, kamunun öncüğünde üniversiteler, enstitüler tarafından tarafsız, bağımsız ve kapsamlı-yetkin, sektörde tartışılmayacak bir yöntem yerine; tam tersine tartışmalara çok açık bir yol izlenmiştir. Kendisi de, aynı kriter, performans ve hesaplama yazılımını kullanacak olan bir firmaya, 6 ay gibi bir kısa sürede, ülkemizin kaderini belirleyecek kapsamda ulusal bir yazılım ihale edilmiştir. Tüm AB ülkelerinde de, aynı yazılımı kullanacak olan ESCO ve-veya özel bir firmaya yaptırılmayan bu uygulama, hem ülkemizin hem de uygulamaların saygınlığına, çıktıların sağlıklı olup-olmadığına dair tartışmaları beraberinde getirecek.

Arif Künar, EDSM Enerji

Temmuz-Eylül 2009

Dikkat, yeni pencerede açar PDFYazdırE-posta
 
© 2010 BÖLGESEL ÇEVRE MERKEZİ - REC TÜRKİYE       M+